Jose Saramago – Yitik Adanın Öyküsü

Jose Saramago – Yitik
Adanın Öyküsü

Olması gereken olmalıdır, (s. 6)

Cerbere’nin köpekleri asırlardır havlamıyor ve bu yüzden ses
telleri yok oldu. (s. 8)

Jose Anaiço

…hakkında öğrenebileceğimiz her şeyi yalnızca ondan
öğrenebiliriz.

…hayat insanlar doğduğunda başlamaz, öyle olsa her gün
kazanılmış bir gün olurdu, hayat çok daha sonra ve genellikle de çok geç başlar
(s. 15)

Fransa’da mıydı, şimdi kendini bulduğu yerde mi, yoksa
yalnız üç karış uzakta olan İspanya’da mı? (s. 18)

Gerçek şu ki, gizem içinde bırakılmış olanı bitirelim,
onları muhtemelen yalnızca sözcüklerle dönüştürülebilecek olan sözcüklerle
dönüştürmeye çabalayarak, İber Yarımadası’nın tek bir parça halinde tamamen
kopup gittiğini, ardında tam on metrelik bir boşluk bıraktığını söylemenin
vakti geldi. (s. 36)

…ikna edici kesinliklerin yokluğunda kişi rol yapmak
zorundadır,
(s. 37)

…duyarlı izleyiciler,

…benzeri felaketlerle yüzleştirildiklerinde genellikle
yaptıkları şeyi yaptılar, bakışlarını başka yöne çevirdiler.

…bazı insanların bildiklerini düşündükleri şeyle diğerlerinin
bilmediklerini düşündükleri şeyler arasında pek fark yoktu. (s. 38)

…şeylerin var olmaları için iki temel koşul gereklidir,
insanlar onları görmeli ve onlara bir isim vermelidir. (s. 75)

Ne zaman eski insan kemikleri bulunsa bunlar hep erkeklere
aittir,

…o zamanlar kadınlar yoktu, (s. 82)

Çoğunlukla yaşamımızı değiştirmek için bir yaşam boyu zamana
ihtiyaç duyarız.

Diğer zamanlardaysa tek şey bir sözdür. (s. 89)

Bir şeyi adlandırmadan ona nasıl bakabilirsin, ismin
doğmasını beklemen gerekir. (s. 92)

İki nokta arasındaki en kısa mesafe, birbirlerine yakın
olsalar bile, düz bir çizgi olmamıştır, olmayacaktır, değildir, asla, asla…
(s.
114/115)

Zamanın etkilerinden biri de budur, her şeyi siler. (s. 118)

Aşağıda sizi arayan bir bayan var efendim,

Hizmetçi yaşamdan çekilen biri gibi çekildi, ona artık
ihtiyacımız olmayacak, onu anımsamak, hatta kayıtsızlıkla anımsamak için bile
hiçbir nedenimiz yok. (s. 124)

…belirsizlik nettir, netlik belirsizdir ve biri hislerini ve
düşüncelerini doğru ve kesin bir şekilde dile getirebildiğini söylerse ona
inanma sakın.
(s. 141)

…bir yolculuk ancak onu tamamlarsanız anlamlıdır…

…dünyadaki yolculuğunuz sona ermeden size anlamını
söyleyemem.
(s. 163)

Gecenin ortasında Pedro Orce ön kapının kilitli olmadığını
umarak yataktan kalktı ve gerçekten de öyle değildi, böylece arabaya binip
köpeği kollarının arasına alarak birkaç saat orada uyudu, insanın sevecek
kimsesi yoksa bu durumda doğanın aşikâr engelleri yüzünden, dostluk ondan
sonraki en iyi şeydir. Pedro Orce’ye, arabaya binerken sanki köpek inliyormuş
gibi geldi ama bu bir halüsinasyon olmalıydı ki bir şeyi gerçekten
istediğimizde sık sık yaşadığımız bir şeydir, bilge bedenimiz bize acır, içinde
arzularımızın tatminini taklit eder, düş görmenin anlamı budur, ne diyorsunuz,
Eğer böyle olmasaydı bu katlanılmaz hayata nasıl dayanabilirdik söyleyin, diyor,
zaman zaman kafa karıştıran o bilinmeyen ses. (s. 190)

…her ne kadar genellikle bunun farkına varmasak da insanlar
sandığımızdan çok daha fazlasını bilir, insanların çoğu sahip oldukları
bilgilerin farkında bile değildir, sorun olmadıkları kişiler gibi görünmeye
çalışmalarıdır, bilgilerini ve zekâlarını yitirirler… (s. 213)

Ailesi olmayan, tek başına yaşayan ya da insanlardan kaçan
kişilerin yardım alabilecek kimseleri olmayacak, (s. 238)

…rüşvetlere, kumpaslara ve alçakça ihanetlere sık sık
rastlanıyordu, hatta ciddi suçlara da, bazı insanlar bir bilet için cinayet
işliyorlardı, üzücü bir durumdu bu ama dünya böyle, bu yüzden farklı bir şey
beklemek ahmaklık olur. (s. 251/252)

Yarımada Santa Maria Adası’nın en doğu ucundan yaklaşıp
yetmiş beş kilometre ötedeyken, hiçbir uyarıda, en küçük bir sarsıntıda
bulunmaksızın kuzeye doğru ilerlemeye başladı. (s. 258/259)

…kaynayan tencereden gelen koku Tanrı’nın varlığı kadar
rahatlatıcıydı.

…annem (…)

…benim yalnızca Guavaira diye çağrılmamı istemiş, ama babam
ismimin Maria olmasında ısrar etmiş, böylece aslında benim olmaması gereken bir
isme sahip oldum.

Sahip olduğumuz isimler düşlerdir, dedi, sizin isimlerinizi
düşlersem neyi düşlemiş olurum acaba. (s. 281)

Birkaç gün sonra yol dünyanın dışındaki bir dünyaya dönüştü,
tıpkı kendini dünyada bulan bir insanın kendisinin bir dünya olduğunu
keşfetmesi gibi, bu zor bir şey de değil, insanın etrafında biraz yalnızlık
oluşturması yeterli, tıpkı hep birlikte yapayalnız seyahat eden bu yolcuların
ki gibi… (s. 293)

A Jangada de Pedra

Türkçeleştiren: Dost Körpe

Merkez Kitaplar, Ekim 2006