Joey Goebel – Anormaller

Bebekken seni yere mi düşürdüler?

Joey Goebel’in Kentucky’de yaşayan beş arkadaşın hayatlarından bir bölümü işlediği romanı her yönüyle şaşırtıcı. Joey Goebel, Orta Amerika’da sıradan insan tipleriyle dolu bir bölgede başlıyor anlatısına. Her biri bir öncekinden farksız günler yaşayan ortalama Amerikalılara isyan edercesine olabildiğince aykırı ve birbirine hiç benzemeyen beş karakteri bir araya getiriyor. 

Romandaki bu beş birey, özgür düşüncenin sonsuz olanaklarını temsil ediyor.

Olayların merkezindeki Luster, Afro-Amerikalı kalabalık bir aileden geliyor. Luster’ın büyük kardeşlerinden bir kaçı uyuşturucu işine bulaşmışlar ve bazıları hapiste. Yaptığı müzikle fark yaratabileceğine inanan Luster, 24 yaşındadır ve köpek yarışları düzenlenen bir pistteki büfede çıraklık yapmaktadır. “Anormaller”, kurucusu olduğu müzik topluluğunun ismidir.

Gurubun bir diğer elemanı Ray, Körfez Savaşı’nda Irak ordusunda görevli bir askerdi. Savaş sırasında yaraladığı Amerikalı bir askerden özür dilemek isteyen Ray, o askeri bulmak için Amerika’ya gelmiş. Luster’la birlikte müzik yapıyor ama yaptıkları müzikten hiç de memnun değil.

Opal ve Ember; seksen yaşındaki Opal, sekiz yaşındaki Ember’in bakıcılığını yapıyor. İkisi de Luster’ın gurubunda müzik yapıyor. Opal, seksen yaşında olmasına rağmen tam bir seks bağımlısı. Sekiz yaşındaki Ember ise insanların canını daha iyi yakabilmek için kung fu dersleri alan, sevgi dolu bir kız çocuğu!

Gurubun beşinci elemanı Aurora. Babası kilisede görevli bir papaz olan Aurora striptiz yaptığı dönemlerde gösterinin konsepti gereği satanist olur. Daha doğrusu, sahne numarası olarak başlayan satanistliği sonradan benimser. Karşılaştığı erkeklerin ilgisinden ve tacizinden korunmak için bir süre tekerlekli sandalye kullanır. Buna rağmen çevresindeki erkekler onu seks objesi olarak algılamaya devam ederler. Çıktığı erkeklerle birlikte olmayan Aurora, erkek arkadaşlarından sürekli olarak “neden gidip rahibe olmuyorsun” serzenişini duyar. Romanın ilerleyen sayfalarında Aurora’yı bu tavsiyeyi tutarken görüyoruz.

Joey Goebel, günümüz toplumunun sosyal ve toplumsal gerçekliğini son derece keskin biçimde eleştirmek üzere kurguladığı romanında, yarattığı karakterler, işlediği konular, ironik üslubu ve parlak zekasıyla ilgiyle okunacak bir romana imza atmış. Sosyal konuları eleştirirken okuyucuyu sıkmak bir yana eğlendirmeyi başabildiği için takdiri hakediyor.

Joey Goebel genç bir Amerikalı, yazar, 1980 yılında Kentucky’de doğdu. İlk romanı “Anormaller” yayınlandığında 23 yaşındaydı.

Joey Goebel 
Joey Goebel – Anormaller

Çeviren: Bera Biçen

İthaki Yayınları, Ocak 2012

Roman, sırasıyla beş farklı karakteri tanıtan bölümlerle başlıyor. Romanın bir tek anlatıcısı yok, olaylar farklı karakterlerin bakış açısından anlatılıyor bu sayede roman karakterleri ve diğer tipler arasındaki farklılıklar öne çıkıyor.

Gurubun üyeleri, konser vermek üzere hazırlık yapıyorlar. Ray’ın evinde ve müsait buldukları başka yerlerde prova yapıyorlar.

Konserin yapılacağı bölüm oldukça renkli; kalabalık bir barda sahneye çıkacaklar. Yazar, konser başlamadan önce bardaki kalabalıktan bazılarını anlatıcı olarak romana dahil ediyor. Okur bu sayede konser öncesinde bar atmosferinin tüm detaylarını takip edebiliyor.

Konser başlar. İlk şarkılarını çaldıktan sonra izleyiciler arasından biri çıkıp Ray’e ateş eder.

Silah sesleriyle birlikte bar karışır. Konser çığırından çıkar.

