İstikra Nedir, Ne Demek, Filozofların Görüşleri, Hakkında Bilgi

27

İstikra. Tikel önermelerden tümel bir sonuca ulaşılmasını sağlayan akıl yürütme yöntemi.

Sözlükte “bir şeyin durumunu ve özel­liklerini öğrenmek için araştırma yapma, çaba harcama” anlamına gelen istikra mantıkta tikelden (cüz’î) tümele (külli). özelden genele, tek tek olguların bilgisin­den bu olguların dayandığı kanunların bilgisine götüren zihinsel işlem için kul­lanılan bir terimdir. İstikrayı Hârizmî “bir tümeli bütün tikelleri vasıtasıyla tanıma”, İbn Sînâ, “bir tümelin tikellerine ait hük­me dayanarak o tümel hakkında bir hü­küm verme”, Gazzâlî. “tümel bir kavram altındaki birçok tikeli gözden geçirerek sonunda bu tikellerde ortak bir hüküm bulmak suretiyle söz konusu tümel hak­kında aynı yargıda bulunma şeklinde tanımlamışlardır. Mantık açısından dolaylı istidlal yolların­dan biri olan istikrada öncüller araştır­ma ve inceleme yoluyla elde edildiği için yönteme bu ad verilmiştir. İstikra karşı­lığında Batı dillerinde induetion, Türk­çe’de tümevarım terimleri kullanılmak­tadır.

İstikra işlemiyle zihin, tikel varlık ve olayları incelemek suretiyle genel bir hük­mün (kanun) ortaya konması doğrultu­sunda çaba gösterir. Bir kanun en azın­dan Önceden farzolunan bir genelliğin ifa­desi, bir olgunun başka bir olguyu takip etmesi ve mutlak surette onunla birlikte bulunması demektir. Dolayısıyla olgular­dan kanunları, genel hükümleri çıkarmak sadece tikel olandan tümeli çıkarmak de­ğil aynı zamanda olağan olandan zorunlu olanı çıkarmak anlamına gelir. Şu halde istikra, bütünü kapsayan genel bir hük­me ulaşabilmek için tikellerin tamamını veya bazısını araştırmak suretiyle işleyen bir yöntem, diğer bir ifadeyle zihnin ti­kellere dair hükümlerden altında bu ti­kellerin bulunduğu tümel hakkında bir yargıya geçişidir. Meselâ bakır, demir, al­tın ve gümüşten her birinin ısı etkisiyle genleştigini ve bunların hepsinin maden olduğunu bildikten sonra, “Bütün ma­denler ısıtılınca genleşir” hükmüne var­mak; aynı şekilde gramerde kelime kav­ramının isim, fiil ve edatlardan oluştuğu­nu, isim. fiil ve edatın da anlamlı sözcük­ler olduğunu bildikten sonra bütün keli­melerin anlamlı sözcükler olduğu hükmü­ne varmak birer istikradır.

İstikranın hem duyum hem düşünmey­le (zihin) ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Ni­tekim madenlerin ısıdan nasıl etkilendi­ğini bilmek istediğimizde önce madenle­ri teker teker ısıtmak suretiyle deneyden geçiririz. Bundan sonra sıra zihnî safha­ya gelir. Akıl yürütme, yani elde edilen veriler üzerinde hüküm verme sürecinin işlediği bu safhada tikeller arasındaki ortaklığın neden kaynaklandığını (sebep) keşfetmek suretiyle sebep-sonuç (illet-ma’lûl) ilişkisinin kuralları çerçevesinde genel bir hükme ulaşılır. Bu ilmî istikra­dan başka avamın bazı sıradan tecrübe­lerden, aynı türden tek tek tecrübeler arasındaki ortak noktalardan hareketle bunların bütünü hakkında hüküm verme­sine de istikra denmektedir. Meselâ tek tek cisimlerin hareket halindeyken dur­duklarının görülmesinden sonra bu göz­lemlere dayanarak, “Hareket halindeki her cisim sonunda duracaktır” şeklinde genel bir hükme varmak böyledir. Buna karşılık bilim adamı, hareket halindey­ken duran cisimlerin sürtünme sebebiyle durduğunu bildiği için yukarıdaki hükmü onaylamaz ve kendi hükmünü. “Hareket halindeki bütün cisimler herhangi bir se­bep tarafından engellenmedikçe hareke­tine devam eder” şeklinde ortaya koyar. Bu örneklerde görüldüğü gibi iimî istikra avamî istikrayı çürütebilmektedir.

