İslamda Şahitlik Nedir, Ne Demektir, Şartları, Safhaları,

0
50

Şâhidlik

“Şehâdet” (şâhidlik), görmek manâsına gelen şhd kökünden masdar olup, lügat manâsına uygun bir şekilde görülmekte olan bir dava ile ilgili olarak gördüğünü ve bildiği haber vermek demektir. Böyle haber veren kimseye “şâhid”, lehine şehâdet eden kimseye “meşhudün leh”, aleyhine şehâdet edilen kimseye “meşhudün aleyh” ve şehâdet edilen hususa “meşhüdün bih” denir.

Esasen, şahidliğin iki safhası vardır:

  1. Tahammül-i şehâdet: Şahidlik edilecek hususa muttali olma, o konudaki bilgiyi yüklenme,
  2. Edâ-i şehâdet: Muttali olunan durumu yargı makamı önünde haber verme.

Bu ayırımın, pratikte bazı sonuçlan vardır. Meselâ Hanefî mezhebine göre, nikâh akdinin sahih olması için yalnız tahammül şehâdeti yeterlidir ve dolayısıyla, iki fâsık erkeğin hazır bulunması ile nikâh akdi sahih olur. Fakat bu konuda bir ihtilâfın çıkması halinde, bu fâsık şâhidlerin yargı makamı önünde edâ şahidliği yapmaları ve buna dayanılarak nikâh akdinden doğacak hakların hüküm altına alınması mümkün değildir.

Şâhidliğin makbul olması için, şehâdetin tahammülü anında akıl sahibi ve gözü görür olmak; edâ sırasında da âkil, bâliği, hür olmak, dilsiz, kör, fâsık ve kazf cezasına çarptırılmış olmamak şarttır. Apaçık görülen, bilinen (bir kimsenin hayatta olması gibi) şeylere, tevatürle sabit bii ilere muhalif, yahut çelişkili şâhidlikler kabul edilmez. Karşı tarafın itirazı halinde hâkimin, şâhidlerin adaletli olup olmadığını araştırması gerekir, buna “tezkiye” denir. Bunun uygulaması iki safhada olur:

  1. Gizli tezkiye: “Mesture” denen varaka ile, adaletiyle tanınan kişilerden, şâhidlik edecekler hakkında bilgi alma,
  2. Aleni tezkiye: Gizli tezkiye neticesinde şâhidliklerinin kabul edilebileceği anlaşılanlar hakkında taraflar huzurunda açıkça yapılan tezkiye.

Dava konusunun isbat edilmiş sayılabilmesi için gerekli şahid sayısına “nisâb-ı şehâdet” denir. Şehâdet nisâbı, zina cezası için dört erkek, diğer cezâî hükümier ve hukukullahtan sayılan hükümler için iki erkek kul hakları ile iigiii hükümler için iki erkek veya iki kadın ile birlikte bir erkektir. Yalnız kadınların muttali olabileceği durumlarda, sadece kadınların şâhidlikleri makbuldür.

Usûl ve furû’un, karı ve kocanın birbirleri lehinde şâhidlik etmeleri mümkün değildir. Bir kimsenin başkalarından duyduklarına dair şâhidlik etmesi (“şehâdet bi’t-tesemmu”) yalnız nesep, ölüm ve vakıf davalarında mümkündür.

Başka şâhidierin varlığı halinde, şâhidlik ihtiyân (“farz-ı kifâye”)dir. Aksi takdirde mecburi’ (“farz-ı ayn”) bir görevdir. Hâkim hüküm vermeden önce şehâdetten rücü halinde dava hakkında şâhidlik yapılmamış kabul edilir ve şâhidler ta’zır olunur (cezalandırılır). Dava konusu tazmini mümkün cinsten ise, hükümden sonra şâhidlikten rücu, hükmün infazını engellemez; bundan zarar gören tarafın zararını şâhidler tazmin eder.