İsmet Özel – Tavşanın Randevusu

İsmet
Özel – Tavşanın
Randevusu

İçinde bulunduğumuz kültürel ortam
dolayısıyla yazı yazmaktan utanıyorum.

Birlikte yol yürüyebileceğim insanlar
nerede diye sormaktan utanıyorum.

Biliyoruz ki hayvanların birbirleriyle olan
iletişimi yem bulmakla, tehlikeden kaçmakla sınırlı. Oysa insanların iletişim
kurmakla güttükleri gaye hâl-i hazırda kolaylıkla görülenden veya görülmesi
olağan sayılandan ötede bir dünyanın mevcudiyetini işaret etmektir.

Bütün karamsarların karamsarlıkta sebat
edemeyecekleri bir nokta mutlaka vardır. Tefekkür dediğimiz şey o noktaya
ulaşmak için daldığımız alandır.
İyimserlerin
tefekküre ihtiyacı yoktur. Onlar sadece kendilerini beklentisine kaptırdıkları
mutluluğu sağlayacak malzemeleri ele geçirmeye çalışırlar
. (s. 33)

İyimserliği savunanların en azından bir
zekâ yetersizliğine uğradıklarına inanıyorum
.

Bardağın yarıya kadar suyla dolu olmasını
iyimserlik vesilesi kabul eden kimse şartlar ona ne sunduysa o kadarıyla
avunmaya
(…) yatkındır.

…bardağın yarısı boştur der demez, birçok
soru ortaya atmış oluruz. Bu bardağın yarısı niçin boş? Bardağın yarısının
dolamayışına yol açan nedir, kim veya kimlerdir? Bardağın tamamen doldurulması
imkânı var mıdır?

Karamsarlık ümit kapısını zorlamaya
teşviktir
. (s. 35-36)

Karamsarım, çünkü insanım.

Çocukları oyuncakla kandırın, ama büyükleri
yeminle…

Eğer bir ülkenin kısmen iyi yönetilmesinden
memnun olanlar varsa, onlar ülkenin tamamen kötü yönetilmesini menfaatlerine
uygun bulanlardır.

Bir siyasi kişilik savunduğu tezler
itibariyle bize tamamen doğru sözler söylemiyorsa, kabul etmeliyiz ki tamamen
yanlış şeyler söylüyordur
. (s. 58)

Dostum azdır diye üzülüyorsan teselliyi
düşmanlarının çokluğunda arayabilirsin. Kişinin felaketi (…) düşman
olunamayacak kadar silik bir hayat çizgisi takip edişindedir. (s. 72)

…düşmanınız sizin hedefinize sizden önce
ulaşandır. Eğer düşmanım olmasın diyorsanız, kendinizi insanların elde etmek
için can attıkları bütün başarılardan ve o başarıları sağlayacak çabalardan
uzak tutun. (s. 74)

 Türkiye’de düşüncenin değil d hayat tarzının
belirleyiciliği yürürlükteki dünya düzeniyle hesaplaşmayı değil ona intibakı
öngörüyor.

“Bir milletin geniş kitlesi ufak bir
yalandan ziyade büyük bir yalanın kurbanı haline gelecektir.”

Düşmanlıklardan kurtulalım diyenler bunun
bedelinin dostluklardan vazgeçmek olduğunu fark etmiyorlar.

Kendi iktidarını devam ettirmek için
düşmanın faaliyetinden medet umma yöntemi iç politikaya tahsis edilince düşman
kelimesinin yerini rakip alır.

Yegâne iyi tarafı başkalarının kötülüğünü vurgulamak
olan siyasi tavır daha hafif bir kötülüğün memuru olmayı peşinen üstlenmiş
sayılır.

Şule Yayınları

1999