İbn Rüşd

İbn
Rüşd
(1126-1198)

Meşşâî okulunun son temsilcisi, filozof,
fakih ve hekimdir. Aristo’nun felsefî doktrinine sadık kalarak eserlerini şerh
ettiğinden İslâm âleminde “şârih”, Latin dünyasında “commentator” unvanıyla
tanınmıştır.

Bidâyetü’l-müctehid ve Nihayetü’l-muktesıd,
İbn Rüşd’ün fıkha dair mukayeseli bir hukuk kitabıdır.

Faslul-makâl fî-ma beyne’ş-şer’ia ve’l-hikme mine’l-ittişâl, İbn Rüşd’ün vahiy ile aklın, dinle felsefenin
uzlaştırılması ve tevil konularında kaleme aldığı eserdir.

el-Keşf an menâhici’l-edille
kelam geleneğini incelediği bir eserdir.

Tehâfütü Tehâfüti’l-felâsife,
Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-Felâsife’sine
reddiye olarak kaleme aldığı eseridir.

İbn Rüşd, Îsâğücî ile birlikte Organon
içinde yer alan sekiz kitaba hem kısa hem orta ölçüde, el-Burhân’a ise büyük
hacimde şerh yazmıştır. Aristoteles’in fizik, tabiat ve Metafizik’ine de
şerhler yazmıştır.

İbn Rüşd tarz ve boyut olarak üç tür şerh
yazar.

Küçük
Şerhleri

Küçük Şerhler Aristoteles metnine doğrudan
bağımlı değildir. Kullanılan dil ve üslup İbn Rüşd’ün bizzat kendisinindir.

Küçük Şerhler ele aldıkları kitabı içerik ve
konu bakımından takip ederler.
Kitâbü’n-Nefs
bunun örneğidir.

Orta
Şerhler

Aristoteles’i lafzen ve plan olarak adım
adım takip ederler. Dolayısıyla Aristoteles’in dağınıklığını da takip ederler. Orta
Şerhler, Aristoteles metininin Arapçanın kültür dili olduğu çevrelerde daha
derinden anlaşılmasını amaçlamaktadır.

Büyük
Şerhler

Bu metinlerde Aristoteles’ten doğrudan
alıntılar yapar ve daha sonra Aristoteles metnini şerh eder. Mesela Kitâbü’n-Nefs’in
Büyük şerhinde akıl konusu gibi problematik ve kapalı bir konu da Aristoteles’in
bir iki cümlelik metinleri, İbn Rüşd tarafından iki-üç sayfa analiz edilip şerh
edilir. Kaynak kullanımı ve referansları oldukça zengindir. Akıl yürütmesi oldukça
incelikli olup takip edilebilmesi aşırı bir dikkat gerektirmektedir.

İbn
Rüşd’ün Yorum Teknikleri

Hem metnin anlaşılması bakımından, hem de muayyen
sorunların çözümünde kavramsal analiz
uygulanmıştır.

Aristoteles sonrası tarihsel birikimin analizi ve otoritelere başvuruştur. İbn Rüşd
için otorite Aristoteles’tir.

Eleştiriyi de sistematik olarak kullanır.

Din-Felsefe İlişkisi

Gazzâlî Tehafütü’nde filozofları üç
meselede küfürle, on yedi meselede bidatle itham etmişti. Bundan dolayı Eş’ariler’in
nüfuzları artarken diğer hiçbir düşünce ekolüne yaşam hakkı kalmamıştı. İbn
Rüşd bu iklimde felsefenin gerekliliğini savunmak amacıyla Fasl’ul-Makâl’ı yazdı. Eserde din-felsefe
ilişkilerinde alan ve sınırları belirlemeye ve böylece de din ve felsefenin
uzlaşmasını sağlamaya çalıştı.

Gazzâlî’nin filozoflara yapmış olduğu
ithamları ve ayrıca düşünce metotlarındaki ve ithamlarındaki tutarsızlıkları Tehafut-üt Tehafüt
adlı eserinde ortaya koyar.

el-Keşf an-Menâhic-il Edille adlı
kitabında ayetlerin iç bütünselliğine dikkat çeker. Eserde tevil kuralları
çerçevesinde zımni bir uzlaşmayı göstermek üzere ayetleri yorumlar ve yeri
geldiğince de ayetlerin yorumlanışında tevilin kurallarına uymadıkları için
doğru yönü bulamayan düşünce ekollerinin nasıl ortaya çıktığına işaret eder.

