Kadir Gecesi Nedir, Ne Zaman, Özellikleri, Önemi, Hakkında Bilgi

18

Kadir Gecesi. Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği mübarek gece.

Söziükte kadir (kadr) kelimesi “hüküm, şeref, güç. yücelik” gibi anlamlara gelir. Dinî literatürde ise “leyletü’l-Kadr” şeklin­de Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Aynı adı taşıyan 97. sûre bu gecenin fazileti hakkında nazil ol­muştur. Sûrede Kur’an’ın Kadir gecesin­de indirildiği ve sözü edilen gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir. Müfessirler hayırlı olanın bu gecede yapılan amel olduğunu, bin ayın ise içinde Kadir gecesinin bulunmadığı bir süreyi ifade et­tiğini belirtirler. Ancak genel bir rakam konumunda bulunması ve ism-i tafdîlden sonra gelmesi dikkate alınarak bu sayının çokluktan kinaye ola­bileceğini söylemek de mümkündür. Kur’ân-ı Kerîm’in başka âyetlerinde de bin ve elli bin yıla tekabül eden “gün” kavramı kullanılmaktadır.[Secde 32/5; Meâric 70/4]

Allah’ın insanlara peygamberler vasıta­sıyla son hitabı ve nihaî mesajı olan Kur-‘an’ı indirmesi İnsanlığın hidayetinde bir dönüm noktası teşkil ettiği için bu olayın gerçekleştiği gece özel bir anlam taşır. Kadir gecesinin önemine işaret eden bir hadiste, önceki ümmetlerin uzun ömür­lü olmaları sebebiyle fazla sevap kazanma imkânına sahip bulunmalarına karşılık müslümanlara Kadir gecesinin verildiği belirtilir. Kadr sûresinde bildirildiğine göre bu gecede Allah’ın izniyle melekler ve Cebrail yeryü­züne iner ve gece boyunca yer yüzüne ba­rış ve esenlik hâkim olur.

Kadr sûresinde verilen bilgiler, Kur’an’ın ramazan ayında [Bakara 2/185] ve bütün hikmetli işlerin kararlaştırıldığı mübarek bir gecede [Duhân 44/3-4] indirildiğine dair âyetlerle birlikte ele alındığında Kadir gecesinin ramazan ayı içinde bulunduğu sonucu ortaya çıkar. Bu gecenin daha çok ramazanın son on veya yedi günündeki tekli gecelerde aranması gerektiğine dair hadisler gecenin tesbitiyle ilgili bazı ipuçları vermektedir. Bu hususta sahabeden ge­len rivayetlerde en çok ramazanın 27. ge­cesi öne çıkıyorsa da bu rivayetler ihtilaflı olduğundan kesinlik ifade etmemekte­dir. Bazı nakillerde Hz. Peygamber’in Ka­dir gecesinin vaktini haber vermeye te­şebbüs ettiği, ancak o sırada bir konuda anlaşmazlığa düşen İki sahâbînin Resûlullah’a başvurması üzerine buna fırsat bulamadığı, daha sonra da konunun zih­ninden silindiği bildirilir.

Kadir gecesinin kesin olarak belirlenmemesinin hikmeti üzerinde duran âlim­ler, bu durumun gecenin feyzinden isti­fade etmek için daha uygun olduğunu söylemişlerdir. Zira Kadir gecesinin bildi­rilmesi halinde müslumanlar sadece o ge­ceyi ihya etmekle yetinebiürlerdi. Halbu­ki kısmî belirsizlik sayesinde müminlerin Kadir gecesi ümidiyle bütün ramazan ge­celerini ibadet şuuru içerisinde geçirme­leri söz konusudur. Ayrıca Kadir gecesi­nin bildirilmemesi yoluyla müslümanlan bilerek ona saygısızlık göstermeleri veya tazimde aşırıya kaçmaları önlenmiş olur.

Bir hadiste inanarak ve mükâfatını Al­lah’tan bekleyerek Kadir gecesini ihya edenlerin geçmiş günahlarının affedile­ceği müjdelenmiştir. Ramazanın son on gününe girildiğinde Hz. Peygamber dünyevî iş­lerden uzaklaşıp i’tikâfa çekilir, geceleri daha çok ibadet ve tefekkürle geçirdiği gibi ailesini de uyanık tutardı. Bir hadiste Resûl-i Ekrem’in Kadir gecesinde, “Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni de affet!” şeklinde dua edilmesini tavsiye ettiği belirtilir. Bu sebeple müslümanlar, ramazan ayının son on gecesini ve özellikle âlimlerin çoğunluğunun işa­ret ettiği 27. geceyi, kulluk bilinci içinde ibadet ederek ve geçmişte yaptıkları ha­taları bir daha tekrarlamamaya kesin ka­rar vererek geçirmeye özen gösterirler. Kadir gecesi hakkında birçok risale yazılmıştır. Bunlar arasında Bedreddin el-Karâfî, Ali el-Kârî, Ahmed b. Ali el-Bûnî, Süleyman b. İbrahim el-Alevî, Muhammed Abdürraûf el-Münâvî ve Aziz Mahmud Hüdâyî’nin eserleri sayılabilir.

TDV İslâm Ansiklopedisi