İlkçağlardan Cumhuriyete Canik

Cevdet
Yılmaz –
İlkçağlardan Cumhuriyete Canik

Canik isminin kökeni tam olarak bilinmese de,
Türk Dil kurumu tarafından yayınlanan çalışmalarda “şahit,” “ova,” “kışlak” ve “deniz
kıyısına yakın yer” gibi anlamlara karşılık geldiği belirtilmektedir. Bölgedeki
yerli halk arasında daha çok “cenik” şeklinde ifade edilen ve sürülerin kışın
barındıkları çukur yer manasında dile getirilen bu kelime, tarihsel süreç
içinde genel anlamda Anadolu’nun kuzeyinde yer alan İdarî ve coğrafî bir
bölgeyi tanımlamak için kullanılmıştır.

12. Yüzyıl’a ait Selçuknamelerde batıda Samsun’dan
başlayıp doğuda Artvin’e kadar uzanan bölge Canit adıyla anılıyordu.

…kelimenin ilk geçtiği en eski Türkçe metin
1244/45’te kaleme alınan Danişmendname’dir (s. 3).

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’nde’
“Deniz kıyısına yakın yer; sahil, “ova”, “kışlak” gibi
anlamları olan Cenik ismi, bölgeye ad veren Türklerin Samsun’a bakış açısını
ortaya koyan güzel bir isimdir (s. 26).

Samsun’da ilk yerleşim (…) MÖ. 12.000 ile
8.000 arasındaki Mezolitik döneme ait Tekkeköy mağara yerleşimidir (Ali Uzun.
“Tekkeköy’de (Samsun) Mağara-Kale Yerleşmeleri’,” Doğu Coğrafya Dergisi I
(1995), s. 413-433).

Hititler Kızılırmak havzasında büyük bir
uygarlık ortaya çıkarırken Karadeniz sahili Gaşkaların elindeydi (s. 30).

Vezirköprü’ye kadar ulaşan Hitit
kuvvetlerinin Samsun’a girememesi, Gaşkaların askerî gücüyle alakalıdır.

Kaynaklar, MÖ. 722-705 civarında Gaşkaların
Kızılırmak’ın güneyine indiklerini yazar.

Gaşkalardan sonra Kimmerler ve İskitler
bölgeye geldiler.

Kimmerler, M.Ö. 695 civarında Frig devletini
yıkarak burada bozkır-göçebe geleneklerini devam ettiren bir devlet
kurmuşlardı.

Yunan kaynaklarından anlaşıldığı kadarıyla
koloniciler bölgeye geldiğinde Sinop-Trabzon arası İskitlerin elindeydi.

Samsun’da ilk ticaret kolonisini kuranlar
Miletoslulardır. Bu ticaret merkezine Amisos adı verilmiştir ve kurucusu da
Miletoslu Theopompus’tur (s. 35).

Romalıların için Amisos’un güneyinden geçen
bir yol hayati kıymete sahipti.

Amisos’a Hıristiyanlığın yayılması Roma
hâkimiyeti döneminde olmuştur.

Amisos’un fethine yönelik ilk girişimi yapan
kişi Danişmend Gazi’dir.

Oğuzların Çepni boyu, Moğollar devrinde tek
başına çevredeki Hıristiyanlarla mücadele edebilecek durumdaydı. Çepniler,
1277’de Sinop’a saldıran Komnenosları mağlup ettikten sonra aynı yüzyılın sonların
doğru Sinop ve Samsun’dan Harşit vadisine ilerleyerek buradaki Rumları daha
doğuya çekilmek zorunda bırakmışlardır.

Eretnalılardan sonra Müslüman Samsun’a hâkim
olan beylikler Canik Beylikleri ismiyle anılanlardır. Bunlardan birincisi Kubadoğulları’dır.

Beyliğin kurucusu olan Taceddin Altunbaş, Türkiye Selçuklularının
son sultanlarından II. Gıyaseddin Mesud’un oğludur.