Anormaller’de Orta Amerika’daki bir kasabanın insanlarının tekdüze hayatlarını eğlenceli kurgusu, ironik üslubuyla eleştiren yazar, sosyal hayatı eleştirirken okurları sıkmayan, aksine eğlendirebilen bir anlatı çıkarmış karşımıza. Romanın müzisyen karakterleri, oldukça tuhaf görünen kişiler. Bu beş farklı karakter, içinde yaşadıkları toplumun sıradanlığına boyun eğmemiş, özgür aklın onlara sunduğu sınırsız olasılıklar arasında kendi hayallerinin peşinden gitmeye cesaret edebilmiş kişiler. Yazar, her birini ucubeye benzettiği karakterlerine yüklediği olumlu niteliklerle, toplumun genelinin hiç düşünmeden uyum sağladığı sıradanlıkla alay ediyor.  

(Alıntılar)
(Luster)

Aynı anda altı milyar kırık kalbi onarma kolay değildi, ama başardım.

Bir gün yazacağım kitabın ilk cümlesi bu.

Bugüne kadar yazılmış en iyi kitap olacak. (s. 11)

(Opal)

…benimki algılaması zor olan dalga boylarından. … Ama az da olsa beni duyanlar var. Ember’in on katı yaştayım ama hâlâ onunla aynı seviyedeyiz.

Aramızdaki en büyük fark (yetmiş iki yaş dışında) benim erkekleri seviyor, onun ise nefret ediyor olması. (s. 15)

(Ember)

Biz rock müzik seviyoruz. (s. 17)

(Garson)

Bu yavruyu becermek istiyorum. (s. 19)

(Aurora)

“Neye kadeh kaldıralım küçük Ember?”

“Vajinalara.” (s. 23)

(Luster)

24 yaşımdayım ve köpek yarışı pistindeki bir büfede çıraklık yapıyorum. (s. 33)

Çoğu erkek gibi her altı saniyede bir seks düşünüyorum.

Hayallerimin gerçekleşeceğine ve herşeyin yerli yerine oturacağına inanıyorum. (s. 35)

İnsan müsveddelerinin gerçekten varolduklarını düşünmüyorum. Onlar sadece olmaları gerektiklerini sandıkları şeylerin holografik yansımaları. (s. 36)

Bu adamlar, babaları ve oğulları, anneleri, eşleri ve kızlarıyla birlikte aynı dev mekanik beyne bağlılar.

Bu beyin, süyah koca gökyüzündeki stratosferin üzerinde duruyor ve Tanrı ile hiçbir alakası yok. İnsan-yapımı. Bu beyinden, fare kılından bile ince milyarlarca kablo çıkıyor. Çoğu insan (yani insan müsveddesi) bu kabloları göremez.

Ben benimkini uzun zaman önce kestim. (s. 37)

Sanırım işi bırakacağım.

Bu hayattan dışarıya çıkıp büyümenin vakti geldi.

Bunu yapabilmek için rock gurubumuzun daha fazla prova yapmaya başlaması lazım. (s. 40)

(Ray)

“Oğlum… sen marihuanalı sigaralardan mı içiyorsun?”

“Bilmem…”

“Buraya kadar! Irak’a taşınıyoruz!” (s. 59)

(Eş)

“Bu ülkeye taşındık çünkü baban Körfez Savaşı’nda vurduğu bir Amerikan askerinden özür dilemek istiyor.” (s. 60)

(Ray)

Luster’ın pis oturma odasında prova yapıyoruz.

…müziğimiz muhteşem bir şekilde kötü. (s. 61)

(Aurora)

Eğer gerçek biriyle olmak ve o insanın özünü deneyimlemek istiyorsan onunla yalnız kalmalısın. Etraftaki her bir ekstra insanın gözleri ve kulakları o kişinin özünü eksiltir.

(Erkek Arkadaş)

Bugün herkes güzel görünüyor. Etrafıma bakıyorum ve güzel kıçlar görüyorum. (s. 71)

(Aurora)

Ölümden sonrası, bilinen herşeye rağmen, korkunç acı veren sonsuz bir delilik hali olabilir. Dolayısıyla neden cennet burada olmasın. (Nabokov’dan aktarıyor) (s. 76)

Çocukluğunda, hayatında olabileceğin en mükemmel haldesin. (s. 83)

(Ember)

Annemle babam gittiler.

Beni evde bakıcıma bıraktılar. (s. 91)

(Opal)

“Erkek arkadaş tam oyun oynadığımız sırada ölüverdi.”

“Yani iş üstündeydiniz.”