Ona göre i’tibar; varlık âlemindeki
sebep-sonuç ilişkilerini ve hikmetlerini kavrayıp bunların ilk sebep olan
yaratıcıyla ilişkilerini kurmak, böylece de bilinenden bilinmeyeni çıkarmaktır.
İşte bu kıyas yahut da kıyasla yapılan bir şeydir. Durum böyle olduğuna göre
doğru bilgilere ulaşabilmemiz için bu metot hakkında yeterince bilgiye sahip
olmamız; kıyası, kıyas türlerini, mutlak kıyası, mutlak olmayan kıyasları ve
kıyası meydana getiren bölümleri, öncülleri ve bunların çeşitlerini bilmemiz
gerekir. Bunlar

1.Burhana dayalı kıyas,

2.Cedele dayalı kıyas,

3.Hitabete dayalı kıyas ve

4. Mugalâtaya dayalı kıyastır.

Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid gibi dört ciltlik karşılaştırmalı fıkıh kitabında felsefeyle
fıkıh arasındaki benzerlik ve ilişkileri tespit etmiştir.

İbn Rüşd’e göre felsefe, bilim ve mantık
çalışmaları tüm insanlığın bilgi ve tecrübe birikimleriyle geliştirilmiş
evrensel bir kazanımdır.
Gazzâlî’nin filozofları
küfürle ithamını bu süreklilik zincirini koparmaya yönelik bir tehdittir.

Ahlak

İbn Rüşd’e göre ahlâk, siyasetten ayrılamaz.

İnsan için dört tür mükemmellik, yetkinlik
veya erdem kategorisi vardır: Nazarî, fikrî, ahlâkî ve amelî. Bunların
zirvesini ise teorik yetkinlik olup diğerleri onun hizmetinde ve
hazırlayıcıdır.
İbn Rüşd insanların yardımı
olmadan bir insanın bu mükemmelliklerin tümüne ulaşması mümkün görmez. Bundan
dolayı da siyasî organizasyon zorunludur.

İbn Rüşd, hikmet, cesaret ve iffet
erdemlerini temel erdemler kabul eder.
Âdil
insan erdemi hem kendinde, hem de diğer insanlarla olan ilişkisinde gösterir.
Bu nedenle adalet sadece kişiyle sınırlı olmayıp onun komşularıyla olan
ilişkisini de kapsar.

İbn Rüşd, genel olarak ahlâk ve siyasetin,
erdemleri vatandaşlara kazandırma olan pratik gayesine ulaşmanın iki yolu
olduğuna inanır: ilki delillendirme olup ikincisi ise zorlamadır. Bu değişik
tür delil sınıflandırmalarına yani hitâbî ve burhânî sınıf arasına cedel ehli
diye bir orta sınıf ilave eder. Bu orta sınıfla İbn Rüşd, öncüllerinin en fazla
muhtemel veya genel kabul görmüş (meşhûr) olmaları nedeniyle, delillerinin
belirsiz karakterinden dolayı burhânî seviyeye çıkamayan kelâmcıları, özellikle
de Eş’arî kelâmcılarını kasteder.



İbn Rüşd’ün Batı Düşüncesine Etkileri

Batılılarca ismi, Averroes, Averroys,
Aben-Rassad, Avenryz, Adveroys, Aben-Rois, Aben-Rust gibi isimlerle anılır.

Batı’da İbn Rüşd’ü en çok takdir eden
Guillaume d’Auvergne olmuştur. De Universo adlı eseri, İbn Rüşd’ten alıntılarla
doludur.

13. yüzyılda İbn Rüşd’ten etkilenenlerin
başında Roger Bacon ve Saint Thomas gelir.

Duns Scot, İbn Rüşdcülüğü tenkit etmesine
rağmen, İbn Rüşd’ün “şekilsiz madde” doktrinini benimsemiştir.

13. yüzyılda, yani 1209, 1215 ve 1277
yıllarında Paris’te üç ayrı kez yapılan konsillerde kilise ve din adamları üç
ayrı kez İbn Rüşdcülüğü yasaklamışlardır.

Montaigne, Descartes ve David Hume de, İbn Rüşd’ten etkilenen Batılı
filozoflardır.


İSLÂM DÜŞÜNCE TARİHİ

Editör: Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar

Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 2070

Eylül 2010, Eskişehir