Kadı Burhaneddin Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

46

Kadı Burhâneddin (ö. 800/1398) Kendi adıyla anılan devletin kurucusu, âlim ve şair.

3 Ramazan 745’te (8 Ocak 1345) doğ­du; asıl adı Ahmed olup dönemin Kayseri kadısı Şemseddin Muhammed’İn oğlu­dur. Muhtemelen VII. (XIII.) yüzyılın baş­larında Hârizm’den göç ederek önce Kas­tamonu’ya, sonra Kayseri’ye yerleşen Oğuzlar’ın Salur boyuna mensup bir aile­den gelmektedir; adı bilinen bütün cedlerinin kadı olduğu belirtilmektedir. Sultan II. Gıyâseddin Keyhusrev’in akrabası olan annesi, Anadolu Selçukluları’nın nüfuzlu simalarından Celâleddin Mahmud Müstevfî’nin oğlu Ab­dullah Çelebi’nin kızıdır.

Burhâneddin Ahmed babasının sıkı gö­zetimi altında küçük yaşta öğrenime baş­ladı; Arapça ve Farsça, lügat, sarf, nahiv, hat, aruz. hesap ve mantık dersleri aldı. Ayrıca spora düşkündü; ata binmek, kılıç kullanmak ve ok atmak gibi faaliyetlerde bulunuyordu. 757 (1356) yılında babasıy­la birlikte Dımaşk’a, iki yıl sonra da Kahire’ye gitti. Burada fıkıh, ferâiz, hadis ve tefsir Öğrendi. Ardından aklî ve naklî ilim­lerde çağının önderi sayılan Kutbüddin er-Râzî’yi ziyaret maksadıyla Dımaşk’a geç­ti (1362) ve ondan bir buçukyıl riyâzî ilim­ler ve iiâhiyyât okudu. On dokuz yaşında iken Dımaşk’tan hacca gitti. Buradan Anadolu’ya dönerken babası Şemseddin Muhammed’İn Kuzey Suriye’de Maarre’-de vefat etmesi üzerine bir yıl kadar Ha­lep’te kalarak yine ilmî faaliyetlerde bu­lundu. 1364’te Kayseri’ye döndüğünde Eretnaoğlu Mehmed Bey tarafından şeh­rin kadılığına tayin edildi ve onun kızı ile evlendi. Kadılığı sırasında adaleti uygu­lama konusunda samimi çaba gösterdi. Vakıf gelirlerine sahip çıktı ve bu yerle­rin amaç dışı kullanılmasını önledi.

1363 yılında Eretnaoğlu Mehmed Bey’in kendi emirlerinden Hacı Şadgeldi, Hacı İb­rahim ve Kılıcarslan tarafından öldürül­mesi ülkede büyük karışıklıklara yol açtı. Bu olayda Kadı Burhâneddin de zan altın­da bulunmakla beraber onun rolü kesin olarak tesbit edilememiştir. Mehmed Bey’in yerine geçirilen on üç yaşındaki oğlu Alâeddin Ali Bey’in kabiliyetsizliği ve zayıf kişiliği sebebiyle kısa sürede devle­tin otoritesi sarsıldı ve her emîr bir vilâ­yette kendi başına hareket etmeye başladı. 1375 te Karamanoğlu Alâeddin Bey Kayseri’yi ele geçirdi ve Alâeddin Ali Bey Sivas’a kaçtı. Kadı Burhâneddin önce Kay­seri civarındaki çiftliğinde inzivaya çekil­diyse de daha sonra bazı devlet adamla­rının yardımıyla Kayseri’yi Karamanoğul-lan’ndan geri aldı. Böylece kadılığının ya­nında askerlik ve siyasetteki yeteneğini de kanıtlamış oldu. Bunun üzerine Alâed­din Ali Bey onu 780 Rebîülevvelinde (Haziran-Temmuz 1378) vezirlik makamına ge­tirdi. Kadı Burhâneddin, vezirliği sırasın­da beyliği tamamen kendi kontrolü altına almaya çalıştı. Alâeddin Bey bundan ra­hatsız oldu ve onun nüfuzunu kırmak is­tedi. Ancak mücadeleyi kazanan Kadı Burhâneddin idarî ve askerî yetkileri de ele geçirdi ve kendisine “melikü’l-ümerâ” unvanı verildi.