İskender’in Aynası/Ayine-i İskender Nedir, Efsanesi, Hakkında Bilgi

45

Âyîne-i İskender, İskender’e ait olduğu rivayet edilen efsanevî ayna.

“Âyîne-i âlemnümâ” veya “âyîne-i gîtînümâ” (cihanı gösteren ayna) adıyla da bilinen bu ayna hakkında çoğu efsane niteliğinde çeşitli rivayetler mevcuttur. Bunlardan birine göre, İskender’in (ö. m.ö. 323) İskenderiye şehrini kurduğu sırada orada bulunan hakimlerden Belinus, Hermis ve Valines bir ayna yaptıra­rak yüksek bir yere koydurmuşlar. İsken­deriye’ye gelmekte olan gemiler daha bir aylık yolda iken bu aynadan görülür, eğer düşman gemisi iseler güneş ışığı yansıtılarak yakılabilirmiş.

İskender tarafından, hocası Aristo’nun yaptığı plana göre İskenderiye şehrinde inşa edildiği de söylenen bu aynanın bir gece bekçiler uyurken çalınıp denize atıl­dığı yine efsaneler arasındadır. Bazı kay­naklarda âyîne-i İskender’in Hint Hüküm­darı Kayd tarafından İskender’e hediye edilen dört değerli eşyadan biri olduğu rivayeti de vardır. Bunun küre şeklinde mi (top ayna), yoksa düz mü olduğu tar­tışmalıdır. Efsaneye göre yalancılar âyî­ne-i İskender’e baktığı zaman görüntü­lerini yansıtmaz, İskender de bir kimse­nin yalan söyleyip söylemediğini böyle­ce anlarmış.

Âyîne-i İskender, üç katlı ve yüksekli­ği 135 metreyi bulan İskenderiye (veya Pharos) Feneri’nin tepesinde bulunduğu rivayetinden dolayı, İskenderiye Feneri adıyla da anılmıştır. Mısır’da İskenderi­ye Limanı karşısındaki Pharos adası üze­rinde yapılan bu anıt-fenerin geçen ge­milere yol göstermesi, şehri ve limanı aydınlatması, tepesindeki âyîne-i İsken­der’in 40 mil uzaktan görünmesi gibi özellikleri, onun dünyanın yedi hârika­sından biri sayılmasına sebep olmuştur. 650’ye (1252) kadar varlığını koruyan bu fener, yapıldığı çağda (m.ö. III. yüz­yıl) teknik bakımdan çok ileri bir eser olarak kabul edilmiştir. Bu durum, ayna­ların bilinmeyen şeyleri öğrenmek için sihir yapmada ve büyücülükte kullanıl­dığı kanaatini yaygınlaştırmış ve bunun­la ilgili birçok efsanenin ortaya çıkması­na yol açmıştır.

Bütün Doğu edebiyatlarında olduğu gi­bi Türk divan edebiyatında da İskender ve âyîne-i İskender efsanevî yönleriyle sık sık ele alınmıştır. Âyîne-i İskender tasavvufî bir terim olarak ise Allah’tan başka her şeyden arınmış ve yalnız haki­katlerin aksettiği “insân-ı kâmil”in gön­lünü ifade etmektedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi