Ikiru – “Yaşamak”

İkinci Dünya Savaşından sonra Japonya, devlet geleneğini hızlı biçimde, ABD merkezli iktisadi hayata göre uyarlamış/yeniden inşa etmiştir. Batı ve özellikle ABD örnek alınarak inşa edilen bu sistemde devleti temsilen karşımızda bulduğumuz bürokrasi, Akira Kurosawa’nın 1952 tarihli “Ikiru” (yaşamak) isimli filminin asıl karakteridir.
Bürokrasiyi modern dünyayı yavaş yavaş kemiren bir hastalığa benzeten Kurosawa, Ikiru isimli filminde ağır ağır ölüme giden kanserli bir memurun hayatını anlatmaktadır.
Memur Kanji, karısının ölümünden sonra küçük yaştaki oğluyla bir başına kalmış, ikinci bir evlilik yapmamış, hayatını oğluna adamıştır.
Filmin ilk karesi, midesi kanserli bir hastanın röntgen görüntüsüyle başlar. İçinde taşıdığı bu hastalık yüzünden ölecek olan bu kişi, belediyenin halkla ilişkiler biriminde şef olarak çalışan memur Kanji’dir. Yaklaşık otuz yıl boyunca aynı dairede çalışmakta olan Kanji, her gün masasına gelen şikayet dilekçeleri ve çeşitli evrakları mühürleyip arşive yollamaktadır. Dairede çalışan diğer memurlar gibi o da, aslında hiçbir şey yapmamaktadır.

Memur Kanji, mide ağrılarından şikayetle doktor kontrolüne gider. Diğer hastalar gibi “sırasını beklerken”, çenesi düşük bir hastayı dinler. Geveze adamın anlattıklarından, doktorların, rahatsızlığı ölümcül olan hastalara gerçekleri söylemediklerini öğrenir. Birkaç aylık ömrü kalan midesi kanserli bir hastaya doktorların, “uysal/iyi huylu ülser” teşhisi koyup, buna göre tedavi önerdiklerini öğrenir. Nihayet sırası gelir ve doktorun odasına geçer. Doktoru ona, uysal ülser olduğunu ve beslenmesine dikkat ederse rahatsızlığının kendiliğinden geçeceğini söyler.
Sırasını beklerken öğrendiklerinden sonra doktorun söylediklerinin asıl anlamının farkına varır, sadece birkaç aylık ömrü kalmıştır.
Ölmekte olduğunun farkına vardıktan sonra o zaman dek yaşadıklarının muhasebesini yapan Kanji, bugüne dek neredeyse hiç yaşamamış olduğunu fark eder. Çok sevdiği karısı yıllar önce ölmüştür. Karısının ölümünden sonra hayatının oğluna adamış ve ikinci bir evlilik yapmamıştır.
Ne yaptığı iş, ne de ömrünü adadığı oğlu, anlam vermeye çalıştığı yaşamında Kanji’yi teselli edebilir.

Doğası gereği kendini tekrar eden bürokrasi, meşruiyetlerini bürokrasinin sürekliliğinde bulan görevli memurlar tarafından özenle korunmaktadır. Komu işlerinin ve ilişkilerinin düzenlenmesi, bir amacı/hedefi/gayesi olmaksızın sürdürülmektedir (Bürokrasinin amacı, kendisidir). Bürokrasinin içinde görevli memurların yegane varoluşları bulundukları mevkidir. Memurlar, oturdukları koltukları sağlama almak için, mevkilerinin güvenliği için iş yapmaktan imtina etmişlerdir.
Kurosawa, insanın özgürleşmesi, kendisini ayakta tutacak anlamı bulması için, insanı küçülten, yozlaştıran bürokrasiyi hak ettiği şekilde eleştirir. Kanser hastası Kanji, modern dünya insanlarının temsilidir. Kanji’nin hastalığı onu sinsice, içten içe (içeriden) öldürmektedir. Devleti içten içe çürüten ve öldüren de bürokrasidir. Kurosawa, kaide olarak kabul ettiği bürokrasinin acımasız gerçekliği karşısında insanın özgürleşebileceğine olan inancını, bir istisna olan Kanji ile seyircilerine aktarıyor.

Az bir vakit ömrü kalmış olan Kanji, çok uzun yıllar sürmüş, derin uykusundan uyanmak ve bir an olsun hayatını anlamlı kılacak bir değer bulmaya/üretmeye, anlamlı bir iş yapmaya çalışır.