İstişhad -Edebi Sanat- Nedir, Anlamı, Örnekleri, Hakkında Bilgi

62

Bir sözün ardından onu pekiştiren ve doğruluğunu kanıtlayan atasözü, vecize ve temsil niteliğinde bir söz zikretme anlamında edebî sanat.

Bedî” ilmi içinde yer alan istişhâdı ede­bî bir sanat olarak inceleyen ilk müellif Ebû Hilâl el-Askerî (ö. 400/1009’dan son­ra) “istişhâd ve ihticâc” adını verdiği türü şöyle açıklamıştır: “İlk önce bir söz ge­tirilir, sonra onu, bundan doğan ve buna bir zeyii konumunda olan. doğruluğuna delil ve örnek teşkil eden diğer bir söz ta­kip eder. İbn Sinan el-Hafâcî, “istidlal bi’t-temsîl” olarak adlandırdığı istişhâdı, “Önceki sö­zün doğruluğuna delil teşkil eden ve ona bir misal konumunda olan söz getirmek­tir” diye tanımlamıştır. Maarrî’nin şu bey­ti Hafâcî’nin verdiği örnekler arasında yer alır: (İhsanlarınızı biraz kıssay­dınız sizi ziyaret edecektim. Tatlı su da ol­sa eğer aşın soğuksa ondan kaçılır!. Bu­rada son cümle ilk cümlenin doğruluğu­nu kanıtlayan bir temsil durumundadır. Temsil konumundaki hikmetli söz genel­likle edibin kendisine ait olur.

Hatîb el-Kazvînîve onun Teîhîşü’î-Mif-tâh’mı şerhedenlerle daha sonraki bela­gat âlimleri istişhâdı bir ıtnâb türü olarak görmüşlerdir. Kazvînî’nin “ıtnâb bi’t-tez-yîl” dediği ıtnâb nev’i Ebû Hilâl el-Aske-rî’nin “istişhâd ve ihticâc” adını verdiği türe yakındır. Kazvînî tezyîl ıtnabını, “Bir cümlenin ardından aynı anlama gelen ve onu pekiştiren bir başka cümle getirmek­tir” şeklinde tanımladıktan sonra onu, önünden bağımsız bir mesel konumunda bulunan ve önüyle bağımlı olarak mesel konumunda olmayan tezyîl şeklinde iki­ye ayırmıştır. Türün özellikle mesel du­rumundaki tezyîl ile tamamen örtüştü-ğü görülmektedir. Şu âyetler. Kazvînî’nin mesel konumundaki tezyîle verdiği ör­nekler arasında yer alır: De ki hak geldi, bâtıl yıkılıp gitti, zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur[İsrâ 17/81] Biz senden önce hiçbir beşere ölüm­süzlük vermedik. Sen öleceksin de onlar ölmeyecekler mi? Her can ölümü tada­caktır.[Enbiyâ 21/34-351] Âyetlerdeki son cümleler önleriyle aynı anlamda ola­rak onları pekiştiren, fakat aynı zaman­da önlerinden bağımsız birer mesel du­rumundadır.

Askerî’nin türle ilgili olarak örnek verdi­ği pek çok şiir arasında şu iki mısra özel­likle kaydedilmelidir: im

Milletler İçinde an­cak yüce mertebelere âşık olanlar ölüme seve seve giderler/Nitekim savaşlarda mızrakların da ilk kırılan yerleri üst taraf­larıdır. Mütenebbî’nin şu beyti de bu ko­nuda nakledilen en yaygın örneklerdendir : Alçağa alçaklık vız gelir, hiç ölüye yara acı mı verir?.

Askerî’nin de belirttiği gibi istişhâd ör­neklerinin birçoğu teşbîh-i temsilî veya istiâre-i temsîliyye formundadır. Abdülganîen-Nablûsî, şairin şiir içinde adını veya lakabını kulağa hoş gelecek şekilde zikretmesini bir bedi türü olarak istişhâd adı altında ele almıştır. Nablûsî, eski ve yeni şairlerin şiirlerinde buna dair birçok örneğin bulunduğunu belirtir.

TDV İslâm Ansiklopedisi