İslam Tasavvufunda, Düşüncesinde Aşk, Muhabbet ve Sevgi

0
42

Ruyalar/ah-askn-elinden-ahmet zeki yava – ah minel ask” 216″ 334″

Aşk-Muhabbet

Mutasavvıfların büyük bir kısmına göre, nefsi yenebilmek için en kestirme yol aşk‘tır. Hakikî aşk insan ruhunun, Allah’a karşı bir özlemidir. Aşk muhabbetin, yani sevginin ileri derecesidir. Kur’an’da aşk sözü yer almazsa da, anlam olarak geçer; “Mü’minlerin Allah’a karşı pek şiddetli bir muhabbeti vardır.” (Bakara, 165) buyrulur. Ayrıca “Allah kullarını sever, onlarda Allah’ı severler” (Maide,54) denilmektedir.

Tasavvuf ehli arasında pek meşhur olan ve kudsî hadis olarak kabul edilen bir söz vardır “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi sevdim, beni bilsinler, tanısınlar diye mahlûkatı yarattım.” Buna göre sevgi başlangıçta Allah’tan zuhur etmiş ve bütün kâinatın yaratılmasına sebep olmuştur. Bu bakımdan âlemler içinde aşkın yabancısı olabilecek bir zerre bile yoktur. Fakat her yaratığın aşkı kendi istidat ve zevkine göredir. Tasavvufta söz konusu olan ise tamâmıyla ulvî ve ilâha aşktır.

Aslında aşkın izahı zordur. Meselâ hararetin rengi yoktur, ancak odun, kömür gibi bir cisimde görülünce renk kazanır. Aşk da bunun gibi aslında renksizdir. Ancak bir vücutla ilgisi olduktan sonra renk kazanır, belirli hâle gelir. Bu bakımdan aşkı kelime ve sözdetenzih etmek en doğru yoldur. Hz.Mevlânâ’ya “Aşıklık nedir?” diye sorulunca:

“Benim gibi ol da gör” demiştir. Yine o, “Aşk öyle” bir ateştir ki bir parladı mı mâşuktan başka her şeyi yakar, yok eder.” demiştir. İşte tasavvufta aşkın önemli bulunması ve en kestirme yol olması bu yüzdendir. Hak âşıkı olan kimsenin gözünde Allah’tan ‘ başka hiçbir şeyin değeri olmayacaktır. Dinin ve tasavvufun gayesi de bu değil midir?

Hakikî aşk mutlak varlık olan Allah’ı sevmektir. O’ndan başka her şeyden geçmektir. Hakikî aşka eren kimse, kendi nefsinden geçmiş ve Allah’tan gayrı her şeyi bırakmış, fenâ fillâha (Allah’ta kayboluş) ermiştir.

Aşk denince muhabbetten yani sevgiden başlamak gerekir. Az evvel, belirttiğimiz gibi, aşk, sevginin ileri derecesidir. Allah sevgisi iie ilgili çeşitli âyetlerin yanı sıra hadisler de vardır. “Allah ve resûlünü her şeyden çok sevmek suretiyle imanın lezzetinin bulunabileceği” belirtilir.

Sevgi, güzel olan şeye karşı insan ruhunun kendiliğinden olan sürüklenişidir. Allah, mutlak cemâl ve kemâl sâhibi olarak her türlü güzelliğin kaynağıdır. Hz. Peygamberin ifadesiyle “Allah güzeldir, güzelliği sever.” İnsanın Allah’ı tanıması (marifet) nlsbetinde O’na olan sevgi ve aşkının artmasından daha tabiî bir şey olamaz. ..

İlâhî aşk ve sevgi mutasavvıf şairler için en önemli konu ve ilham kaynaklarından biri olmuştur. Ayrıca sevgiye dayanan kulluğun, severek ibâdet etmenin ruh hayâtına vereceği zenginlik her türlü izahın ötesindedir.

(M. DEMİRCİ)