Karaman Mevlevihanesi Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

21

Karaman Mevlevîhânesi. Karaman’da XIV. yüzyılda kurulan, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin annesiyle ağabeyinin medfun bulunduğu Mevlevi tekkesi.

Tarihte Kalemiye Zaviyesi, Ağa Tekkesi (Ak Tekke). Mâder-i Mevlânâ (Valide Sultan) Türbe ve Camii gibi çeşitli adlarla anılan Karaman (Lârende) Mevlevîhânesi, Mev­lânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin annesiyle bazı aile yakınlarının burada gömülmesinden dolayı Mevlevî zaviyeleri arasında çok önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple şeyh­lik makamında hep Mevlânâ’mn soyun­dan bir çelebi bulunmuş ve âdeta Mevle-vîler’ce mutlaka ziyaret edilmesi gerekli bir makam niteliği taşımıştır. Karaman’ın Ali Şahne (bugün Alişahane) mahallesin­de, Gazipaşa ile Mehmetbey caddeleri arasında yer alan mevlevîhâne Eflâkî’den intikal eden rivayete göre, Mevlânâ’nm torunu Ulu Arif Çelebi’nin müridi Kalemioğlu Ahî Mehmed Bey tarafından şeyhi­nin emri üzerine 710-720 (1310-1320) yılları arasında Mevlânâ’nın annesi Mü’mine Hatunla ağabeyi Muhammed Alâeddin’in mezarlarının bulunduğu yerde kurulmuştur. Mevlevîhâne Karamanoğulları ve Osmanlılar döneminde çeşitli yeni­lenme, onarım ve ilâvelerle büyütülmüş ve yapılan vakıfla büyük bir külliye haline gelmiştir.

Mevlevîhâneye ait en eski vakıfname­lerden biri olan 754 (1353) tarihli Kara-manoğlu Mevlevî Mirza Hali! Yahşi Bey’in Arapça vakfiyesinde, Mirza Halil Bey’İn Kalemioğlu Ahî Mehmed Bey’in yaptırdı­ğı zaviyeye bir değirmenle bir tarla vak­fettiği, şehid edilen oğlu Seyfeddin Sü­leyman Bey’in mezarının zaviyenin kıble tarafının hemen yakınında bulunduğu kaydedilmektedir. Karaman Tarihi mü­ellifi Şikârı de Seyfeddin Süleyman Bey’in Divanoğlu Medresesi’nin yanındaki Kale­miye Zaviyesi Türbesi’nde Mevlânâ’nın annesinin yanına defnedildiğini söyler. Mevlânâ’mn Karaman’a gelişinden kısa bir süre sonra vefat eden ilk eşi ve Sultan Veled’in annesi Gevher Hatun’un, vakfiye­de adı geçen Karamanoğlu Seyfeddin Sü­leyman Bey’in kabirlerinin burada olduğu nakledümekteyse de yerleri tam olarak belli değildir.

Karamanoğlu Mirza Halil Bey’in küçük oğlu Alâeddin Ali Bey 769 (1367-68) ta­rihli vakfiyesinde babasının yaptırdığı, amcasının merkadinin de bulunduğu zavi­yenin kıble tarafında bir zaviye daha yap­tırılmasını istemiş, Mevlânâ’nın adına in­şa edilen bu vakıf onun soyuna şart koşul­muştur. Seyfeddin Süleyman Bey’in yap­tırdığı hamam da buraya vakfedilmiş, yapıların giderleri çeşitli çiftliklerle Sele-rek köyünden sağlanmıştır. Bugün cüm­le kapısının üstündeki kemer alınlığının içinde bulunan 60 x 50 cm. ebadında. Ka­raman devri sülüsüyle yazılı beş satırlık Arapça kitabe 772 (1370-71) tarihli olup bu tarih Alâeddin Ali Bey’in inşasını iste­diği zaviyenin tamamlandığı yıl olmalıdır. Kitabeden, Alâeddin Ali Bey’in bir zaviye ile kardeşi Seyfeddin Süleyman Bey için de bir kabir yapılmasını arzu ettiği anla­şılmaktadır. Halil Ethem Eldem ve M. Ze­ki ûral gibi bazı yerli ve Max van Berchem gibi yabancı tarihçilerin, Karamanoğullan devrine ait bu kitabedeki Alâeddin Ali ile Mirza Halil arasındaki “ibn” kelimesini atlamaları, Alâeddin Ali Bey’in yaptırdığı eserlerin babası Mirza Halil Bey’e atfedilmesi gibi büyük bir hatanın doğması­na sebep olmuştur.

Karaman Osmanlılar’a geçtiğinde kül­liye harap bir haldeydi. Bu durum Kanunî Sultan Süleyman zamanına kadar devam etmiş, bu dönemden XVIII. yüzyılın son­larına kadar çeşitli inşa ve onarımlarla XVII, yüzyıl Osmanlı mimarisinin özelliği­ni taşıyan şu andaki şeklini almıştır. Os­manlı devrinde yapılan türbemescid semahanenin cümle kapısının üstüne Alâ­eddin Ali Bey’in inşa ettirdiği 772 (1370-71) tarihli Karamanoğlu Zâviyesi’nin ki­tabesi yerleştirilmiştir.