Joseph Butler Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

34

BUTLER, Joseph (1692-1752)

İngiliz tanrıbilimci ve ahlakçı. İnsan doğasıyla ilgili sorunlara yeni bir yorum getirmiştir.

Wantage’de doğdu, Bath’da öldü. Ailesi ‘ “İhtiyarlar Meclisi”nce yönetilen kilise sistemini savunan Prezbitler’dendi. Kendisi, bilinmeyen nedenlerle, Prezbit Komünü’nden ayrılarak İngiliz Kilisesi’ne katılmıştır. 1714’te babasının onayını sağlayarak girdiği Oxford’daki Oriel College’dan dört yıl sonra papaz olarak çıktı. Bundan sonra Butler, Anglikan Kilisesi’nde değişik görevler aldı. Rolls Chapel’de vaizlik, Stanhope ve Haughton’da rektörlük, Bristol’ da kardinallik, S. Paul Katedrali’nde papazlık görevlerinde bulundu.

Butler’in başlıca felsefi amacı, ahlak ve tanrıbilime doğal temeller aramaktır. Bunu Tanrı istencini öne alan gizemciliği dışlayarak yapmaz. Ona göre, bu iki yaklaşım birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Çünkü doğayı tanıdıkça Hıristiyanlık’m ilke ve öğretilerinin doğruluğu daha iyi anlaşılır. Ahlak ilkelerine doğal bir temel arama girişimleri İngiliz düşüncesinde Butler’dan önce başlamıştır. Hobbes ve Mandeville, bunu “özünü koruma, sevme”, Shaftesbury ise “iyilik güdüsü” gibi ilkelerle gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Öte yandan Samuel Clarke, doğal temeli nesnelerin soyut ilişkisinde bulmuştur. Butler bu girişimleri dışlamadan, getirdikleri ilkeleri kendi içinde bütünleştirerek kapsar, ancak insan doğası içinde sınırlı bir temel aramaya yönelir. İnsan doğasını inceleyerek ulaşılacak genellemelerde çok dikkatli olunması gerektiği düşüncesinden kalkarak, Hobbes’un ve Shaftesbury’nin ileri sürdükleri ilkelerin birbirleriyle çelişmediğini, ancak, ahlak; açısından önemli olmalarına karşın, ahlakı temellendirmediklerini düşünür. Bu ilkelerin birbirlerine karşıt göründükleri durumların, tikel nesnelere yönelik tutkular bağlamında doğduğunu ve kişinin kendisine ya da başkalarına zarar vermesinin ancak bu bağlamlarda söz konusu olabildiğini öne sürer. Oysa, ona göre, insanı yalnızca tutkularının güdüsündeki bir yaratık olarak değerlendirmek yanıltıcıdır. Tutkuların üstünde olan ve bunları denetleyerek yargılayan bir yeti, düşünme gücü ya da vicdandır. Eylem ve eğilimlerin ahlak değerini, doğruluk, hakçalık veya kötülüğünü, bu yeti yargılarıyla saptar. Eylemde son karar onundur. İnsanı hayvandan ayıran da bu yetiye sahip oluşudur. Ancak Butler, bu yetinin işlevlerini nasıl yerine getirdiği veya onun doğası üzerinde daha büyük ayrıntıya inmez. Bunu bir Tanrı vergisi sâyar.