İshaklı (Sahipata) Han Kervansarayı Tarihçesi, Mimari, Hakkında Bilgi

20

İshaklı Kervansarayı. Akşehir yakınlarında Selçuklular dönemine ait kervansaray.

Akşehir-Çayyolu üzerinde Akşehir’e 25 km. uzaklıkta, Afyonkarahisar iline bağlı Sultandağı (İshaklı) ilçesinde bulunmak­tadır. Yazlık ve kışlık kısımlarının taçka-pıları üzerinde yer alan kitabelerden an­laşıldığına göre 647 Cemâziyelâhirinde (Eylül 1249). Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus’un saltanatının ilk yıllarında Ve­zir Sâhib Ata Fahreddin Ali tarafından in­şa ettirilmiştir. Selçuklular döneminde çok sayıda eser yaptırmış olan Sâhib Ata bu özelliğinden dolayı “Ebü’I-hayrât” diye anılmaktaydı. İshaklı Kervansarayı onun yaptırdığı, tarihi bilinen en eski yapıdır. 1885 yılına doğru Keskinzâde Sâdeddin Efendi adında bir kişi tarafından tamir ettirilmiş, daha sonra 1925 yılına kadar ambar olarak kullanılmıştır. Binayı son olarak 1964’te Vakıflar Genel Müdürlüğü restore ettirmiştir.

İshaklı Kervansarayı, kapalı bir kışlık bölümle onun önünde köşk mescidli avlu­su bulunan sultan hanları tipinin önemli bir örneğidir. Kaim kuşatma duvarları ve bunun üstündeki dayanak kuleleri nere­deyse bir kale gibi tahkim edilmiştir. Yapı. üzeri kapalı bölüm ve önündeki avlulu bö­lümden oluşmaktadır. Kareye yakın  plan gösteren avlu kısmına, doğu cephesindeki yarı silindirik iki payanda arasında yer alan âbidevî taçkapı geçit vermektedir. İki kenarından ince sütunçelerle sınırlanmış olan mukarnasiı taç-kapının tepesi yıkık durumdadır, üst kö­şelerindeki dolgularda istiridye kabuğu şeklinde küçük tromplar bulunmaktadır. Taçkapı nişinin köşe dolguları da bir sıra rozetle bezenmiştir. Üç satırlık sülüs ki­tabesi mukarnaslarla geniş kapı kemeri­nin arasına yerleştirilmiştir. Avlunun tam ortasında fevkanî küçük bir köşk mescid yer almaktadır. Tamamı kesme taştan yapılmış olan ve batı duvarının bazı yerlerin­de Roma-Bizans lahit parçalarının dev­şirme olarak kullanıldığı görülen köşk mescid oldukça harap durumdadır. Ke­mer başlangıçları hizasına kadar toprağa gömülü köşk mescid, kıbleye uyum sağla­ması için ana eksene göre çarpık konum­da yerleştirilmiştir. Alt kısmı sekiz kollu yıldızlı tonozla örtülü olan yapının “L” şeklindeki dört adet kalın payeye oturan kemerler tarafından taşınan mescid kıs­mına, kuzey yönde yer alan ve dar bir sahinlıkla bağlantılı olan iki kollu merdiven­le çıkılır. Bu küçük namaz mekânının batı ve doğu duvarlarında birer pencere bulu­nur. Üzeri altı sıra mukarnasiı kubbeyle örtülü olan mescidin mihrap nişiyle kapı ve pencere üstleri stalaktitlidir. Bunların dışında köşk mescidin dört köşesinde ve kemerlerinde basit taş süslemeler göze çarpar. Avlunun kuzey kenarında üzeri to­nozlarla örtülü, payelerle taşınan geniş bir revakın kalıntıları görülmektedir. Bu mekân ve bunun karşısında simetrik ko­numda bulunması gereken mekân grup­ları kervansarayın yazlık kısmını meyda­na getiriyordu.

Kışlık kısmına doğu cephesinin ortasın­da yer alan taçkapıdan geçilmektedir. Bü­yük ölçüde yenilenmiş olan bu kapı cep­heden dışa taşkın olup oldukça sadedir. Dışa doğru eğimli yarım tonoz şeklindeki geniş kemerinin üzerinde altı satırlık ki­tabe yer alır. Basık kemerli kapının açıl­dığı kapalı kısım, uzunlamasına beşik to­nozlarla örtülü beş nefli kare bir plan (24 x 24 m.) göstermektedir. Ortadaki nef di­ğerlerine göre daha geniş tutulmuş, bu nefin üzerindeki tonozun tam ortasına bir aydınlık kubbesi yerleştirilmiştir. Kub­be günümüzde yıkık durumdaysa da ge­çiş bölümlerindeki pandantif izleri mev­cudiyetini belli eder. Bu mekânın içindeki kemerler dikdörtgen biçimli on altı adet taş paye tarafından taşınmaktadır. İçe­risi oldukça loş olan bina, aydınlık kubbesi ve batı duvarında bulunan mazgal şek­lindeki pencerelerden ışık almaktaydı.