Tarih

II. Süleyman Kimdir, Hayatı, Dönemi

II. Süleyman. 20. Osmanlı padişahı, 85. İslâm halîfesi (D.15 Nisan 1624, İstanbul – Ö. 22 Haziran 1691, Edirne).

Babası Sultan İbrâhim, Sâlihâ Dilâşub Sultan’dır. Yaşamının büyük bölümü sarayda kapalı olarak geçen II. Süleyman şehzâdeliğinde mükemmel tahsil ve terbiye gördü. Kardeşi IV. Mehmed (Avcı) zamânında sarayda husûsî hocalardan ders aldı.  IV. Mehmed’in tahttan indirilmesi üzerine, 8 Kasım 1687’de Osmanlı sultanı oldu.

II. Süleyman tahta çıktığı zaman, Osmanlı ordularında Viyana bozgunuyla başlayan çözülme ve toprak kaybı devâm ediyordu. Venedik, Mora Yarımadasını işgâl etti. Avusturya Vişegrad, Uyvar ve Estergon’un ardından 160 yıllık Türk yurdu Budin’e girdi. Macaristan’da ise Türk hâkimiyeti sona ermek üzere bulunuyordu. Ayrıca bu mağlubiyetler vergi gelirlerinin azalmasına yol açtığı gibi, içerdeki iktisadi sıkıntıyı da artırdı ve bir yıldır süren karışıklıklar 1 Mart 1688’de İstanbul’da büyük bir ayaklanmaya dönüştüyse de 5 Mart 1688’de ayaklanma bastırıldı. Avusturya Cephesi, serdârı Yeğen Osman Paşanın kendisi bir âsi lideri gibi Rumeli’de yolsuzluk yapıyor, zorla usûlsüz vergiler topluyordu. Bu sırada 8 Eylül 1688’de Belgrad da düştü.

Devlet içindeki karışıklıklar ve Macaristan’ın elden çıkarak, Belgrad’ın düşmesi, II. Süleyman’ı çok üzdü. Emir dinlemeyip, pekçok kalenin düşmesine sebep olan Osman Paşanın katline fetvâ verildi. Avusturya cephesi serdârlığına Receb Paşa tâyin edildi. Pâdişâh sağlığının elvermemesine rağmen, askeri teşvik için ordunun başında Edirne’den Sofya’ya kadar geldi ve harekâtı bizzat buradan idâre etmeye başladı.

1689’da Kırım’a saldıran Rus kuvvetlerini Selim Giray Han az bir kuvvetle dağıtarak perişan etti ve ağır kayıplar verdirdi. Vidin Muhâfızı Sarı Hüseyin Paşa, Tuna kenarındaki Gladova ve Orsova kalelerini düşmandan geri aldı. Vişegrad’ı kuşatan on iki bin kişilik Avusturya kuvveti bozguna uğratıldı.

10 Kasım 1689’da sadrazam olan Köprülü Fâzıl Mustafa Paşa yönetimi olumlu sonuçlar sağladı. Mustafa Paşa, ilk iş olarak bir adâletnâme neşrederek memleketin umûmî ahvâlini yoluna koydu. Aldığı âcil tedbirlerle hazineye yıllık 4000 kese fazla para sağladı. Yeniçeri ocağı yoklanıp ulûfeye müstehak olmayanların isimlerini sildirdi. Orduyu disiplinli ve intizamlı bir hâle getirdi. Fâzıl Mustafa Paşa 1690’da Edirne’den hareketle çıktığı Avusturya Seferinde düşman kuvvetlerini yenerek, Şehirköy, Mûsâ palangası ve Niş şehrini aldı. Osmanlı Devletinin batıda en önemli sınır kalesi olan Belgrad’ı altı günlük bir kuşatmadan sonra fethetti. Bu zaferler Osmanlı ülkesinde büyük sevince vesîle oldu.

Hastalığı sebebiyle Dâvûdpaşa Kışlasına kadar arabayla gelen II. Süleyman, burada Fâzıl Mustafa Paşa’yı huzûruna kabul edip; “Hoş geldin. Berhudâr ol, yüzün ak, kılıcın berrak, ekmeğin sana helâl olsun, arzûm üzere hizmet eyledin. Seleflerinden birine böyle bir ulu gazâ müyesser olmadı.” dedikten sonra ordu erkânının önünde samur erkan kürkünü sadrâzama giydirdi. Belinden çıkardığı hançeri beline ve bir kıt’a murassa pençe sorgucu da başına taktıktan sonra; “Ben mükâfat vermeye kâdir değilim. Allahü teâlâ iki cihânda yüzünü ak etsin.” diye duâda bulundu.

Bu sırada Mora Serdârı Koca Halil Paşa da Venediklilerin elinde bulunan Avlonya’yı otuz bir günlük bir
kuşatmadan sonra ele geçirmişti. II.Süleyman uzun süredir sağlığının bozuk olmasına karşın, Haziran 1691’de Macaristan seferine çıkan orduyla birlikte Edirne’ye gittiyse de kısa bir süre sonra öldü. (22 Haziran 1691). İki gün sonra Süleymâniye Külliye’sinde bulunan, Kanuni Sultan I. Süleymân’a âit kabrin sağ tarafına defnedildi.

II.Süleyman, kadirşinas, halîm, cömert ve temkinli bir pâdişâhtı. Fakir, muhtaç ve ihtiyâç sâhiplerine pekçok ihsânlarda bulunurdu. Saltanat devri iç ve dış gâilelerle geçti. Bilhassa, Avusturya karşısında alınan mağlubiyetler dolayısıyla, herkesin Rumeli elden çıkıyor, diye Anadolu’ya kaçtığı sırada, muktedir devlet adamı Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşayı iş başına getirerek, kaybedilen yerleri devlete tekrar kazandırdı. Memleket içerisinde îmâr faâliyetleriyle de ilgilenen  II.Süleyman, kendisi de Fener Kulesi ile İzmir’de bir câmi inşâ ettirdi.

İlgili Makaleler