Mantıkçılar istikrayı tam ve eksik (na­kıs) diye ikiye ayırırlar. Tam İstikra bir bü­tünün parçalarının tamamım, bir tüme­lin kapsamındaki tikellerin hepsini ince­leyerek o bütün ve tümel hakkında genel bir hükme varmak şeklindeki akı! yürüt­me olup kesin bilgi ifade eder. Meselâ, “Bitkiler, hayvanlar ve insanlar teneffüs ederler: bilinen bütün canlı varlıklar bit­kiler, hayvanlar ve insanlardan ibarettir: şu halde bütün canlı varlıklar teneffüs ederler” şeklindeki akıl yürütme tam is­tikradır. Aristo’ya göre kıyasta orta terim vasıtasıyla büyük terimle küçük terim, istikrada ise küçük terim vasıtasıyla bü­yük terimle orta terim karşılaştırılarak sonuca ulaşılır. Onun verdiği örnekle. “İn­san, at ve katır uzun ömürlüdür; insan, at ve katır safrasız hayvanların tamamı­dır; o halde bütün safrasız hayvanlar uzun ömürlüdür” şeklindeki ifade istikra olduğu halde, “Safrasız hayvanlar uzun ömürlüdür; insan, at ve katır safrasız hayvanlardır-, şu halde İnsan, at ve katır uzun Ömürlüdür” ifadesi -aynı terimler­den oluşmasına rağmen- kıyastır. Tam İs­tikraya “kıyâs-ı mukassim, kıyâs-ı burhâ-nî, istikrâ-i hakiki, istikrâ-i müstevî” gibi adlar da verilmektedir.

Eksik istikra bir tümelin kapsamındaki tikellerin bir kısmını inceleyerek örnekle­me yöntemiyle o tümel hakkında genel bir hükme varmak şeklindeki akıl yürüt­medir. Meselâ bazı hayvanların besinle­rini çiğnerken alt çenelerini hareket et­tirdikleri gözlemine dayanarak her hay­vanın besinlerini alt çenesini hareket et­tirerek çiğnediği şeklinde bir sonuca var­mak eksik istikradır. Bu tür bir istikra sa­dece zan İfade eder, bu yöntemle ulaşılan sonuç kesin değil ihtimallidir. Nitekim timsah besinlerini çiğner­ken üst çenesini hareket ettirir. Eksik is­tikraya “büyültücü tümevarım” veya “bi­limsel istikra” da denmektedir. Tabiat ka­nunlarına genellikle eksik İstikra ile va­rılmaktadır. İbn Sînâ da bunun yaygın is­tikra türü olduğunu söyler.

İstikra, İslâm kültür dünyasında zaman zaman çeşitli disiplinlerde kullanılmış ol­makla birlikte tam istikra tatbik İmkânı sınırlı bulunduğu, eksik istikra da yeterin­ce güvenilir olmadığı için tayin edici bir is­tidlal şekli olarak itibar edilmemiştir. Ba-tı’da ise özellikle Rönesans’tan itibaren deneysel bilimlerin gelişmesiyle birlikte giderek kıyastan daha önemli bir bilgi ve düşünme yöntemi haline gelmiştir. Pozi­tivizmin gücünü ve etkisini kaybetmesi­ne paralel olarak istikra da esaslı tenkit­lere konu olmuştur.

TDV İslâm Ansiklopedisi