Ian McEwan – Çocuk Yasası

29

Ian McEwan – Çocuk
Yasası

1

Londra.

Yüksek Divan hâkimi Fiona Maye,

Kocasıyla (Jack) yaşadığı tatsızlığın
etkisinden hala kurtulamamış…

…uzun evliliklerde karı kocaların hedefi
kardeş durumuna gelmektir…

“Son kez soruyorum Jack. Onunla
görüşüyor musun? Cevap vermezsen evet diye kabul edeceğim.”

Kanserli bir hastaya acilen kan nakli
yapmaları gerekiyormuş, on yedi yaşında bir oğlan. Kendisi de, annesiyle babası
da onay vermeye yanaşmıyor.

Hastane onların arzusu hilafına hareket
etmeyi yasallaştıracak bir mahkeme kararına ihtiyaç duyuyor.

2

Elli dokuz yaşında, terk edilmiş bir kadın;
yaşlılığın bebeklik döneminde, emeklemeyi yeni öğreniyor.

Evet, çocuğunun olmayışı kendi içinde bir
fügdü, bir kaçıştı -şimdi direnmeye çalıştığı her zamanki tema buydu-, esas
kaderinden kaçış. Annesinin tanımına göre kadın olmayı başaramayışı.

Sabah onlarca benzerinden farksız geçti.
Başvuruların, ibraz edilen evrakın süratle özümsenmesi, iddiaların dinlenmesi,
kararların verilmesi, emirlerin çıkarılması, Fiona’nın odasıyla duruşma salonu
arasında gidiş gelişleri, yolda meslektaşlarına rastlayıp neşeyle, hatta
kutlama havasında iki çift laf etmeleri, mübaşirin bitkin bir tonda “Ayağa
kalkın” seslenişi, Fiona’nın açılışı yapan avukatı başıyla belli belirsiz
selamlayışı, ara sıra yaptığı pek komik olmayan esprilere iki tarafın
avukatlarının da samimiyetsizliklerini gizlemeye çalışmadan, yaltaklanarak
gülmeleri, taraflar bu sah sabahı tamamının olduğu gibi boşanan bir çiftse,
gülümseyecek halde olmayan davacıyla davalının vekillerinin arkasında
birbirlerinden iyice uzakta oturmaları. (s. 48)

3

“Şeytan,” dedi, “inanılmaz derecede
inceliklidir. İnsanların aklına satanist bilmem ne, istismar gibi aptalca bir
fikir sokar, sonra aksinin kanıtlanmasına izin verir ki herkes aslında onun var
olmadığını düşünsün, böylece önünde bir engel kalmaz, her türlü kötülüğü
yapabilir.” (s. 75)

4

Fiona’ya öyle geliyordu ki, 2012 yazının
sonunda Büyük Britanya’da evlilikler ve birliktelikler bir gelgit dalgasına kapılmışçasına
dağılıyor, dertler kabarıyor, koca evler dalgaya kapılıp sürükleniyor, mülkler
ve umut dolu hayaller savrulup gidiyor, güçlü bir yaşama güdüsüne sahip
olmayanlar boğuluyordu. Sevgi dolu vaatler inkâr ediliyor ya da yeniden
yazılıyor, bir zamanların sorunsuz yoldaşları masrafına aldırmadan avukatlarının
ardına çömelmiş usta savaşçılara dönüşüyordu. Bir zamanlar yüzüne bakılmayan ev
eşyaları uğruna kıran kırana savaşılıyor, bir zamanlar esirgenmeyen güvenin
yerini her kelimesi özenle seçilmiş “anlaşmalar” alıyordu.

Açgözlü babalara karşı açgözlü anneler bir
savaşın sonunda uluslar misali manevra yapıyor, son geri çekilişten önce
yıkıntıların arasından toplayabildikleri ganimetleri kapıyorlardı. Paralarını
yurtdışı hesaplarında gizleyen erkekler, sonsuza dek konforlu bir hayat talep eden
kadınlar. (s. 94)

5

“Seni uyurken seyrediyordum” dedi Jack

The Children Act

Türkçeleştiren: Roza Hakmen

Yapı Kredi Yayınları

Nisan 2016