Jean-Paul Dumont – Antik Felsefe

(Antik Yunan) burada bilgelik felsefe değil henüz, çünkü bilgece bir düşünce kendi bilgeliğini hesaba katmaz ve bu bağlamda düşüncenin akılla doğrulanmaya ihtiyacı yoktur.
Bu ilk düşüncenin biçimi aforizmadır. (s. 13)

Oysa felsefe ortak yanılsamayı kuşku süzgecinden geçirmekten doğar. (s. 17)

Antik felsefenin izlediği ilk yol, duyulur görünümlerden hareketle, bir geri dönüş hareketiyle çizilmiş olur. Bilgeler, yaşamın adaletsiz ve yasasız bir barbara göründüğünden farklı görünmesi gerektiğini göstermişlerdir. (s. 29)

Her şey sayıklamadır: aşk, şiir, mistisizm; ruh içinde bulunduğu durumu unutur ve düşkünleşir, geçmiş mutluluklara götüren doğrudan ama iyiliğin kendisine adeta temas eden bir araç olur yeniden; ve ruhun atılımları, arzuları ve yetkinliğe ulaşamama nedeniyle pişmanlıkları, bizi etkilemiş olan, bizi egemenlik altına alan işaretlerdir.
Dolayısıyla, diyalektik hem bizim gerçek doğamızı oluşturan bir etkinliktir hem de kendimizi tanımamız için bir araçtır. Diyalektik girişim Platon için yaşam boyu sürecek bir etkinliktir. (s. 56)

Şiir diyalektiğe göre neyse mağara miti de çizgi alegorisine göre aynı şeydir ve bu mağara miti kendini analojinin analojisi, görünür ve kavranabilir, gecelerin ışığı ve gündüzlerin/düzün aydınlığı arasındaki ilişkinin sembolü gibi göstermeyi başarmıştır. (s. 58)

Felsefi eğitim tüm ruhun dönüşümünü düzenler. Çünkü ruhun tüm işlevleri arasında biri vardır ki kesinlikle en kutsal olan şeye aittir: tanıma yeteneği. Böylece, bilgi Platon için ahlaksal bir etkinliktir. Çünkü iyilik olan varlığı düşünmektir hedefi ve çünkü ruh onunla ulaşabileceği en yüksek zirvelere ulaşabilir. (s. 58)

Platon’un Akademeia’daki öğrencilerine bıraktığı dünya, düşünce ve kavram hiyerarşisinden oluşmuş bir dünyadır. Bu dünya içinde yer alan konular daha önce Sokrates’in hedeflemiş olduğu manevi konulardır. (s. 67)

Aristoteles’in Sokrates ya da Platon’a özgü bir çekiciliği yoksa bunun nedeni belki de tamamen eskilerin ona uygun gördükleri imgedir; katı, düşünceli ve içe dönük bir insan olması. Bilme ve tanıma etkinliğine ciddi bir ahlakçı gibi yaklaşmıştır ve sürekli ayırt etme ve düşünce erdemlerini ön plana çıkarmıştır. (s. 70)

Epikurosçular, Stoacılar ve Septiklerden sonra Antikçağ felsefesi cüretli ve inşaacı bir düşünce vermez artık.
Platon, Aristoteles, Epikuros, Zenon ve Pyrrhon’un felsefesi, belki de saygı gerekliliğiyle bu felsefenin incelenmesine, bu filozofların karşılaştıkları sorunlarla ilgili derin düşüncelere dalmaya dönüştüğü andan itibaren “antik”tir.
Son, başlangıç değildir. Geleneksel olarak, Atina okulunun Justinianos tarafından İS. 529’da kapatılması Antik dünyanın da sonudur. Belki de felsefe ölü dil olmuştu böylece.
(Plotinos) Enneades adlı yapıtı teklik, akıl ve ruhu (bir zincirlenme içinde birbirlerini doğuran üç töz) yücelten ve aynı zamanda filozofun gizemli bir geri dönüşle tekliğe dönüşünü içeren son şarkıdır. (s. 121/122)

Böylece, felsefenin Yahudilik ve doğmakta olan Hristiyanlıkla buluşması sonunun geldiğini gösteriyordu. (s. 122)

Türkçesi: İsmail Yerguz
Dost Kitabevi, Ankara