Ivan Albright Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

23

ALBRIGHT, Ivan le Lorraine (1897 – 18 Kasım 1983)

ABD’li ressam. Yaşamdan görüntüleri ulusalcı bir bakışla yorumlamıştır.

20 Şubat 1897’de New Harvey, Illinois’da doğdu. Babası bir portre ressamıydı. I. Dünya Savaşı öncesinde, Northwestern ve Illinois üniversitelerinde mimarlık eğitimi gördü. Bunun dışında resimle uğraşıyordu. Savaş sırasında, Nantes’ta (Fransa) teknik tıp ressamı olarak çalıştı. Bu işin gerektirdiği kesin, ayrıntılı çizimler, daha sonraki üslubuna da yansımıştır. Savaş sonrasında dört yıl kadar Chicago Sanat Enstitüsü’nde resim üzerinde çalıştı. Ardından, Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi ve New York’taki Ulusal Tasarım Akademisi’nde yaklaşık birer yıl boyunca eğitimini sürdürdü. 1927’de Chicago yakınlarına yerleşerek tümüyle resim çalışmalarına yöneldi. Bu dönemde, ailesinin zenginleşmiş olması, uzun ve titiz bir çalışma tarzını sürdürmesine olanak sağlıyordu. 1930’da Chicago’da ilk kişisel sergisini açtı. 1964’te Chicago Sanat Enstitüsü’nde, bir yıl sonra da New York’taki Whitney Amerikan Sanatı Müzesi’nde iki retrospektif sergisi yer aldı.

Albright’ın yapıtlarında nesneler ve insan figürleri en ince ayrıntılara varan bir kesinlikle işlenmiştir. Sınırlarına vardırılmış olduğu söylenebilecek bir gerçekçilik, resminin hem tekil öğelerinde hem de bütününde bir uyum içinde belirmektedir. Zamanın yarattığı yıpranmayı, oldukça kişiselleşmiş bir üslupla, dramatik bir etki oluşturarak görüntülemiştir. 1930’da tamamladığı Into the World Came a Soul Called Ida (“Dünyada Ida Diye Biri Yaşadı”), yaşlanmış bir fahişeyi aynaya bakarken gösteren bir portredir. The Picture of Dorian Gray (“Dorian Grav’in Portresi”) adlı yapıtında da, bu roman kahramanım, çöküşe doğru giden yaşamının sonuna geldiği bir aşamada resmetmiştir. Zamanın yıkıcı etkilerini, resimlerinde yer verdiği nesnelerde de yansıtmıştır. On yıllık bir çalışmayla gerçekleştirdiği ve en önemli yapıtlarından biri sayılan That Whicb I Should Have Done 1 Did Not Do’da(“Yapmış Olmam Gerekeni Yapmadım ”) üzerinde bir çelenk asılmış olan harap bir kapı ile mendil tutan bir kadın elini gösterir.

Albright’m, resmindeki bu özellikler ve atmosfer nedeniyle,Gerçeküstücü sayılması gerektiği ileri sürülmüşse de, bu akımla fazla bir ortaklığı olduğu söylenemez. Onun kişisel üslubu, ABD’deki, yaşamdan görüntüleri ulusalcı bir bakışla yorumlayan anlayışın tipik ve önde gelen bir örneği sayılmalıdır. 20.yy’da hâlâ Avrupa etkileriyle ulusal bir gelenek oluşturma eğilimlerinin uzlaşamadığı ABD resminde, toplumsal gerçekçilik, özellikle büyük ekonomik bunalımın yaşandığı 1930 dolaylarında önem kazan-
mıştı. Toplumsal yaşamınodağının kasabalardan çıkıp ağırlıkla büyük, hareketli kentlere kaymaya başlamış bulunduğu bir dönemde, Albright’ın eskimeyi, çöküşü ve ölümü, yoğunlukla, biraz da eskiye yönelik bir özlemi hatırlatarak yansıtan resimleri, bu toplumsal gerçekçiliğin özgün bir biçimlenişi sayılır.

•    YAPITLAR: God Created Man in His Own Image, 1929-1930 (“Tanrı İnsanı Kendi Suretinde Yarattı”); Into the World Came a Soul Called Ida, 1930, (“Dünyada Ida Diye Biri Yaşadı”); The Dead Doll, 1931-1932, (“Ölü Güzel”); That Which I Should Have Done I Did Not Dq1 1931-1941, (“Yapmış Olmam Gerekeni Yapmadım”); The Picture of Dorian Gray, 1943-1944, (“Dorian Gray’in Portresi”); Portrait of Mary Block, 1956 (“Mary Block’m Portresi”).

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi