İzharü’l-Esrar Kitabı, Yazarı, İçerik, Hakkında Bilgi

26

İzhârü’l-esrâr. Birgivî’nin (Ö. 981/1573) Osmanlı medreselerinde ders kitabı olarak okutulan Arap nahvine dair eseri.

Müellif, daha Önce yazdığı cAvâmil ad­lı nahiv kitabının şerhi mahiyetindeki bu eserinde, Arap nahvinin temel konularını özlü bir şekilde ve kısa sürede öğretmeyi amaçladığından genellikle yalnız Basra dil mektebinin görüşlerine yer vermiş, ancak az da olsa farklı görüşleri belirttiği ve bazı zayıf görüşleri tercih ettiği de ol­muştur. İzhârü’l-esrâr’da, ‘Avâmil’de sadece adlan ve birer örneği verilen ko­nuların tanımları yapılmış, şartları belir­tilmiş, açıklamalı örnekleri çoğaltılmış, ayrıca esere bir giriş bölümü eklenmiş­tir. Örnekler âyetlerden ve güzel sözler­den seçilmiştir. Birgivî eserinde fayda­landığı kaynaklan zikretmemişse de di­ğer kaynaklarla karşılaştırıldığında Ze-mahşerî’nin el-Mufaşşal’ı, İbnü’l-Hâcib’in el-Kâîiye’s ve İbn Hişâm’ın Muğ-ni’1-lebîb’l gibi kitaplardan istifade etti­ği anlaşılmaktadır.

İzhârü’î-esrâr çok kısa bir giriş ve üç ana bölümden oluşur. Birinci bölümde âmil konusunu işleyen müellif isim-fiil-harf üçlüsünü tarif etmiş, ardından âmi­li mantıkî delillerle açıkladıktan sonra âmilleri lafzî ve manevî olmak üzere iki temel kategoriye ayırmış, lafzî âmilleri semaî ve kıyasî, semaî âmilleri isimleri etkileyenler ve muzâri fiili etkileyenler şeklinde tasnif etmiştir. İsimleri etkile­yen âmilleri de bir ve iki ismi etkileyenler diye gruplandırarak incelemiştir. Her gru­bu örneklerle açıklayan müellif bu bö­lümde harf-i çerler, fiile benzeyen edat­lar, “leyse”ye benzeyen edatlar, fi’l-i mu-zâriyi nasbeden harfler, muzâri fiili cez-medenler olmak üzere kırk dokuz semaî, dokuz kıyası ve iki manevî âmil olmak üzere altmış âmili şematik olarak işle­miştir. İkinci bölümde mamul kavramını açıklamış, ardından bunu aslî ve tâbi kı­sımlarına ayırarak aslî mamulleri dokuz merfû, on üç mensup, iki mecrur, bir meczum muzâri fiil olmak üzere dört kı­sımda izah etmiş, tâbi mamulleri de beş grupta ele alıp mamul sayısını otuza çı­karmıştır. Üçüncü bölümde i’rab konusu i’rabın mahiyeti, yeri, türü ve özelliği itibariyle dörde ayrılarak İncelenmiştir.

Gerek konuların tasnif edilerek açık­lanması gerekse bu açıklamalarda illet ve sebeplerin de belirtilerek bir anlamda dilin felsefesinin yapılmış olması İzhâ-rü’1-esrâr’m ilgi görmesine sebep olmuş, asırlarca okutulduğu Osmanlı medrese­lerinde üslûp ve metot açısından İbnü’l-Hâdb’in el-Kâfiye ikinci planda bı­rakmıştır. Bundan dolayı el-Kâfiye ile İzhâr’ı muhtevalarını birleştirerek ter­cüme eden müellifler İzhâr’m metodu­nu takip ettiği gibi sadece ei-Kd/iye’ye şerh yazanlar dahi Birgivî’nin i’rab konu­sundaki metodunu uygulamışlardır.[52]

İzhâra’l-esrâr’ın kırkı aşkın baskısı ya­pılmıştır. İlk olarak 1219’da (1804) İstan­bul’da basılan eserin hemen bütün bas­kıları Birgivî’nin AvâmiN ve İbnü’l-Hâ-cib’in el-Kûfiye’sini de ihtiva eder. Bu üç eser, çeşitli şerh ve haşiyelerinden alınan açıklayıcı notlarla birlikte Nahiv Mecmu­ası adıyla neşredilmiştir.

TDV İslâm Ansiklopedisi