İktisat

136
PAYLAŞ

Geleneksel toplum ziraat ve hayvancılığa dayanır. Endüstri toplu-muna doğru evrilme sürecinde sanayi ve hizmet sektörü ön plana çıkmaktadır. Bununla birlikte, çalışan nüfusun önemli bir bölümü ziraat ve hayvancılıktan uzaklaştığı halde bu alanlardaki üretim -verimi artıran teknolojiler sayesinde- düşmemekte, hatta yükselmektedir.
Endüstri toplumu, tam anlamıyla bir “üretim toplumu”dur. Verimlilik endişesi, herşeyden daha önemlidir. Durmadan gelişen teknik, daha fazla üretim yapmanın yegâne aracı durumundadır. Daha fazla üretim yapma gayreti, bu üretimi sağlamaya yönelik yatırımları gerektirmekte; bu da sermaye birikimini ve bu sermayenin az sayıda belli bir kitlenin elinde toplanmasını kaçınılmaz kılmaktadır.  Bu süreçte insanların çoğu “ücretli” durumuna gelmekte, gelir dağılımı dengesizliği ve sınıf farklılıkları önce artma, daha sonra azalma eğilimi göstermektedir.
Sosyal değişme süreci endüstri toplumundan endüstri-ötesi topluma doğru devam ederken “beyaz yakalılar” denilen hizmet sektörü çalışanları, “mavi yakalılar” denilen sanayide çalışanlara oranla sayıca artmakta; bu kesimin önemli bir bölümü “orta sınıf” değerlerini benimseyerek “yeni orta sınıflar”ı oluşturmaktadır. Gerek bu kesimin sayıca artışı, gerekse alt tabakanın ücretlerindeki görece artış “orta sınıflaşma”yı temin etmektedir. Bilindiği üzere orta sınıf, temel ihtiyaçlarını tam olarak gideremeyen alt sınıftan farklı olarak, sınırlı rakamlarla da olsa tasarruf yapabilen ve zevkleri için para ayırabilen kişileri içerir. Dolayısıyla orta sınıflaşma, “kültür endüstrisi” adı verilen çok geniş bir sektörün gelişmesine de katkıda bulunmaktadır.