“Evet. Böylece erkek arkadaşım öldü, ama gece daha yeni başlıyordu, ambulansın beni en sevdiğim bara, Glorias’a bırakmasını sağladım. (s. 106)

(Ray)

Savaşa gitmek için ailemi terk ettim. Barış için gittiğimde de onlar beni terk etti. (s. 115)

İnsanların canını nasıl daha iyi yakabileceğini öğrenmek istediğin için kung fu dersi aldığını söyledin (Ember’e). (s. 117)

“Joe, Körfez Savaşı’nda savaştın mı?”

“Elbette ki evet. … Hattâ kalçamdan kurşun bile yedim.”

“Joe ben çok çok üzgünüm.”

“Ne? Ne yaptın?”

“Seni savaşta yaralayan Irak’lı asker bendim. … Bundan kesinlikle eminim. Özür dilerim.” (s. 120)

(Aurora)

Satanistliğim sadece bir sahne numarası olarak başlamıştı. (s. 128)

Hiç seks yapmadım.

Ve ben striptizci değilim. Performans sanatçısıyım. (s. 132)

(Luster)

Bu akşamın hayatımızdaki önemi, annelerimizin vajinalarının hayatımızdaki önemi kadar büyük.

Korkaklar sakindir. Sakinlik kendi kendilerine söyledikleri yalanlardan –her şeyi kontrol altında tuttukları ve her şeyin iyi olacağı ve bulundukları yer neredeyse oraya ait oldukları gibi- doğar. (s. 147)

Kendimizi kabul ettirememizin tek yolu müziğimiz (s. 148)

(Hippi)

“Bebekken seni yere mi düşürdüler?” (s. 160)

(Erkek Kardeş)

Kahrolası kıronun teki silah çekiyor. Şu yabancı herifin keytarına ateş ediyor. Müzik duruyor. Herife tekrar ateş ediyor. Yabancı herif yere düşüyor. (s. 163)

(Ray)

Hayalarım. Bölgemi vurdu. Oydu. Gördüm onu. Joe’ydu. Sonuçta affetmemiş (s. 167)

(Ember)

“O benim kokainim.” (Luster böyle dedi) (s. 172)

(Rahibe / Aurora)

David Silver burada mı?

Hayır. Hapiste. Kokain satmaktan tutuklandı. Neden ki? (s. 185)

“Ben sizi çok sevmiştim. Normalde o tarz müziği sevmem.”

“Sen ne tarz müzik seviyorsun?”

“Ben özellikle senden hoşlanmıştım.” (s. 185)

Bir sürü yakışıklı moronla çıktım ve hepsi onlarla birlikte olmadığım için bana, neden gidip rahibe olmuyorsun deyip durdu. Ben de gidip rahibe oldum. (s. 186/187)

(Suçlu / Luster)

Küçük aletimle benim bu dünyada hiç şansımız olmadı. (s. 187)

Güneş sadece sıradan bir yıldız, onu özel yapan bizleriz. Güneşe acıyorum.

Ben kokainman değilim.

Benim beynim doğduğum andan itibaren yanmış, uyuşturucudan değil, tanıştığım tüm insanlar yüzünden. … Benim gibi biri için hayat, başkalarının göz yuvarlarının çaldığı şeyleri geri almaya çalışmaktır. Hepimizin ümit edebileceği en büyük ideal ise, dünyayı, kör bir adamın rüyasında gördüğü gibi görebilmektir. (s. 188/189)

(Yazar)

Bu beş birey, özgürce düşünen akla bahşedilmiş sonsuz olasılıkları temsil etmelerinin yanı sıra, muhtemel yücelik duygusunun, insanoğluna karşı duyulan sevgi ya da hattâ düşkünlükten ziyade bir tiksintiden kaynaklandığını ima eder; çünkü daha önce sözü edilen halktan sıyrılıp dünyayı sağaltmaya soyunanlar, olan biten karşısında büyülenenler değil, ondan iğrenenlerdir. Bu da ancak bu sıradışı bireyin horgörüsünün, türdeşlerini biraz olsun umursamasına yetece kadar sevgi ile dengelenmesiyle ve böylece anormal bir bireyin, anlamsız düşüncelerini, yaşamak için oksijene, beslenmek için memelere ihtiyaç duymaktan başka bir çaresi olmayan ve ancak soldan sağa doğru okuyabilen bizim gibilerle meşgul etmesine izin vermekle mümkün olabilir. Bireyin özgür olabilmeyi keşfedebilmesini biz sadece umut edebiliriz.