I.Fuad -Mısır Kralı- Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

132

Fuad (1868-1936) Mısır kralı (1922-1936).

26 Mart 1868 tarihinde Kahire’de Gi­ze Sarayı’nda dünyaya geldi. Mısır Hİdivi İsmail Paşa’nin oğlu olup asıl adı Ah­med Fuâd’dır. İlk eğitimini Kahire’de al­dıktan sonra babasının Babıâli tarafın­dan 1879’da Mısır hidivliğinden azledi­lerek sürgüne gönderilmesi üzerine tah­siline bulunduğu Avrupa şehirlerinde, özellikle Cenevre (İsviçre) ve Torino’da (İtalya) devam etti. 1885 yılında İtalyan Askerî Akademisi’ne girdi. 1887’de Ro-ma’da kraliyet ordusunda görev yaptı. Ardından Viyana’daki Osmanlı sefaretin­de askerî ataşelik yaptıktan sonra İs­tanbul’da II. Abdülhamid’in fahrî yaver­liğinde bulundu. 1892’de Kahire’ye dön­dü. 1908-1913 yıllan arasında Kahire Üniversitesi’nin ilk rektörü olarak görev yaptı ve bu arada Mısır hidivlerinden II. Abbas Hilmi’nin üç yıl kadar başyaverli­ğinde bulundu. II. Abbas Hilmi’den son­ra hidivlik yapan ağabeyi Hüseyin Kâmil’in vefatı üzerine “sultan” unvanıyla İngiliz hakimiyetindeki Mısır’ın idaresi­ne getirildi.(9 Ekim 1917)

Fuâd’ın yönetimi Mısır siyasî tarihinin oldukça hareketli bir dönemine rastlar. Savaş yıllarında uygulanan sıkıyönetim sebebiyle ara verilen siyasî faaliyetler bu dönemde yeniden canlanmış ve siyasî tartışmaların odak noktasını Mısır’ın sa­vaş sonrasında bağımsızlığına nasıl kavu­şacağı meselesi oluşturmuştur. Bu ama­ca ulaşmak için çeşitli gruplar girişim­de bulunmak istediyse de bunlar ara­sında Vefd adıyla bilinen, Sa’d ZağlûTün başkanlığını yaptığı grup ön plana çık­mayı başardı. Daha sonra bir parti hali­ne gelecek olan Vefd, Mısır’da İngiliz yö­netiminin son bulmasında çok önemli bir rol oynadı. 1919-1922 arasında gös­teri, boykot ve imza kampanyaları gibi çeşitli yöntemlerle Mısır’daki İngiliz yö­netimi yıpratıldı ve nihayet 1922’de İn­giltere Mısır’a bağımsızlık vermek zo­runda kaldı. Ancak Mısır’ın savunması, Britanya İmparatorluğu’nun iletişim yol­lan ile (Süveyş Kanalı) azınlık ve yaban­cıların haklarının korunması, Sudan’da İngiliz idaresinin devamı hakları İngiltere’ye bırakıldı. Bu arada. 1917’den bu yana sultan unvanıyla görevde bulunan Fuâd bağımsızlıktan hemen sonra “kral” (melik) unvanını aldı. 19 Nisan 1923’te ilân edilen anayasa ile de krala geniş yet­kiler verildi. Anayasanın ilânından son­raki ilk genel seçimlerde Vefd Partisi bü­yük bir basan elde etti ve 1924’te Sa’d Zağlûl ilk Vefd hükümetini kurdu. Fa­kat Vefd iktidarı uzun ömürlü olmadı. Çünkü Kral Fuâd kuvvetli milliyetçilerle çalışmaktan ziyade küçük partilerle ve­ya Ahmed Zivâr (1924-1926) ve Muham­med Mahmûd (1928-1929) gibi bağımsız politikacılarla çalışmayı tercih etti. Bu­nun yanında siyasî gelişmeleri istediği gibi yönlendirmek amacıyla keyfî karar­lar aldı: parlamentoyu dört defa feshet­ti. Ancak Vefd’in katılmadığı 1931 seçi­mi hariç her fesih, sonrasında yapılan se­çimi (1925, 1926. 1929) Vefd Partisi ka­zandı. Fuâd döneminde hepsi de kısa ömürlü olan üç Vefd hükümeti görev yaptı(Sa’d Zağlûl 1924, Mustafa en-Nehhâs 1928 ve 1930). Siyasî çalkantılarla ge­çen Kral Fuâd yönetiminin son yıllannda Habeşistan İtalya tarafından işgal edi­lince (1935) Mısır İngilizlerce tekrar an­laşıp iş birliği yapmak zorunda kaldı. İki ülke arasında. Kral Fuâd’ın 28 Nisan 1936’da ölümünden dört ay sonra Lond­ra’da bir antlaşma imzalandı.(26 Ağus­tos 1936)

Mısır Bankası’nın kurulmasıyla eko­nomik bağımsızlığa ilk adımın atıldığı Kral Fuâd döneminde Mısır’da eğitim ve kültür sahasında önemli faaliyetler gözlenmektedir. 192S yılında Kahire’de Gize’de Câmiatü Fuâdi’l-evvel teşkil edil­di. Ezher Üniversitesi’nde reformlar ya­pıldı. Ayrıca el-Cem’iyyetü’l-Melekiyye li’l-coğrafyâ, el-Cem’iyyetü’1-Melekiyye li’l-iktisâdi’s-siyâsî ve’l-ihsâ ve’t-teşrr ve Mecmau’l-lugati’l-Arabiyye gibi mü­esseseler kuruldu. Kral Fuâd Türkçe, İtal­yanca, Fransızca ve orta seviyede İngilizce biliyordu. Dinî değerlere de sahip çıkan Fuâd, 1920’lerde Arap dünyasında başla­yan hilâfetin geleceğiyle ilgili tartışma­lara katıldı. 1924’te Türkiye’de hilâfetin kaldırılması üzerine halife olmaya talip olduysa da onun bu isteği diğer Arap li­derleri tarafından kabul edilmedi.

TDV İslâm Ansiklopedisi