Hz. Muhammed’in Cenazesinin Yıkanması, Kefenlenmesi, Gömülmesi

Hz. Muhammed’in vefatından sonra Ebu Bekir’in halife seçilmesi ile hilafet işi halledildikten sonra, Hz. Muhammed’in teçhiz ve defin işine geçildi.

Hz. Muhammed, elbise çıkarılmadan yıkandı. Ali bin Ebu Talib, “Hayatında ve mematında pâksın” diyerek yıkar; Abbas bin Abdülmuttalib oğlu Fazl bin Abbas ve Kusem O’nu çevirir; Usame ile Şükran su dökerlerdi.

Hz. Muhammed’in elbisesinin çıkarılıp çıkarılmayacağı konusu tartışıldı. Neticede elbisesi ile yıkanmasına karar verildi ve yıkandı. Gasil işi bittikten sonra, bu kez nereye defnedileceği konusu tartışıldı. Ebu Bekir, bu konuda Hz. Muhammed’ten duyduğu: “Peygamberler öldükleri yere defnedilirler” mealindeki hadis-i şerifi nakledince, tartışma sona erdi.

Ebu Bekir, mezar işlerinden anlayan iki kişiye haber gönderdi. Bunlardan ilk gelen Ebu Talha, Medine usulü bir lâhid hazırladı. Bu arada cenaze namazı herkes tarafından ayrı ayrı kılındı. Bu epeyce uzun sürdü. Hz. Muhammed’i kabrine, Ali ve Fazl bin Abbas indirdiler. Bu işte kendilerine, Kuşem, Şükran ve Evs bin Havli yardım ettiler. Hz. Muhammed’in kabrinin bulunduğu yere halen hücre-i saadet minber ile mihrabının bulunduğu yere Mescid-i Nebi ve hücresinin çevresine de Ravza-i Mutahhara denilmektedir.

Hz. Muhammed’in vefatı dolayısıyla ilk gün bütün ashab şaşırmış olduğu için defin işi ancak ertesi günü, yani salı (9 Haziran 632) günü yapılmıştır. Bu arada, ilk öğleden sonra, İslâm cemaatini yönetecek halifenin seçilmesi işi yapılmıştır ki, bu şekilde hareket, ileride meydana gelmesi muhtemel fitnenin önlenmesini sağlamıştır.