John Reynold Williams – Heidegger’in Din Felsefesi

John Reynold Williams
– Heidegger’in Din Felsefesi

Felsefeci bir düşünür olarak Tanrı, Tanrı / insan
gibi ilişkileri ele alabilecek yeterliliğe sahip olamaz, bu nedenle Heidegger
için bir din felsefecisi atfı söz konusu olamaz.

Teoloji, varlıkla varlık olması bakımından ilgilenen
felsefeden mutlak surette farklılık göstermiş olur.

Teoloji objesi olan insan bir varoluş tarzı, örneği
değildir. O bir yaşam tarzıdır, mutlaktır. Muğlak olmadığı için felsefenin çok
ötesindedir.

Heidegger, teologların havari Paul’a ait bu tür
felsefenin inanan için boş laf olduğu şeklindeki sözleri ciddiye almaları
gerektiğini düşünür. Felsefe teolojinin yerine geçemez.

Ölümü beklemek, kişinin otantik varoluş imkânıdır.

Dasein’ın otantikliğinde kendini ortaya koyması;
çağıran vicdan / vicdanın çağrısı

Heidegger bu şekilde vicdana başvurmayı bir bilince
sahip olmayı isteme ya da kararlılık diye niteler.

Fanilik, Dasein’ın tarihselliğinin temelidir.

Heidegger için ölüm; insanın nihai sınırlanmasıdır.

Dil bizi ölüme götürür.

İnsanın, sonlu şeklimde de olsa varlıkla ilgili
bilgisi, kendi inisiyatifinden kaynaklanmaz bilakis ona varlık tarafından
verilmiştir. İnsan varlığı bilebilen bir varlık olarak tanımlanmaktadır. Bu
durumda insanın varlıkla ilgili bilgisinin kaynağı olarak hakiki varlığın
insanın varlığının kaynağı olduğunu söyleyebiliriz.

Varlığın metafizik açıdan ihmal edilmesinin
mantıksal sonucu olarak teknoloji insanları büyülemiştir.

Kutsal, bütünüyle yaratıcı ve bütünüyle canlı
anlamında doğa –doğa kutsal olandır- doğanın tanrısı-dır kutsal- doğanın
özüdür.

Doğa varlığın adıdır. Çünkü varlıktan öncedir.
Varlıklar Var’lıklarını doğaya borçludurlar.

İnsanın kendi varlığının kendisine vermiş olduğu
hediyeye karşı göstereceği uygun tepki teşekkürdür.

Düşünmek ve teşekkür etmek

Denken           Danken

Varlık hakkında düşünmek ve dünyada ikamet etmek
aynıdır.

Olay, Varlık ve Zaman’dan önce olduğu için ve kesin
anlamda onları kontrol ettiği için insanın özünü belirlemek zorundadır.

Zaman ve varlık sadece olay’da verilir olduğu için o
bu niteliğe sahiptir.

İşte bu nitelik, varlığı otantik zamanda
bulunabildiği kadarıyla anlayan insanı kendi özüne götürür. Böylece kararlı
insan tam da olaya uygun düşer.

Olay, Heidegger felsefesinin nihai kavramıdır.

Olay, meydana getirir.

Ölecek olmamız, bizim kendi varlığımızın kaynağı
olmadığımızı tersine varoluşumuz için dışımızdaki bir şeye bağlı olduğumuzu
fark etmemizi sağlar.

Modern teknolojiyi karakterize eden varlıkların
egemenliği, yeryüzündeki, böyle bir ikamet (yaşam) tarzına büsbütün karşıdır.

DaSein’ın ölüme – yönelik – varlık’ından ölümü
varoluşunu dünya – içinde – varlık olarak olanaklı kılması

Ölümlü olarak insanın varoluşu

Dörtlü / Quadrant

Tanrılar

İnsanlar

Gök-ler / gökyüzü

Yer-ler / yeryüzü

Gök / Tanrılar, Tanrısal olanlar

Yer / İnsanlar, ölümlüler

İlahlar / Tanrının habercileri

Ölümlüler / İnşa etmek / Oturmak / yeryüzünde ölümlü
olmak / Gökyüzünün altında olmak…

Tanrılar ile ölümlüler arasındaki ilişki / Beklemek

İnsanalar Tanrı’nın haberlerini mesajlarını İnsan’a
iletir. İnsandan önce Şair’e iletir.

Tanrının artık kalmadığı, bulunmadığı bu zamana ait
şiir/şair (Hölderlin).

Şair / Tanrıları işaret eden imtiyazlı ölümlü…

Şair / Kutsalı arar, adlandırır

Yer’de Tanrıların yokluğu söz konusu (Tanrının
izleri kalmıştır)

Düşünmek şükretmektir.

Varoluş

Tanrının huzurunda durmak

Varoluş özü ile şiirseldir.

Şeyleri açığa çıkarma inşa etmektir.

İnşa etmenin özü bu şeylerin özelliğine uymasına
dayanır.

Heidegger’in insan kavramı tanım olarak açıktır.
Varlığa ve belki de aynı zamanda Tanrıya,

Onun hâkim Tanrılarından biri modern zamanlarda
kutsalın anlamının kaybolmasıdır ki bu, hem felsefe hem de din için bir
kayıptır.

Hölderlin, dünyanın bu kutsalı yitirişini kabul eden
ilk kişilerden biridir.

Hölderlin’e göre bu çağ geçmişin göçüp gitmiş
Tanrıları ile geleceğin Tanrısı arasında bulunmaktadır.

Bu muhtaç bir zamandır, fakat geleceğin Tanrısının
gelmesi kesin olduğu için umutsuzluğa kapılmamalıdır.

Şairin görevi bu gerçeği insanlara hatırlatmaktır.

Böylelikle onlar makineleşen çağın birer dişlisi
olup yokolmasınlar.

Heidegger için Varlığın açıklanması bir bağış olup
insanın ona karşı en uygun tepkisi minnettarlıktır (Teşekkür olarak
düşünmedir).

Olay onun nihai kavramıdır.

Bunun Tanrı olarak yorumlanıp yorumlanmayacağı
Heidegger’in ele almadığı bir sorudur.

Sonuç olarak Heidegger bize kesin olarak sınırlı bir
din felsefesi sağlamıştır.

Türkçeleştiren: Mehmet Türkeri

İzmir İlahiyat Vakfı Yayınları

2005, İzmir