Kadirhane Tekkesi -Tophane- Tarihçe, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

68

Kaadirihane Tekkesi. İstanbul Tophane’de 1040’ta (1630) tesis edilen, Kâdîrîyye tarikatının âsitânesi olan tekke.

Beyoğlu ilçesinin Tophane semtinde Kadiriler Yokuşu üzerinde yer almaktadır. Hacı Pîrî adlı bir kişi tarafından Kâdiriyye’nin Rûmiyye kolunun pîri Şeyh İsmail Rûmî için inşa ettirilmiştir. Cami-tevhidhâne merkezli bir külliye olan tesis yüz­yıllar İçinde çeşitli onarımlar geçirmiş ve yenilenmiştir. Topçubaşı İsmail Ağa’nın  1144’te (1731-32) cümle kapısının yanın­da, suyu I. Mahmud’un annesi Sâliha Va­lide Sultan tarafından getirtilen çeşmeyi yaptırması, 1177’de (1763-64) tekkenin içinde diğer bir çeşmenin tesisi, 1179’daki (1765) Tophane yangınında ortadan kal­kan tekkenin III. Mustafa tarafından ye­niden inşa ettirilmesi, 1239’daki (1823) diğer Tophane yangınında tekrar harap olan yapı topluluğunun II. Mahmud tara­fından ihyası, il. Abdülhamid’in 1312’de (1894-95) yeni bir mutfakla geniş bir ye­mekhane birimini ekletmesi ve tekkenin diğer bölümlerini onartması, harem ve selâmlık kesimlerinin yenilenmesi bunla­rın en önemlileridir.

Kuruluşundan tekkelerin kapatıldığı 1925 tarihine kadar Kâdiriyye’nin Rûmiyye koluna bağlı kalan tekke, yalnızca pîr makamı olduğu Rûmiyye kolunun değil genelde Kâdiriyye tarikatının Osmanlı başşehrindeki âsitânesi sıfatını taşımış­tır. İmparatorluğun diğer yerlerinde bu­lunan Kâdirî tekkeleri üzerinde büyük nü­fuzu olan tekke İstanbul’da tasavvuf kül­türünün en önemli merkezlerinden biri olmuş, tekkenin postnişinlerinden Mehmed Şerefeddin Efendi Meclis-i Meşâyih üyeliğinde, Ahmed Muhyiddin Efendi de aynı meclisin başkanlığında bulunmuş, mensupları arasından Kazasker Mustafa İzzet Efendi gibi sanatkârlar yetişmiş­tir. 1925’ten sonra cami tevhidhâne yal­nızca cami olarak kullanılmış, son postni-şin İsmail Gavsî Efendi (Erkmenkui) aile­siyle harem bölümünde yaşamaya devam etmiştir. Cumhuriyet döneminde tek­kenin mutfak-yemekhane kanadı orta­dan kalkmış, geriye kaian kısımlar Vakıf­lar Genel Müdürlüğü tarafından tamir et­tirilmiş, cami-tevhidhâne ve selâmlık bö­lümleri 1997’deki bir yangında harap ol­muştur.

Kâdirihâne Tekkesi’nin cümle kapısıyla yanındaki İsmail Ağa (Sâliha Sultan) Çeş­mesi, adını tekkeden alan Kadiriler Yo­kuşu üzerindedir. Cümle kapısının basık kemeri üzerinde II. Abdülhamid tuğra­sının taçlandırdığı 1312 (1894-95) tarihli ve ta’lik hatlı ihya kitabesi yer alır. Çeş­menin cephesinde tavus kuyruğu moti­fini içeren yuvarlak kemer, kabartma ola­rak işlenmiş vazodan çıkan çeşitli çiçek­ler ve tabaklar içinde meyveler Lâle Dev­ri üslûbunu sürdürür.

Cümle kapısını takip eden basamaklı yolun sağında, biri İsmail Ağa Çeşmesi’-nin inşasına ilişkin 1144 (1731-32) tarihli ve sülüs hatlı, diğeri tekkenin II. Mah­mud tarafından ihyasını belgeleyen 1239 (1823) tarihli, ta’lik hatlı ve tuğralı iki adet kitabenin bulunduğu bir duvar uza­nır. Duvarın bitiminde yer alan ve mabe­yin odalarıyla camitevhidhâneye bağla­nan harem dairesi, şeyh ailesinin ikame­tine ayrılmış üç katlı esas yapıyla misafir hanımların ağırlandığı iki katlı bir kanat­tan meydana gelir. Asıl haremde Türk si­vil mimarisinin merkezî sofalı ve dört ey-vanlı plan şemasının değişik bir türevi uy­gulanmış, köşeleri pahlı kare biçimindeki sofaların çevresine eyvanların yerine gi­riş taşlığı, odalar ve çift kollu merdiven­ler yerleştirilmiştir. Cümle kapısını izleyen yolun solunda da bir istinat duvarı üze­rinde, II. Mahmud onarımı sırasında son şeklini aldığı anlaşılan İsmail Rûmî’nin türbesi İle hazîre yer alır. Açık türbeler grubuna giren yapı dört tanesi kare ta­banın köşelerinde, İki tanesi de batı (yol) yönündeki kavisli çıkmanın uçlarında yükselen altı adet, akantus yapraklı başlık­lara sahip ince mermer sütundan, bun­ların aralarındaki madenî şebekelerden ve madenî iskeletli soğan kubbeden olu­şur. Çıkmanın hizasında yer alan kavisli mermer lentoda. İsmail Rûmî’ye ithaf edilmiş ta’lik hatlı beyti taçlandıran ba­rok madalyonun merkezindeki Kâdirî gü­lü kabartması, ayrıca köşe sütunlarının ve soğan kubbenin tepelerine kondurul­muş Kâdirî-Rûmîtâc-i şerifi biçimindeki alemler, geç dönem tekkelerinin mimari süslemesinde tarikat alâmetlerinin kul­lanılmasına örnek teşkil eder.