İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre Samsun

Kaya
Tuncer Çağlayan –
İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre Samsun

Samsun Konsolosluğuna ait İngiliz arşivinde
tespit ettiğimiz ilk kayıtlar 1837 ile başladığına göre bu tarihte İngiltere adına
faaliyet bir konsolos vekili bulunmuş olmalıdır. Konsolos vekil dememizin
sebebi asıl konsolosun Trabzon’da bulunması Samsun’daki konsolosun ona vekil
olarak görev yapmasıdır.

…ilk konsolos belgeleri Samsun’da konsolos
vekilliği yapan R. W. Stevens imzasını taşımaktadır.

Çok güzel bir kasaba olarak tarif ettiği Ünye’de
1730 hane olduğunu bunun 1200’nün Türk, 80’inin Ermeni 450’sinin ise Rum evi olduğunu
(yazar) (s. 455).

Ünye tepelerinde zengin demir madeni olduğu,
madende demir satışının yapıldığı not edilmiştir.

Ünye’den Terme’ye gelince Stevens’in olumlu
kanaati değişir. Terme’yi acınacak zavallı bir kasaba olarak tanımlar.

Halk, Yeşilırmak’a Çarşamba suyu demektedir.

Kasabada takriben 750 hane vardır. 500 hane
Türk, 150 hane Ermeni ve 110’u ise Rum’dur. Türk mahallesi ve Pazar nehrin doğu
yakasındadır (s. 456).

Demir, Samsun’a ithal edilen tek maddedir.

Canik’in ticari ürünleri olarak pirinç,
fındık, ceviz, buğday, fasulye, mısır, ipek, kereste, arpa, büyük baş hayvan,
demir, bal mumu, keten tohumu, kendir, tütün başta gelmektedir. Özellikle
ceviz, pirinç, keten tohumu, bal mumu, fasulye, hamsi ve tütün bol miktarda
üretilmekte, vilayetin ihtiyaç fazlası İstanbul’a pazarına gönderilmektedir (s.
457).

Buğday ise ihraç edilecek oranda Samsun’da
üretilmemekle birlikte komşu Çorum, Yozgat, Bozok gibi vilayetlerden ihraç
edilecek bol üretim söz konusudur.

İngiltere ile yapılan 1838 Ticaret Sözleşmesi
gereği bu (buğday) ve benzeri bütün tekellerin kaldırılması gerekmekteydi.
Tekeller kaldırıldığında Samsun’un önemi hayli artacaktır. Ancak, Bab-ı Ali ne
emrederse emretsin Stevens’e göre mutasarrıf Abdullah Bey’in üzerinde hiçbir
etkisi olmadığı, işleri kendi menfaati veya anlayışına göre yürütmeyi devam
ettirdiği sabittir.

Steven’in değerlendirmeleri daha çok Abdullah
Bey’in yanlışları üzerinde yoğunlaşmıştır. Bab-ı Ali’den gelen emirlere uymada
Abdullah Bey gayet isteksizdir. Avrupalılara karşı da sempatisi olan birisi
değildir. Stevens, mutasarrıf hakkında kanaatini beyan ederken İngiliz
diplomasi sınırlarını zorlayan sıfatlar kullanır: saygısız, kaba ve vilayeti
tamamen kendi keyfine göre yönetmektedir. Onun yolsuzlukları ve yanlışları İstanbul’da
bilinmesine rağmen, payitahta gönderdiği rüşvet ve ağabeyi olan Trabzon eyalet
valisi Osman Paşa’nın himayesi ile İstanbul’da konumunu korumayı başarmıştır.

Haznedaroğulları ailesinin en büyüğü Osman
Paşa neredeyse Canik’teki bütün mülkün sahibidir. Çarşamba ve çevresindeki
bütün kırsal alan Osman Paşa’nındır. Samsun, kardeşi Abdullah Bey’in, Bafra ise
diğer kardeşi Memiş Paşa’nındır. En genç kardeşi Bafra’da müsellimdir. Babaları
Trabzonlu Süleyman Paşa, Canik’in en zenginiydi. Oğulları bu zengin mirasa bir
hayli yeni mülkler ilave ettiler. Bu zenginliği elde ederken adil ve insani
olmayan yöntemleri kullandıkları Samsun halkı tarafından seslendirilmekteydi
(s. 459).

20.yy başında Samsun’u mukayese etmek İngiliz
konsolosluğu raporlarında mümkündür. Trabzon konsolosu Longvvorth’un
İstanbul’daki büyükelçi Sir Nicholas O’Conor’a Samsun’u da içine alan bölge
hakkında kaleme aldığı bir rapor önemli bilgiler içermektedir (s. 460).

Ülke içinde seyahat etme bazı şartlara
bağlanarak serbest bırakılmıştı. İstanbul’a gitmek isteyen bir kimse seyahat
gerekçesini ve kalacağı süreyi mülki makamlara bildirmek zorundaydı. ABD veya
bir başka ülkeye göç etmek isteyenler Osmanlı Devleti’ne vergi borçlarını
ödemek ve Osmanlı vatandaşlığından çıkmaya ve bir daha geri dönmemeye razı
olmak durumundaydı (s. 462).

Alaçam’daki Ortodoks Rumlar, Alaçam’da Protestan
bir okulun açılmasına şiddetle karşı çıkmışlardır. Buna benzer çok örnek
olduğunu söyleyen Longworth, Karadeniz bölgesindeki Ortodoks, Katolik ve
Protestanlar arasında sevgisizlik ve gerginliğin hakim olduğuna dikkat çeker.

Özellikle toprak gasp etme (devletin veya
komşusunun) davar hırsızlığı ve genç kadın ya da kız kaçırma suçları muhacirler
tarafından işlenmektedir. Bu yüzden komşuları tarafından istenmeyen kişi ilan
edildikleri; hatta jandarmanın takibinden ve yerli ahalinin tepkilerinden
dolayı Kastamonu taraflarına göç ettikleri belirtilmektedir (s. 463).

Çağlayan, Kaya Tuncer. (2011), “İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre Samsun,”
Samsun Sempozyumu 13-16 Ekim Samsun,
Bildiriler Kitabı, Cilt: 3, s. 455-463, Samsun 2012