Osmanlılar Canik bölgesini ele geçirince
burada asırlardır idari, sosyal ve iktisadi olarak kök salan ve yaşayan
Müslüman bir kitleyle karşılaştılar.

15. Yüzyıl

Samsun’dan Terme’ye kadar olan bir alanda yetiştirilen
pamuk, bölge iktisadiyatının gelişiminde önemli bir paya sahip bulunuyordu.

…ticaretin konusu olan diğer bir üretim tarzı
kendir yetiştiriciliğidir.

Evliya Çelebi, 1645 yılında uğradığı Samsun
hakkında, insanların temiz giyimli olduğundan bahsettikten sonra, halkının
tamamıyla kendirci ve gemici olduğundan, kalifiyesiz ve işsiz kimsenin
olmadığından söz etmektedir.

Kırım’ın Osmanlı yönetimine geçmesiyle
beraber Karadeniz bir Osmanlı iç denizi haline gelince tüm Karadeniz sahil yerleşim
birimlerinde tersaneler kurulmaya başlandı. Canik sancağı dâhilinde Samsun,
Terme, Ünye ve Fatsa’da gemi üretimi için küçük çapta tersaneler bulunuyordu
(s. 89).

Evliya Çelebi suyunun lezzetinden, evlerinin kiremitli,
bağlı ve bahçeli olduğundan bahseder. Yedi tane mektep olduğunu beyan ederek
dağlarda yaban üzümü ve nar rengini almış armut turşularının çok meşhur
olduğundan söz eder. Canik yöresinin armut turşularının gemilerle İstanbul’a
gönderildiğinden bahseder ki Osmanlı sarayı ve İstanbul halkı Canik yöresinden
giden bu tabii lezzeti tatmaktadırlar (s. 92).

16. Yüzyıl’da Toroslardan başlayan ve
Canik’te de ortaya çıkan medrese öğrencilerinin ayaklanmaları toplumsal huzuru bozması
açısından önemlidir.

Canik, uzun süre devam eden bu iç gaileyi
atlattıktan sonra en büyük darbeyi 17. Yüzyıl’ın başlarında Abaza ve Kazak saldırılarından
almıştır.

1774 yılından sonra Kırım’ın Ruslardan
kurtarılması için başlatılan büyük askeri hazırlıkta, devletin ve toplumun
büyük önem verdiği büyük görevi devlet Canik sancak beyi Hacı Ali Paşa’ya
vermiştir.

Canikli Ali Paşa, Kırım’ı kurtaramamıştır ama
bu sayede var olan ününe ve servetine katkılar yapmıştır.

Canikli Ali Paşa ve ondan sonra gelen
oğulları döneminde Canik sancağı prestijli bir yer haline gelmiştir (s. 98).

Caniklizadelerden Hüsrev Bey ve Tayyar Mahmud
Paşa, devlete karşı isyan edince Canik sıkıntılı günler geçirecektir.

1795 yılı Canik gümrük kayıtlarına göre,
gümrüğe giren 387 kalem ticari malın 193 kalemi Müslüman tüccarlar adına, 194
kalemi ise gayr-ı Müslim tüccarlar adına kayıtlıdır (s. 101).

(19.) yüzyılda Canik’te, tütün başta olmak
üzere tahıl, fasulye, ipek kozası, mısır, arpa ve mercimek üretimi dikkati
çekmektedir.

Canik’e gelen göç yığınlarının ortaya
çıkardığı olumsuzluklara rağmen, bu kişiler ikameti sağlandıktan sonra bölgenin
gelişmesi ve kalkınmasına katkıda bulunmuşlardır.

Buna paralel olarak Canik’in nüfus yapısı da
çeşitlenerek sosyal açıdan bir canlılık dönemine girmiştir (s. 107).

1888 yılından itibaren Canik sancağı
dâhilinde Bafra, Çarşamba, Terme, Ünye ve Fatsa’da Ermenilerin karıştığı
kaçakçılık ve eşkıyalık olaylarına sıkça rastlanmaktadır.

