İbrahim Gülşeni Külliyesi Nerede, Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

21

İbrahim Gülşenî Külliyesi. Osmanlılar’in Mısır’ı fethinden sonra Kahire’de- yaptıkları ilk dinî eser.

Bâbüzzüveyle’de Tahterrab’ mahalle­sinde yer almakta olup 1519-1524 yılları arasında Halvetiyye tarikatının Gülşeniy-ye kolunun pîri İbrahim Güişenî adına inşa edilmiştir. Dış görünüş itibariyle Kahi-re’de daha önce benzeri bulunmayan yapı Memlüklü mimarisinin özelliklerini taşı­maktadır. Gülşeniyye tarikatının âsitâne-si olan ve sadece bazı bölümleri günümü­ze ulaşan tekkeye ait binalar yüksekçe bir seti üç yandan kuşatır. Bu binalar içinde en iyi durumda bulunan İbrahim Gülşenî’nin türbesidir ve üst katları tamamen yıkılmış olan tekkenin harabesiyle çevrili­dir. Kuzeyde bir sıra dükkân üzerinde yük­selen külliyenin Ön cephesinin ortasında taç kapı yer alır. Yandan merdivenli bir platform ile ulaşılan kapı. üç dilimli ke­merli niş içine alınmış olup üstte bir dizi mazgal ile son bulan tepeliğe sahiptir. Girişin solunda yer alan cami dikdörtgen planlıdır. Cami, üstündeki tekke şeyhleri­ne ayrılmış bölmelerle irtibat halindeydi. Avlu ortasında diktörtgen bir platform üzerinde kare planlı kubbeli türbe binası bulunmaktadır. Tamamen kesme taştan inşa edilen binada kübik alt yapının kuzey cephesi üç, diğer cepheleri ikişer nişle ha­reketlendin im iştir. Kuzey cephede ortada üç dilimli kemerîi niş içinde dikdörtgen açıklıklı kapı yer alır. Yapıyı aydınlatan pencereler cephedeki nişlerin içine yer­leştirilmiş olup iki sıra halinde düzenlen­miştir. Alt sıradakiler dikdörtgen, üst sı-radakiler ise yuvarlak kemerli ikiz pence­re şeklinde yapılmıştır ve üstlerinde bi­rer yuvarlak pencere vardır. Yüksek tu­tulan kasnağın dört yönünde üçer yuvar­lak kemerli pencere yer alır. Kubbenin eteğinde de toplam on altı pencere gö­rülür. Türbe içinde kıble yönünde bir mih­rap nişi ile bunun karşısındaki duvar or­tasında dikdörtgen bir dolap nişi bulunmaktadır. Memlüklü tarzında tamamen taştan yapılmış olan sivri kubbe XV, yüz­yılın sonunda inşa edilen sultan ve emîr türbelerine benzemektedir. Türbenin do­ğu ve batısında dervişler için yapılmış iki­şer katlı hücreler mevcuttu. Bunların üst katlan tamamen, alt katlan da kısmen yıkıktır. Güneyde türbenin arkasında bir bahçe vardı. Tekkenin vakfiyesinden, bah­çede de ibadet edilebilmesi için set üze­rinde bir mihrap yapıldığı anlaşılmakta­dır. Türbenin mimari manzume içindeki yeri Kahire için alışılmamış bir durum­dur. İdeal yerleşim planı, türbenin cami­nin bir yanında ve sokağa yukarıdan ba­kan bir mevkide bulunması iken burada türbe sokağa hâkim olmayıp avlu içinde ele alınmıştır. İbrahim Gülşenî Tekkesi’n-de bir diğer özellik de caminin üstünde yaşama birimlerinin bulunmasıdır.

Türbenin ana kuzey cephesi binaya renk vermek için rastgele yerleştirilmiş, farklı devirlerden İznik çinileriyle kaplı­dır. Bu çiniler muhtemelen XIX. yüzyılda ilâve edilmiştir. Cephede kapının solunda yer alan pencere altına 1258 (1842) tari­hinde İbrahim b. Ali tarafından bir sebil yaptırılmıştır. Binanın girişindeki kitabe de banisinin binayı tesis ederken bazı zorluklarla karşılaştığını göstermektedir. Mahalledeki bazı bina ve dükkânlar tek­kenin vakıf gelirleri olarak belirtilmiştir.