Kaan H. Ökten – Ölüm Kitabı

29

Kaan H. Ökten – Ölüm Kitabı

Ölüm Düşüncesinin Temel
Metinleri

Logos’çu geleneğin belki de ilk örneği Şabaka Taşı’yla
başlıyor.

Mısır hükümdarı Şabaka’nın anısına hazırlanan bir taş…

Buradaki metinde,

Tanrı Ptah, ağzından çıkan bir “söz = logos” ile Tanrıları
ve onlar aracılığıyla her şeyi yarattı. (s. 3)

Upanişadlar’da ölüm, kurtuluşa ermemiş olan kişinin ruhu
için yeniden bedenlenmenin bir geçiş kapısı, kurtuluşa ermiş bir ruh içinse
mutlak bir’in içinde hemhal oluşun imkânıdır. (s. 4)

(Simmel) …yaşam içeriklerinin nasıl ölüm-aşan mana ve ahlak
birikimlerine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bu itibarla ölüm sayesinde kültür
ve ahlak söz konusu olabilmektedir. (s. 15)

Canlı Horus: İki Ülkeye bereket getiren (Yukarı ve Aşağı
Mısır).

Re’nin oğlu[şa-ba-ka]

Dokuz büyük tanrı:

Re-Atum, Şu, Tefnut, Geb, Nut, Osiris, İsis, Seth ve
Nephthys (s. 21)

Dildir kalbin ne düşündüğünü beyan eden.

…huzur sahibine hayat, günah sahibine ise ölüm verildi. (s.
23)

Ölüler Kitabı

Kötülük yoktur bende, aleyhimde bir iddia yoktur,

Ve kendisine kötülüğümün değdiği kimse yoktur.

Çünkü ben hakikatle yaşıyorum, hakikatle besleniyorum. (s.
35)

Gılgamış Destanı

Nasıl bir şeydir

Seni kapıp götüren bu uyku

Karanlıklara karıştın

Ve beni duymuyorsun artık

İkiz Dağlar’dı

Bu dağın adı

Dorukları

Gök kubbeye değen

Ve etekleri Cehenneme’e ulaşan

Doğan güneşin koruyucusu

İkiz Dağlar’a vardığında

İnsan-akrepler

Nöbet tutuyordu

Giriş kapısında… (s. 39)

Kim için

Yoruldu kollarım

Kimin uğruna kanadı kalbim

Bir iyiliğim

Dokunmadı kendime

Toprağın Aslanı’na

Kaptırdım bitkiyi… (s. 46)

Kutsal Kitaplar

Gözdeki öz ise buradan çıkıp dışarıya (kaynağı olan güneşe)
geri döner. İşte o anda hiçbir şekil tanıyıp bilmez artık.

İnsan tümüyle ihtirastan (kama) meydana gelir; ihtirası
hangi yöndeyse idraki (kratu) de o yöndedir. İdraki hangi yöndeyse amelleri
(karman) de o yöndedir. Amelleri hangi yöndeyse başına gelenler de o yöndedir.
(s. 55-56)

Her kim arzu etmiyorsa, arzudan arınmışsa, arzusunu
söndürmüşse, bizzat kendi kendisinin arzusu haline gelmişse, onun yaşam güçleri
kendisini terk etmez. Zira Brahman’dır o ve Brahman’da kendisini bulacaktır.
(s. 56)

…onlar gelmeyen ölümü özler, onu define arar gibi ararlar;
mezara kavuşunca neşeden coşar, sevinç bulurlar. Neden yaşam verilir nereye
gideceğini bilmeyen insana, çevresini Tanrı’nın çitle çevirdiği kişiye? Çünkü
iniltim ekmekten önce geliyor, su gibi dökülmekte feryadım. Korktuğum,
çekindiğim başıma geldi. Huzur yok, sükûnet yok, rahat yok, yalnız kargaşa var.
(s. 63)

Bu çağın insanları evlenip evlendirilirler. Ama gelecek çağa
ve ölülerin dirilişine erişmeye layık görülenler ne evlenir ne evlendirilir.
Bir daha ölmeleri söz konuş değildir. (s. 72)

Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.
(s. 77)

İlyada

İnsanların soyu da yaprakların soyu gibidir;

Rüzgâr kimi zaman onları yere saçar ve kimi

Zaman da bahar onları yeşil ağaçların üzerinde filizlendirir.
(s. 89)

Epikuros

Dinsiz olan, çoğunluğun tanrılarını ortadan kaldıran değil,
çoğunluğun düşündüklerini onlara yakıştırandır. (s. 95)

…iyilik ve kötülük duyularla vardır; ölüm ise duyulardan
yoksun olmalıdır. (s. 96)

Marcus Aurelius

Kimse bir insandan sahip olmadığı bir şeyi alamaz.

Bu nedenle belli bir süre ya da sonsuz bir zaman bir şeyi
görmek arasında fark yoktur.

…bir insan hangi yaşta ölürse ölsün aynı şeyi kaybeder.
Şimdiki an kaybedebileceğimiz tek şeydir. Çünkü sahip olduğumuz tek şeydir. Hiç
kimse sahip olmadığı şeyi kaybedemez. (s. 129)

Feuerbach

Bir şey ancak başka bir şeyi sınırlandırabilir. Bir şeyin
sonlu olabilmesi için, içinde ya da sayesinde sonlandığı şeyde hakiki özüne
sahip olabilmesi gerekir.

…ölüm, herhangi bir varoluşa ve gerçekliğe sahip olmayan bir
yaşam sınırıdır. (s. 191)

İçeriktir zamanı kendi içinde ayırt eden. Ancak ve sadece
içeriğin ne ve nasıllığı sayesinde şimdiki an belirli, yani ayırt edilmiş bir
an haline gelir. Dolayısıyla her bir şey, her bir içerik zaman-yoksunudur ve
zaman-üstüdür, zaman içerisindeki her sınır bizatihi zamanın sınırı ve
inkârıdır, dopdolu bir sonsuzluk ve bitimsizliktir. Bir başka deyişle
sonsuzluk, zamanın tamamına erişi ve yazgısıdır, yani zamanın zaman içerisinde
fiilen ve sahiden inkâr edilmesidir. (s. 193)

Kierkegaard

Üç kürek toprakla ölüyü, topraktan gelen diğer her şey gibi,
toprağa geri vermek, işte o zaman her şey bitiyor. (s. 197)

Agora Kitaplığı

Eylül 2010