1915 yılında iç güvenliği sağlamak için
yapılan tehcire, Canik bölgesindeki Ermenilerin tamamı tabi tutulmamıştır.

Birinci dünya savaşı Canik’te büyük iz
bırakmış ve toplumu derinden sarsmıştır.

Canik başlangıçtan itibaren Rum
Beylerbeyliğine (daha sonra Sivas eyaleti) bağlı olarak idare edilmekteydi.

Osmanlı taşra İdarî teşkilâtında Canik,
Cumhuriyet dönemindeki Samsun ve Ordu illerinin bazı kazalarını içine almaktadır.

16. Yüzyıl başlarında Ünye, Fatsa ve Korgan sancak
dâhilindeydi.

1768 – 1774 Osmanlı – Rus savaşındaki hizmetlerini
müteakip Canikli Ali Paşa ve oğullarının oluşturduğu yönetim ağı, sadece
Karadeniz bölgesiyle sınırlı kalmayıp Sivas ve Erzurum eyaletlerini de içine
alacak kadar geniş bir alana yayılmıştır.

Caniklizâdeler ilk defa 1737 yılında Canik
muhassılı olarak görülmektedir. Bu tarihte Fatsalı Ahmet Ağa muhassıllık
görevine tayin edilmiştir.

Caniklizâdelerin etkinliğinin sona ermesinden
sonra Hazinedarzâdeler hanedanı onların yerini aldı.

Tayyar Mahmut Paşa’nın Sultan III. Selim’in
uygulamaya koyduğu Nizam-ı Cedit’e muhalefeti ve Çapanoğullarıyla nüfuz mücadelesine
girişmesi, sonunda devlete karşı isyan hareketine dönüştü.

(Amisos) Burayı Atinalılar Pire, Mitradat ise
Eupatoria olarak isimlendirmiştir. Romalılar ise mevcut yerleşmeyi yakıp,
yerine yeni bir şehir inşa ettiler. Yeni baştan inşa edilen şehre yine Amisos
ismi verildi.

Türkler Amisos’un üç km doğusunda sahilde
Samsun kalesini inşa ettiler. Bu suretle Karadeniz’in kenarında biri Türklere
diğeri gayrimüslimlere ait olmak üzere iki şehir ortaya çıktı (s. 166).

Samsun ve Amisos farklı mekânlarda kurulmuş
iki ayrı şehirdir.

Şehrin nüfusu 1485 kayıtlarına göre kale
mülazımları hariç 1.555’i Türk, 855’i Ermeni ve Rum olmak üzere toplam 2.410
kadardı.

İngiliz seyyah J. Macdonald Kinneir 19. Yüzyıl’ın
başında şehrin nüfusunu iki bin olarak tahmin etmektedir. Bu nüfusun tamamı
Müslüman’dır (s. 168).

18. Yüzyıl’da Samsun’u tasvir eden herhangi
bir seyahatname veya başka bir eser mevcut değildir.

Osmanlının klasik döneminde Samsun
kasabasının en önemli gelir kaynağı iskele ve gümrük mukataasıdır. Söz konusu
gelir padişaha tahsis edilmişti. Kasabadaki boyahane mukataası gelirleri ise Trabzon’daki
Hatuniye imareti Vakfı’na aitti. Samsun yöresinde elde edilen gelirlerin bir
kısmı vakıflar vasıtasıyla Amasya’ya aktarılmaktaydı. Bu nedenle Samsun, nüfus
ve iktisadi açıdan çevredeki şehirlerden geri kalmıştır (s. 210).

Bağdat – Samsun kervan yolu Osmanlı öncesi özellikle
Selçuklular döneminde şehrin ekonomik açıdan gelişmesini temin etmişti.

Yılmaz, Cevdet (Ed.). (2016), İlkçağdan Cumhuriyete Canik. Canik
Belediyesi Kültür Yayınları, Samsun