Kaçarlar Hanedanı/Devleti -Kültür ve Medeniyet- Özellikleri, Hakkında Bilgi

25

Kaçarlar devri, gerek kültür gerekse sanat açısından İran için bir geçiş dönemi olarak kabul edilir. Avrupa’ya gönderilen öğrenciler, telgra­fın gelişi, matbaanın kurulması, Avrupalı hocaların öğretiminde darülfünunun açılması, ilk gazetenin çıkışı ve Fransızca başta olmak üzere yabancı dillerden yapı­lan tercümeler gibi birçok faaliyet bu ge­lişmeyi hızlandırmıştır. Bu dönemde ilân edilen meşrutiyet ise kültür ve sanatta da yeni bir değişimin yaşanmasına yol aç­mıştır.

İlim ve sanatın yaygınlık kazanmasında matbaalar son derece etkili oldu. İlk defa 1816 yılında Tebriz’de, daha sonra sıra­sıyla Tahran, Şîraz, İsfahan ve Urmiye’de faaliyete geçen matbaalar başta kitaplar olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerin sayısının hızla çoğalmasını sağladı. 1837′-de Mirza Salih tarafından çıkarılan isim­siz ilk gazetenin ardından 1851’de Rûz-nâme-i VeküyF-i İttifâkıyye adıyla bi­rincisinin devamı niteliğinde haftalık ikin­ci bir gazete çıkarıldı. Bu iki resmî nitelikli gazetenin ardından ülkenin çeşitli şehir­lerinde özel veya resmî birçok gazete ve dergi yayımlandı.

Kaçarlar devrinin edebiyat açısından önemi ise bu döneme ait şair ve yazarla­rın eski üslûbu denemeleri olmuştur. Ka­çar hanedanının yedi hükümdarından dördünün şiir ve edebiyata ilgi duyması ve şiir yazması dönemin edebî çalışmala­rını yönlendirdi. Daha Feth Ali Şah’ın hü­kümdarlığı sırasında saray şiiri doruğa ulaşmıştı. Şihâb-ı İsfahanı. Fürûgi-i Bis-tâmî, Sürûş-i İsfahânî, Kaânî-i Şîrâzî, Yağ-mâ-i Cendeki, Mahmud Han Melikü’ş-şu-arâ ve kadın şair Zerrîntâc Kurretülayn dönemin önde gelen şairleridir. Nesirde de münşilerin öne çıktığı görülür. Mahzenü’l-inşâ adlı eseriyle Mirza Muham-med İbrahim, Bedâyf-i Nigâr ve Keş-fü’1-ğarâ’ib (Risâle-i Mecdiyye) adlı ça­lışmasıyla tanınan, aynı zamanda iyi bir hattat olan Mecdü’l-Mülk dönemin mün-şîlerindendir. Ayrıca Batı ile ilişkiler, ro­man ve tiyatro gibi edebî türlerin İran’a girmesini sağladı. Batılı tarzda ilk roman Hikâyât-ı Pir ve Civan adını taşıyor­du. Tiyatronun başlaması ise daha çok Moliere’in eserlerinin tercümesiyle ol­muştur.

Tarih, felsefe ve dinle ilgili kitapların yazım ve yayımında da Kaçarlar dönemi önemli bir yere sahiptir. Bu dönemin ta­rihî kaynakları arasında sayılan birçok ki­tap telif edilmiştir. Abdürrrezzâk Bîg’in Me3âsir-i Sultânî’sı, Cihangir Mirza’nın bu eseri genişleterek yayımladığı Târîh-i Nev’i, Mirza Sâdık’ın Feth Ali Şah döne­mi olaylarını anlattığı Târîh-i Cihân-âra-sı, Mirza Taki Sİpehr’in yazdığı Nâşıhu’t-tevârîh ile bir grup çalışması olan Târîh-i Koçariyye ve Rızâ Kulı Han Hidâyet’in Ravzatü’ş-şafâ-yi Nâşırîadlı eseri bun­lar arasında sayılabilir. Târîh-i Tebriz ve Muntazam-ı Naşiri de bu dönemde ka­leme alınmıştır. Tezkire tarzı kitap telifinde Kaçarlar devrine ait eserler arasında Muhammed Sâdık’ın Zînetü’l-medâyih’i ve Tezkire-i Encümen-i Hakan’ı, Rızâ Kulı Han’ın MecmaSı’l-iuşahâ3 ve Riyâ-zü’i-tânfîn ansiklopedik biyografi çalış­ması sayılan ve Nâsırüddin Şah’ın emriyle bir grup âlim tarafından hazırlanan Nâme-i Dânişverân zikredilebilir. Ayrıca bu tarzda Ravzâtü’î-cennât, Genc-i Dâniş ve Bustânü’s-seyâha adlı eserler de bu dönemde yazılmıştır. Felsefe alanında Molla Sadra ekolünün takipçileri çalışma­larını sürdürmüştür. Manzûme-i Sebzvârî ve Enşârü’l-hikem yazarı Molla Hâ-dî-yi Sebzvârî bu ekolün en iyi temsilcisi­dir. Âkâ Muhammed Rızâ Kumşeî, Âka Ali Zenzevî ve Mirza Ebü’l-Hasan Cilve dö­nemin diğer filozofları arasında yer alır.