Italo Calvino – Örümceklerin Yuvalandığı Patika

Italo Calvino – Örümceklerin
Yuvalandığı Patika

Calvino’nun ilk romanı

Pin, yetim bir ayakkabı çırağı, fahişelik yapan kız kardeşiyle
birlikte yaşıyor.

Pin; çelimsiz, ağzı pis, cahil ve saf bir çocuk. Yaşıtlarıyla
her konuda sidik yarışına giriyor. Zamanını daha çok, yetişkinlerle birlikte
geçirmeye çalışıyor.

Partizan bir gurupla temas kuruyor. Guruba dâhil olabilmek
ve de ciddiya alınmak için Ablasının müşterilerinden Alman askerin tabancasını
çalıyor. Tabancayı örümceklerin yuva yaptığı yere gömüyor/saklıyor. 

Gün geçmeden Naziler onu yakalıyor. Hapse atılıyor.
Hapisteyken Almanlara karşı direnişin efsane isimlerinden Kızıl Kurt’la tanışıyor.
Kızıl Kurt onu kurtarıyor; birlikte kaçıyorlar.

Direnişçilerin kampına gidiyorlar. Başlarında ismi Dritto
olan biri var. Kamp ortamı çok dağınık ve düzensiz… Bu dağınıklık siyasi bir
niteliği olması gereken partizanları insana yakınlaştırıyor. Partizanlar zaten
insan değil midir? İnsan ve partizan sözcüklerinin özdeş olmaması nispetinde,
değildir. Bu nedenle Calvino onlara yeniden üst kategoriyi açıyor.

Calvino masallarla gerçek arasında gidip-gelen, masallarla
beslenen bir yazar.

Bir çocuğun gözünden yetişkinlerin tutum, hal ve hareketleri
gözlemleniyor.

Savaştan söz etmek için çocuklara özgü hayal dünyasını, çocuğun
bakış açısını ve çocuğun saflığını kullanan Calvino, ilk romanında bu yolla
masal havasını yakalamış. Sadece bu nedenle bile(teknik/biçim bakımından çok
başarılı olmasından dolayı), iyi bir romandır.

Notlar

Genç yazarı bir şeyler yapmaya iten (…) dile getirme
isteğinden kaynaklanıyordu. …yaşamın yeni öğrendiğimiz buruk tadını, (s. 8)

Bu kitap, yeni gerçekçiliğin olumlu nitelikleri ile
kusurlarının tipik bir dökümünü oluşturuyor.

…sorun, bizim için dünyanın ta kendisi olan o dünyayı
edebiyat yapıtına dönüştürmekti. (s. 9)

Direniş, manzarayla kişileri kaynaştırmamı sağladı. (s. 10)

Okumalar ve yaşam deneyimi, iki evren değil, tek evrendir.
Her yaşam deneyimi, yorumlanabilmek için, belli okumaları gerektirir ve onlarla
kaynaşır.

Çanlar Kimin İçin Çalıyor

İsaak Babel (Kızın Süvariler)

Aleksandr Fadeyev (Partizanlar)

Örümceklerin Yuvalandığı Patika’nın arkasında bu yapıtlar
var. (s. 17)

Her ölen sağ kalanları andırıyor ve onlara ölümünün nedenini
soruyor.

İçinde yer almadığım öyküler yazmaya başladığımda, her şey
tıkır tıkır işlemeye başladı.

Bir öykü ne kadar nesnel ve anonimse o kadar benim öykümdü.

Pin’in büyüklerin anlaşılmaz dünyası karşısında duyduğu
aşağılık, aynı durumda bir burjuva çocuğu olarak benim hissettiğim aşağılık
duygusuna karşılık geliyordu. (s. 20-21)

Yoksunluk duygusu,

Yolun sonuna ulaşmak için, güneş ışınları, lacivert gök
çizgisi boyunca uzanan kemerlerin birbirinden ayırdığı soğuk duvarları
yalayarak dümdüz inmek zorunda.

Pin, maymun suratlı!

Bir de şu döşeklik ablan. (s. 29)

Pin’le alay etmeye gelmez; sokakta olup biten her şeyi
bilir.

Pietromagro yılın yarısını hapiste geçirir (yanında
çalıştığı kunduracı). (s. 30)

Pin tek başına sokaklarda dolaşıyor.

…örümceklerin yuva yaptığı yeri gösterebileceği ya da nehir
kıyısında kamışlarla dövüşebileceği bir grup arkadaşla birlikte olmayı özlüyor.
(s. 34)

Miscel, “denizcinin tabancasını gördün mü?”

“Eşek gibi bir silahı var,” diyor Pin.

“Güzel,” diyor Miscel, “o silahı bize getireceksin!” (s. 36)

Pin sokağa çıkıyor, tabanca hiç de rahatsız etmiyor onu. (s.
42)

Tabancayı saklıyor.

Almanlar onu yakalıyor.

Hapiste Pietromagro’yla karşılaşıyor.

Kızıl Kurt’la tanışıyor. İkisi birlikte kaçıyorlar. (65-67)

“Ben kampa gidiyorum”

“Beni de götürür müsün?” diyor Pin. (s. 76)

Kamp yerinde yangın çıkıyor.

“Almanlar silah seslerini duymuş, yangını görmüşlerdir; çok
geçmeden peişimize takılırlar.”  (s. 109)

Aşçı Pin’la kapışmayı kafasına koymuş. (s. 157)

(Eleman kimseyle geçinemiyor)

Pin toz oluverdi.

Artık tek yoldaşı yalnızlık Pin’in. (s. 158)

Pin, tabancanın bulunduğu noktayı seçemiyor artık, (s. 161)

“Aç Rina, benim. Kardeşin Pin.” (s. 162)

“Hepsi böyle kadınların, Kuzen…” diyor Pin

“Yakından baktığında,” diyor Pin, “ateşböcekleri de iğrenç
hayvanlar, kırmızı kırmızı,”

“Evet,” diyor Kuzen, “ama baktığında güzeller.” (s. 167)

(Kuzen dediği kişi, tabancayı alıp evden kaçtığında yolda
rastladığı iri kıyım bir milis).

Il sentiero dei nidi di
ragno

Türkçeleştiren: Kemal Atakay

Yapı Kredi Yayınları,

Kasım, 2007