Kahire İslam Eserleri Müzesi / Methafti’l-fenni’l-İslami

Methafti’l-fenni’l-İslâmî. Kahire İslâm Eserleri Müzesi.

Hidiv İsmail Paşa’nın emriyie kuruluş hazırlıklarına başlanan müze, 1297 (1880) yılında Dârü’l-âsâri’l-Arabiyye adıyla Hâ­kim Camii’nin doğu eyvanında faaliyete geçmiş, 1903’te Bâbülhalk (Ahmed Ma­hir) Meydanı’nda dönemin Avrupai mü­zecilik anlayışına göre inşa edilen özel bi­nasında ziyarete açılmıştır; adı 1952 yı­lından beri Methafti’l-fenni’l-İslâmî’dir.

Başta Kahire olmak üzere ülkenin her tarafından toplanan İslâm sanat eserle­rinden meydana gelen koleksiyonlarının büyük bir kısmını özellikle cumhuriyet ön­cesi kraliyet ailesinin ve bazı sanat sever­lerin bağışları oluşturmaktadır. Müzenin koleksiyonlarını arttırmak ve zenginleş­tirmek amacıyla 1910 yılında kazı çalış­malarına başlanmış ve Asyût’un güney­batısındaki Derneke’deyapıian İlk kazılar­da çok zengin mensucat kalıntıları bulun­muştur. Müze en büyük kazısını Fustat harabelerinde yapmış ve ortaya çıkardığı, birçoğu İslâm dünyasında en eski olma özelliği taşıyan madenî, ahşap, cam, çini, pişmiş toprak vb. eşya örnekleriyle halı parçalarını vitrinlerinde teşhir etmiştir.

Müzenin yirmi beş salonunda sergile­nen eserlerin depolardakilerle birlikte toplam sayısı 100.000’in üstündedir. İs­lâm’ın başlangıcından XIX. yüzyılın so­nuna kadar geniş bir dönemi kapsayan bu eserler çoğunlukla Mısır kaynaklı olup silâhlar, mücevherler, halılar, kumaşlar, yazma kitaplar, öiçü ve tartı aletleri, sik­ke ve madalyalar, ahşap, metal, taş, çini, pişmiş toprak ve cam eserler gibi seksi­yonlar halinde sınıflandırılmıştır. En zen­gin koleksiyonlardan biri olan çini ve piş­miş toprak (seramik) çanak çömlekler ge­nellikle Fustat’taki kazılarda bulunmuş­tur; ayrıca Irak, İran. Suriye, Anadolu, Ku­zey Afrika, Endülüs ve Çin’den gelenlerin de sayısı fazladır. Çeşitli örnekler, müslü-man ustaların Çin yapım ve bezeme tek­niklerini başarıyla taklit ederek yeni çini tipleri ürettiklerini göstermektedir. Cam eşya seksiyonunda, çoğu Sultan Hasan Camii’nin kullanılmayan bölümlerinden çıkarılan XIII-XV. yüzyıllara ait çok sayıda kandil mevcuttur. Ayrıca Fustat kazıla­rından eide edilen ve diğer bölgelerden derlenen cam kaplar da yekûn tutmakta ve bunlar İslâm dünyasında cam sanatı­nın gelişimini ortaya koymaktadır. Taş ve alçı işleriyle ilgili bölümde kûfî ve nesih yazılı çok sayıda mezar taşı ile Fatımî ve Memluk dönemi bina duvarlarının süs­lenmesinde kullanılan büyük paneller bu­lunmakta, özellikle renkli mermer, ku­vars, akik gibi taşlardan oyularak yapıl­mış çeşitli kaplar ve vazolar dikkat çek­mektedir. 50.000 civarında parçadan olu­şan sikke ve madalya koleksiyonu çok nâ­dir örnekler ihtiva etmektedir; bunların en eskisi 77 (696) yılına ait bir dinardır. Ölçü ve tartı aletleriyle mühür koleksiyo­nu, İslâm tarihinin farklı dönemlerindeki ekonomik gelişmelerin takibine ve yöne­tici isimlerinin kronolojik olarak belirlen­mesine imkân vermektedir. Birçok kapı, pencere, mimari unsur ve mobilya barın­dıran ahşap eserler seksiyonu dünyaca ünlüdür. Halı-kilim seksiyonu da dünya­nın nâdir koleksiyonlarından biri sayılır. Müzede ünlü Memluk halılarının yanı sı­ra Anadolu, Kafkasya, İran ve Orta Asya halıları sergilenmektedir. Çoğu Kur’ân-ı Kerîm’lerden oluşan müzedeki yazma ki­taplar seksiyonunda ciltçilikle ilgili mal­zemeler ve ilk İslâmi cilt örneklerinden bazıları da yer almaktadır. Silâh koleksiyo­nunda daha çok Memlûk, Osmanlı ve İran yapımı silâhlarla zırhlar bulunmaktadır.

Müzedeki seksiyonlar için çeşitli kata­loglar yayımlanmış olup başlıcaları şun­lardır: