Kanun – Bilimde Hipotez-Kanun-Teori İlişkisi

“Kanun, sebep denilen bir olayla, sonuç denilen sonraki olay arasında bulunan değişmez ve zorunlu ilişkiyi bildiren hükümdür.”  Diğer bir ifade ile “ilmî kanun, (fizikî, biyolojik, psikolojik, sosyal) herhangi bir realitede meydana gelen olayların, tesadüfî faktörlerin etkisinden ayrı olarak, dayandıkları, değişmez (yani her zaman ve her yer için geçerli olan) sebep-sonuç ilişkilerinin kesin ve kantitatif ifadesidir. Şu halde, ilmî kanunlara varma, tesadüfî faktörlerin etkisini gidermek ve faktörlerin etkisini kantitatif olarak tespit etmek suretiyle izlenebilecek bir yoldur.”

Hipotezin deneyle test edilmesi sonucunda kanuna varılır. Genelde kanun, tabiat bilimleri için sözkonusudur. Zira tabiat bilimleri arasında yer alan fizik, kimya ve biyoloji konuları en yalın bilimler oldukları için deneye müsaittirler. Halbuki, psişik ve sosyal olaylarla ilgili kanun şeklinde bir hüküm ortaya koymak mümkün değildir. Psikoloji ve sosyolojinin kanunları hep tartışmalıdır. Fizik, kimya, biyolojideki kanunların değişmezliğini ve kesinliğini psikoloji ve sosyolojide bulmak mümkün değildir.  Sosyal varlık alanının özelliği gereği (üç boyutlu olmaları, aynen tekrar edilmezlikleri, sürekli değişme halinde bulunmaları) onun mutlak kanunlarına varmak mümkün olamamaktadır. Bu nedenle sosyal varlık alanı için teorilerden sözetmek mümkündür.

Kanun – Bilimde Hipotez-Kanun-Teori İlişkisi