II. Baybars Hankahı Nerede, Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

II. Baybars Hankahı, Kahire’de Cemâliye semtinde II. Baybars’ın inşa ettirdiği hankah.

Baybars’ın tekke, mescid ve türbe­den meydana gelen bir külliye görünü­mündeki hankahı, Kahire’de bu türün ayakta kalabilen en eski örneğidir. Kaynaklarda “hankahu Baybars el-Çeşan-kîr” veya kısaca el-Baybarsiyye adıyla anılan külliyenin hankah kısmı 707’de (1307-1308) türbe, revak ve minaresiyle, diğer bazı kısımları da 709’da (1309-10) inşa edilmiştir. 30 X 70 m. ebadın­da düzensiz bir yapı grubundan mey­dana gelen hankahın cümle kapısı dışa­rı doğru çıkıntı yapmakta olup yastık bi­çiminde bir kemer taşı bulunan büyük bir yuvarlak kemer vasıtasıyla, istalaktitlerle oyulmuş iki pandantif üstüne otu­ran yarım kubbeli bir açıklığa ulaşmak­tadır. Bu kapının yanlarında açılan niş­ler doğan güneş motifi şeklinde tezyin edilmiş ve bir sıra siyah, bir sıra beyaz kesme taşla yapılmıştır. Gotik başlıklı geçmeli mermer sutuncuklar açıklığın köşelerini süslemektedir. Geometrik dü­zenli orijinal bronz kapının iki tarafında siyah mermer bir zemin üzerine beyaz mermer dolguyla yapılmış bir yazı ve eşikte pek çok Ortaçağ camiine has bir özellik gösteren eski anıtlardan devşirilmiş hiyeroglif yazılı bir taş blok bu­lunmaktadır. Cephede banisinin ismini ve unvanlarını gösteren bir yazı şeridi vardır. Fakat Baybars’ın unvanları, tah­tını ele geçirerek kendisini idam ettiren Sultan el-Melikü’n-Nâsır Muhammed b. Kalavun tarafından sildirildiği gibi han­kah da yirmi yıl süreyle kapatılmıştır.

Önce hankah inşa edilmiş ve türbe kubbesi cümle kapısının sol tarafı üstü­ne sonradan eklenmiştir. Demir kafesli pencerelere sahip hücreleri ve istalak-titli süslemeleriyle çıkıntı yapan bir du­var, girişin sol tarafı arkasında türbeyi yoldan ayıran küçük bir oda meydana getirmektedir.

Kahire’de dinî binalarda görülen en erken örnek olan dönemeç giriş, han­kahın çapraz planlı avlusuna uzanmaktadır. Kıble tarafındaki ana eyvanın yan­larında birbirine havalandırma kanalıy­la açılan daha küçük kemerli iki hücre mevcut olup üzeri tonozla örtülüdür. Bi­nanın tarikat yapısı olmasından gelen sadeliği sebebiyle mihrabı çerçeveleyen iki sütun müstesna bu duvarda tezyinat bulunmamaktadır.

Tonozsuz daha küçük iki eyvan avlu­nun iki yanında bulunmaktadır. Dördün­cü eyvan tonozludur, fakat boyutları ana eyvandan daha küçüktür. Bu değişik bo­yutlardaki dört eyvan arasında üç sıra küçük odalar yerleştirilmiştir. Üst kat odalarının avluya bakan pencereleri ay­nı zamanda avlunun ana tezyinatını mey­dana getirir. Bunlar açıklıkları farklı biçimlerdeki istalaktitler ve ışınsal dav-lumbazlı omurga veya sivri kemerli niş­lerle sona ermektedirler. Bazı pencere­ler ise yuvarlak çıkıntılı kemerler için­dedir. Bir zamanlar iki yüz sûfîyi barın­dıran hankah, günümüzde ortadan kalk­mış olan başka bölümlere de sahipti.

Külliyenin minaresi “mebhare” diye adlandırılan şekildedir. İlk kısım, Nasır Muhammed Medresesi minaresine çok benzeyen istalaktit gruplarıyla sona eren ve omurga kemerli nişleri olan dikdört­gen bir gövdeye sahiptir. İkinci bölüm ilk defa silindir şeklinde yapılmış olup istalaktitlerle nihayete ermektedir. Mi­narenin üçüncü bölümü, açık yuvarlak bir pavyon üstüne oturtulmuş kaburgalı bir miğfer biçimindedir. Üstünde bir zamanlar burayı kaplayan yeşil çinile­rin kalıntıları bulunmaktadır. Minarede mebhare üslûbunun genel özelliğini ve­ren sekizgen şeklindeki bölüm yoktur. Bu sebeple minare dikdörtgen ve daire­vî kısımlar arasında geçişi sağlayan se­kizgen bölümün bulunmadığı pek az ör­nekten biridir.

Türbe

Hankahın ibadet mekânı beze­mesiz duvarlarıyla çok sadeyken banisi­nin türbesi, çoğu beyaz ve siyah olan zengin mermer kapla mala rıyla tam bir tezat oluşturmaktadır. Türbenin mihra­bı iki renkli mermer dolguludur. Mer­mer alt duvar kaplamaları Kalavun’un türbesindekilerden daha az göz alıcıysa da mihrabı çerçeveleyen ve duvarlar bo­yunca uzanan ahşap yazı şeridinde ol­duğu gibi onunla aynı üslûptadır.

Ortaçağ Kahiresi’ndeki diğer sultan türbelerine benzemeyen bu türbe doğrudan doğruya yola açılmamakta, dışarı doğru çıkıntı yapan giriş, büyük demir kafesli pencerelerinden görülen sokak ve kubbeli oda arasında yer almaktadır. Girişin geniş penceresinin, bir isyanla devrilmiş olan Halife Kaim-Biemrillâh’ın sarığıyla birlikte Bağdat’taki Abbasî ha­lifeleri sarayından sökülerek Fatımî dev­rinde Mısır’a getirildiği söylenmekteyse de aslında bu pencere Baybars’ın han-kahının yapıldığı yerde bulunan Fatımî genel valilik sarayına aittir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi