Kalıcılık ve Değişme Problemi

Kalıcılık ve Değişme Problemi
Küçük Asya’daki (bugünkü Türkiye’nin güneybatısındaki) Yunan
kenti Milet’ten gelen Thales (M. Ö. 636? – 546?)’le başlayacak
olursak, ilk Yunan filozofları “Gerçeklik nedir?” sorusuna vermiş
oldukları cevaplarda, iki etmenin önemini vurgulamışlardır.
Bunlardan birincisi değişmenin Doğanın temel bir yönü gibi göründüğü,
ikincisi ise gerçekliğin belirli kalıcı ve değişmez veçheleri
olduğuydu. Çevremizdeki herşey her an değişmektedir. Fakat
evrende, bu türden değişmelere rağmen, varolan şeylerin gerisinde
kalıcı değişmez bir malzeme ya da yapı var gibi görünmek tedir.
İlk metafizikçileri bekleyen problem, gerçekliğin kökten bir
biçimde farklı olan bu iki boyutunu açıklama problemiydi.
Thales’le izleyicileri Anaximandros ve Anaximenes, görünen
tüm değişmelerin gerisinde, gerçek ve değişmez bir öge bulunduğunu
öne sürmek suretiyle, gerçekliğe ilişkin olarak birtakım
açıklamalar getirmeye, belli yorumlar geliştirmeye koyuldular.
Değişmeler sadece görünüştedir. Gerçeklik, farklı zamanlarda
farklı görünümler altmda ortaya çıksa da, temelde tek bir şeydir.
Gerçeklik Thales için su ya da nem, Anaximandros için “sınırsız”
ya da “sonsuz”, Anaximenes içinse havaydı. Ama bu üç filozoftan
tek tek her biri, görünen dünya ne kadar değişirse değişsin,
gerçek dünyanın aynı kaldığında ısrar etti.
Bu teorilerle ilgili olarak ortaya çok geçmeden birtakım güçlükler
çıktı. Evrendeki herşey her zaman değişiyor idiyse eğer, ev –
renin fiilen kalıcı, gerçek ve değişmez bir yönü olabilir miydi?
Ve gerçeklik fiilen değişmiyorsa ve değişmez idiyse eğer, onun
görünen değişme olgusuyla nasıl bir ilişkisi olabilirdi ve o nasıl
olur da değişen dünyayı açıklayabilirdi? İlk filozoflar bu problemleri
derinlemesine inceledikçe, değişme ve kalıcılık/süreklilik
onlara birbiriyle bağdaşmaz göründü ve bu filozoflar,
gerçekliğin ya biri ya da diğeri, ya sürekli değişiyor ya da tam
olarak değişmez olması gerektiğini düşündüler.