Kara Davut Paşa Kimdir, Hayatı, İdamı, Hakkında Bilgi

28

(ö. 1032/1623) Osmanlı sadrazamı, Sultan II. Osman’ın katili.

Aslen Bosnalıdır. Enderun’da yetişti: burada sırayla çuhadar, kapıcıbaşı ve başkapıcıbaşılığa kadar yükseldi (1600). Eylül 1604’te Rumeli beylerbeyiliğine ge­tirildi, birkaç gün sonra da kendisine ve­zirlik rütbesi verildi. Ertesi yıl Kastamo­nu muhafızlığına, daha sonra Anadolu’­daki Celâli eşkıyası üzerine serdar tayin edildi. Sefer levazımının tamamlanması için mîrî hazineden yardım talep edince sefere gitmeyen timar ve zeamet sahip­lerinin hederlerinin tahsil edilerek se­fer mühimmatının tamamlanması hu­susu emvâl-i sultanî defterdarı olarak Hasan Beyzâde’ye havale edildi. Ancak Anadolu muhafızı Nasuh Paşa’nın 1605 Kasımında Bolvadin’de Celâlî Tavil’e ye­nilmesi ve İstanbul’a gelerek padişahı sefere teşvik etmesi üzerine I. Ahmed Dâvud Paşa’yı serdarlıktan aldı ve Ana­dolu seferine bizzat çıkmaya karar ver­di. Bu sırada padişahla birlikte Bursa’-ya gelen vezirler arasında Dâvud Paşa da vardı.

Padişahın Bursa’ya geldiğini duyunca buraya kadar gelen sipahi zorbaları Sadâret Kaymakamı Sofu Sinan Paşa ara­cılığıyla suçlarını affettirdiler. Böylece affedilen sipahilerin bir kısmı, başların­da Dâvud Paşa olduğu halde Bursa ile Bolu arasında kalan bölgeyi korumak üzere Kütahya’ya gönderildiler. Bu ara­da III. Mehmed’in kızıyla evlenen Dâvud Paşa Ağustos 1606’da vezâretle Rume­li beylerbeyiliğine tayin edildi ve Sofya muhafızlığında bulundu. Fakat bir süre sonra İstanbul’a dönerek kubbe vezirle­ri arasında yer aldı. Aynı yıl İzmit mu­hafızlığına gönderildi, daha sonra Dîvân-ı Hümâyun’da dördüncü, üçüncü ve ikinci vezirliğe yükseldi. 1616 yılı başlarında tekrar Rumeli beylerbeyiliğine tayin edil­di ve bu sıfatla aynı yıl Sadrazam Öküz Mehmed Paşa’nın Revan Seferine ka­tıldı.

I. Mustafa’nın tahta çıkısında, kız kar­deşinin kocası olması dolayısıyla, hanı­mının isteği üzerine Kasım 1617’de kaptan-ı deryalığa tayin edildi. Ancak II. Os­man’ın tahta çıkmasından sonra hem kaptan-ı deryalıktan hem de vezirlikten azledilerek önce Rumeli beylerbeyiliği­ne, ardından Silistre paşalığına getirildi. Uzunca bir süre mâzul kaldıktan sonra tekrar Rumeli beylerbeyiliğine tayin edil­di. II. Osman’ın Hotin seferine (1621-1622) bu sıfatla katıldı ve seferde ordunun çar-hacı’lığı görevini yaptı. Seferden dönüş­te ordu Edirne’ye geldiğinde Dâvud Pa­şa’nın Rumeli beylerbeyi olarak burada katması ferman edildi, ancak 1622 Ocak ayının sonlarında Köstendil sancak be-yiliğine tayin edildi. Fakat görev mahal­line kendisi gitmedi, yerine mütesellim gönderdi.

19 Mayıs 1622’de Sultan Osman’ın tahttan indirilip yerine I. Mustafa’nın ikinci defa hükümdarlığa getirilişinin er­tesi günü Valide Sultan’ın iltimasıyla sad­razam oldu. Hatta sadrazam olur olmaz II. Osman’ın hapsedildiği Orta Cami’ye giderek hemen onu boğdurtmak iste­diyse de başaramadı. Daha sonra Sultan Mustafa’yı Topkapı Sarayfna nakleden Dâvud Paşa II. Osman’ı bir pazar araba­sına koyarak âsilerin eza, cefa ve hakaretleriyle Yedikule’ye hapsetti. Sultan Osman’ı getiren asker dağıldıktan son­ra kethüdası Ömer, cebecibaşı ve suba­şı kethüdası Kelender Uğrusu ile birlik­te Yedikule zindanlarının kapısını kapat­tıktan sonra akşama doğru II. Osman’ı kementle boğdu. Hatta işlediği cinayeti ispat için Sultan Osman’ın bir kulağını kesip cebecibaşı ile Valide Sultan’a gön­derdi.

II. Osman’ın öldürülmesi İstanbul’da ve Anadolu’da büyük karışıklıklara se­bep olmuş, Dâvud Paşa ancak yirmi dört gün kadar kalabildiği sadrazamlıktan 13 Haziran 1622’de azledilmiştir. 1623 yılı başlarında üst üste ayaklanan sipahile­rin Sultan Osman’ın kanını dava ederek Dâvud Paşa’nın idamını istemeleri üze­rine onunla birlikte suç ortaklan olan Kelender Uğrusu ve cebecibaşı I. Mus­tafa’nın fermanıyla Yedikule’ye hapse­dildiler. Dâvud Paşa iki gün sonra bura­dan alınarak Cellât Çeşmesi Önüne geti­rildi, başı kesilmek için cellâdın önüne çökertildiği sırada koynundan I. Musta­fa’nın Sultan Osman’ın Öldürülmesine dair hatt-ı hümâyunu ile kazaskerlerin yine maktul sultanın katledilmesi yolun­da verdikleri fetvayı çıkarıp feryada baş­ladı. Karısının para yedirdiği cellâtbaşı da idam hususunda ağır davranınca ka­rışıklık başladı, para ile tutulmuş on ki­şi kendisini oradan kaçırarak Orta Cami’ye getirdiler. Dâvud Paşa burada sad­razam gibi davranarak adamlarına terakkî ve bahşişler dağıttı, ayrıca mansıblar tevcih etti.

Ancak daha sonra Sultan Mustafa’nın fermanıyla Orta Cami’den alındı. II. Os­man’ı bindirdiği pazar arabasıyla tekrar Yedikule’ye getirilerek hapsedildi ve Sul­tan Osman’ın öldürüldüğü yerde suç or­tağı Kelender Uğrusu ile birlikte katle­dildi. Cesedi Aksaray’daki Murad Paşa Camii hazîresine defnedildi. Kitâbesiz taşı ile Millet caddesine bakan mezarı hemen dikkati çekmektedir.

Hain, zalim, kezzâb gibi lakaplarla da anılan Dâvud Paşa işlediği cinayet yü­zünden halkın büyük lanet ve nefretini kazanmış, halk arasında “padişah kati­li” diye şöhret bulmuştur. Buna karşılık bazı hayratı da vardır. Murad Paşa Camii’nin şadırvanı İle çeşmesi onun tara­fından yaptırılmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi