İsfendiyar Kimdir, Efsanesi, Hikayesi, Hakkında Bilgi

27

İsfendiyâr. İran tarihinde hak, kudret ve lütuf sembolü olarak yer alan efsanevî kahraman.

İran’da İslâm öncesi hanedanlardan Keyânîler’in hükümdarı Güştâsb’ın en büyük oğludur. Zerdüştîliğin kutsal kitabı Avesta’da “Sipuntû-Dâte” (kutsal yaratılmış) şeklinde adlandınlmış ve “taxma [Fars­ça tehm=güçlü kahraman] diye tanımlan­mıştır. Pehlevîce kaynaklarda Zerdüştîli­ğin güvenilir savunucusu ve öncüsü ola­rak zikredilmesine rağmen edebiyatta daha çok Rüstem-i Zâl ile mücadelesiyle şöhret bulmuş ve trajedik ölümüyle anıl­mıştır.

Kahramanlıklarını destantaştınp İsfendiyâr’a efsanevî kişiliğini kazandıran eser Firdevsî’nin Şâhnâme’sidir. Ebû Mansûr es-Seâlibînin Ğureru afybâri mülûki’l-Fürs ve siyerihim adlı eserindeki İsfen-diyâr’la ilgili bölüm Şâhnâme’ye paralel bilgiler ihtiva etmektedir. Taberî. İbnü’l-Esîr, Ebû Hanîfe ed-Dîneverî gibi tarihçi­ler de İsfendiyâr’a dair çeşitli olaylar hak­kında bilgi vermişlerdir.

İranlılar’ın kullandığı takvime göre her şemsî ayın beşinci günü için kullanılan “rabb-ı mân İsfendâr ve rabb-ı rûz İsfendâr” nitelemesinin, üstün meziyetlerin­den dolayı “ayın ve güneşin sahibi” anla­mında İsfendiyâr’a verilmiş bir unvandan kaynaklandığı sanılmaktadır.

Babası hayatta iken Zerdüştîliği kabul eden İsfendiyâr bu dini yaymak için birçok savaşa katılmış ve önemli başarılar elde etmiştir. İsfendiyâr’ın en büyük destek­çisi ve danışmanı bir Zerdüşt din adamı olan Pesütan’dır. Onun başarılarını çeke­meyen babası Güştâsb, tahtının oğlu ta­rafından elinden alınacağı yolundaki söy­lentilerin de etkisiyle İsfendiyâr’ı bir kale­ye hapseder. Bu sırada Turan Hükümdarı Ercâsb asker sevkederek İran’ı yağmalar ve Güştâsb’ın iki kızını esir alır. Zor du­rumda kalan Güştâsb, Ercâsb’ın üzerine İsfendiyâr’ı gönderir ve İsfendiyâr kız kar­deşlerini kurtarır. Daha sonra babası on­dan Rüstem-i Zâl’i bağlayıp getirmesini ister; bunun üzerine Şebistân’a giden İs­fendiyâr, Rüstem’le savaşa girişir. Uzun mücadeleler sırasında Rüstem-i Zâl çatal bir okla iki gözünü kör edince İsfendiyâr kahrından ölür. Güştâsb’ın ölümü üzerine boşalan İran tahtına ise İsfendiyâr’ın oğ­lu Erdeşîr Behmen Daraz geçer.

Şâhnâme’ûe kurtları, arslanları, ejderha ve cadıyı öldürmesi, ne­hirleri geçerek Rûyin Kalesi’ne saldırıp Ercâsb’ı mağlûp etmesi gibi uzun müca­delelerinin ve kahramanlıklarının ön pla­na çıkarıldığı çeşitli maceraları anlatılan İsfendiyâr’ın tarihî kişiliği üzerinde fark­lı yorumlar yapılmış. Avrupalı müellifler, onun birçok savaşa katılarak büyük başa­rılar elde eden Hükümdar Dârâ olduğu yönünde kanaatler ileri sürmüşlerdir. Şâhnâme’de ise Rüs-tem’in henüz tarih sahnesine çıkmadığı dönemde İran’ı Turanlılar’ın istilâsından kurtaran ve ZerdüştSIiğin yayılmasını sağ­layan dinî bir kahraman olarak yer alır. İs­fendiyâr. efsunlanarak her türlü silâha kar­şı dirençli kılındığına inanıldığından “Rû-yîn” (tunçtan) ve “Rûyinten” (tunç vücut­lu) lakabıyla hükümranlığın, kuvvetin ve kahramanlığın sembolü haline gelmiştir.

İsfendiyâr, hemen bütün Şâhnâme kahramanları gibi Şark-İslâm edebiyat­larında ve özellikle eski Türk edebiyatın­da sıkça anılmış, şairler onun cesaretini, gücünü ve yenilmezliğini ön plana çıkar­mışlardır. Bu sebeple şiirde Rûyinten la­kabı adından daha sık kullanılmıştır. İran mitolojisindeki önemli yeri itibariyle Rüs­tem-i Zâl ile mukayese edilmiş, savaşçılı­ğından dolayı adı “ma’reke” (savaş mey­danı) kelimesiyle birlikte “îsfendiyâr-ı ma’reke” şeklinde zikredilmiş, “İsfendi-yâr-ı rnihr” terkibiyle de Rüstem-i Zâl’e atıfta bulunulmuştur.

TDV İslâm Ansiklopedisi