İpşir Mustafa Paşa Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

17

İpşir Mustafa Paşa (ö. 1065/1655) Osmanlı sadrazamı.

Abaza asıllı olup dayısı âsi Abaza Paşa’-nın yanında yetiştiği söylenebilir. Nite­kim II. Osman’ın kanını dava ederek Er­zurum’da ayaklanan Abaza Paşa’nın mai­yetinde İpşir Mustafa da vardı. Onun 1629 yılında Bosna valiliğine getirilmesi üzeri­ne İpşir Mustafa da Bosna’ya gitti. Aba­za’nın buradan azlinden sonra yine onun maiyetinde Budin, Silistre, Özi ve Hotin yöresinde. Kamaniçe ve Turla nehri boy­larında bulundu. 1043 Rebîülevvelinden (Eylül 1633) itibaren Lehistan’a yapılan akınlara katıldı. Abaza Paşa’nın katlinin (1044/1634) ardından Kemankeş Kara Mustafa Paşa’ya intisap etti ve onun va­sıtasıyla saraya girdi. IV. Murad’ın Revan Seferi’nde mîrâhur olarak bulundu. Bağ­dat Seferi’nden döndükten sonra büyük mîrâhurluğa yükseldi (1049/1639). Nisan 1639’da vezâretle Budin valiliğine tayin edildi. Arkasından Silistre, Maraş. Musul. Van, Karaman, Tımışvar beylerbeyiliklerine getirildi. 1647’de Sivas Valisi Varvar Ali Paşa’nın ve Hamîd-ili dolaylarında eş­kıyalığa başlayan Haydaroğlu Mehmed’in üzerine sevkedilen kuvvetlerin başına Si­vas valisi olarak serasker tayin edildi. Ön­ce Haydaroğlu taraftarlarını dağıtan Mus­tafa Paşa. daha sonra Varvar Ali Paşa üze­rine yürüyerek 26 Rebîülâhir 1058 (20 Ma­yıs 1648) onu öldürttü ve başını İstanbul’a gönderdi. Bu arada Ali Paşa tarafından hapsedilen Karaman Beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa ve bazı vezirler hapisten kurtuldu. Ertesi yıl Gürcü Nebî isyanını bastırmak ve Nogay Paşa oğlu Aslan Pa-şa’yı ortadan kaldırmakla görevlendirildi. Aynı yılın sonlarında Şam eyaletine gön­derildi. Burada Sayda ve Beyrut mukâtaası meselesinden dolayı Dürzî reisleri ara­sında çıkan anlaşmazlıkların halline çalış­tı. Ancak Şam halkının destek vermemesi yüzünden Dürzî şeyhlerine yenildi ve ya­ralandı.

1650 yılı sonlarında Halep valiliğine ge­tirilen İpşir Mustafa Paşa çok geçmeden tekrar Sivas valiliğine tayin edildi. Âsi Aba­za Hasan’ı yakalamakla görevlendirildiy-se de onunla ırkî yakınlığı düşünülerek bu görevden alındı ve Bağdat’a gönderilmek istendi. Bu sırada Katırcıoğlu Mehmed Paşa’nın Abaza Hasan üzerine serdar yapılmasına kızan İpşir Paşa. Abaza Hasan tarafına geçerek âsi oldu. Onunla birlikte Ankara ve Eskişehir’e girdi, her iki yerin ileri gelenlerini öldürttü, etrafa müte-sellimler, hatta tuğralı emirler gönderdi. Anadolu’da kendisine karşı koyacak güç bulunmadığı için herkes emirlerine itaat etmek zorunda kalıyordu. Nihayet İpşir Paşa’ya Halep valiliği, Abaza Hasan’a da Türkmen ağalığı verilerek mesele halle­dildi. Halep’te büyük bir törenle karşılanan İpşir Mustafa Paşa birbirine düşman olan yeniçeri ve sipahi taifesini barıştırdı. Bu arada bir nizâmnâme hazırlattı. Buna göre hiçbir makam ehil olmayana veril­meyecek, rüşvet ve caize kaldırılacak, beylerbeyi, bey ve kadılar üç yıl hizmet­ten önce azledilmeyecek, sikke tashihiyle din ve devlet işleri şer’ ve kanuna uygun olarak icra edilecekti. Yapılan toplantıda yeniçerilerle sipahilere nizâmnâme şart­larına uyacaklarına dair yemin ettirildi. Daha sonra Bağdat, Diyarbekir. Erzu­rum, Sivas. Karaman ve Anadolu’daki di­ğer beylerbeyilere mektuplar gönderile­rek “ıslâh-ı âlem” için 1652 baharında Maraş çayında toplanmaları çağrısında bulunuldu.