Kaimi Kimdir, Hayatı, Edebi Kişiliği, Hakkında Bilgi

36

Kâimî (ö 1102/1691) Bosnalı mutasavvıf şair.

Asıl adı Hasan olup Kâimî Baba diye de bilinir. Kâimî mahlasını kırk gün boyunca ayakta halvet halinde kaldığı için almıştır. Hayatıyla ilgili bazı menkıbelerde mahla­sının Slavca “ka’i mi” bizim gibi sözün­den geldiği de belirtilmektedir. Avusturya ordusunun 1697’de Saraybosna’ya yap­tığı saldırı sırasında çıkan yangında tarihî

belgeler yok olduğundan hayatı hakkın­da fazla bilgi edinilemeyen şairin 1628 -1638 yılları arasında Saraybosna’da doğ­duğu kabul edilmektedir. İlk öğrenimin­den sonra Sofya’ya giden Kâimî, Uziceli Şeyh Muslihuddin’den icazet aldı; ardın­dan İstanbul ve Konya’ya gitti. Daha son­ra Saraybosna’ya dönerek Sinan Ağa Tek-kesi’ne şeyh oldu. Kaimîbu Kadiri tekke­sinin adı bilinen ilk şeyhidir. Aynı zaman­da kendi evinde 1078’de (1667-68) kur­duğu bir Halvetî tekkesinin de şeyhliğini yürüttü.

Birçok mahallî yazar ve menkıbe. Ha­san Kâimî’den sevilen bir hatip ve 1093 te (1682) Saraybosna’da vuku bulan halk ayaklanmasının önderi olarak bahseder. Ancak onun bu isyana katıldığını doğrulayan bir belge yoktur. Kâimî, muhteme­len şehrin ulemâsı ile anlaşmazlığa düş­tüğünden İzvornik’e (Zvornik) sürgüne gönderildi ve orada vefat etti. Şeyhî ve Safâî’ye göre ölüm tarihi 1090’dır (1679). Fakat şiirlerinde tasvir ettiği tarihî olayla­ra göre vefat tarihinin 1690 -1691 yılları olması gerekir ki çağdaş araştırmacılar da bu tarihi benimsemektedir. Kâimî’nin türbesi bölgedeki önemli ziyaret yerlerin­den biriydi.

XVIII. yüzyılın Boşnak şairlerinden Meh­med Meylî İle XIX. yüzyılda yaşamış Şâkir Muîdîzâde, Kâimî hakkında gazeller yaz­mışlardır. Osman Aziz’in XIX. yüzyıla ait “Ago Saric” adlı hikayesiyle çağdaş Boş­nak yazarlarından Derviş Susİç’İn Kaimi­ja adlı eserinin kahramanı olarak şairin ele alınması hâtırasının Bosna coğrafya­sında canlı olduğunu göstermektedir.

Osmanlı Türkçesi ile yazdığı şiirlerinde döneminin siyasî olayları yanında vahdet-i vücûd nazariyesine de yer veren Kâimî’­nin bazı beyitlerinde ilm-i cefr yoluyla gelecekten haber verdiğine inanılmıştır. Aruz ve hece vezniyle yazdığı Dîvân’ı Vâridât’tan daha çok şiir ihtiva eder. Kla­sik gazellere göre uzun olan ve tevhid te­masını işleyen bu şiirlerin çoğu tekke şii­rine yakındır ve genellikle Abdülkâdir-i Geylânî için yazılmıştır. Varidat diye ad­landırılan ikinci divanı uzun kasidelerini ihtiva eder. Bundan dolayı nüshaları ge­nellikle Kasidâl-ı Kâimî adını taşır. Eser­de kasideler dışında birkaç gazel, terki-bibend, terciibend ve mesnevi de yer alır. Başta İstanbul ve Saraybosna olmak üze­re Zagreb, Belgrad, Paris, Cambridge, Va­tikan. Baku. Bratislava, Tübingen, Upsa-la, Taşkent, Marburg ve Kahire’deki kü­tüphanelerde bu iki divana ait 100 civarında nüsha bulunmaktadır. Ayrıca Arap harf­leriyle Boşnakça olarak biri Girit’in fethi için, diğeri tütün aleyhine olmak üzere iki uzun manzumesi vardır. Jasna Samic. Kâimî’nin hayatı ve şiiri üzerine hazırladığı doktora tezinde.Fransızca tercümeleriyle birlikte çeşitli şiirlerine yer vermiştir.

TDV İslâm Ansiklopedisi