Hz. Muhammed -Türk Hat Sanatında- Hakkında Bilgi

19

Hz. Peygamber, insan yaratılışında mevcut güzellik duy­gusunu İslâm terbiyesiyle şekillendirerek yazının sanat seviyesine yükselmesinde etkili olmuştur. Bu sebeple bütün hat üs­tatları yazıya aktardıkları dinî heyecanlarını Hz. Muhammed’in adı, şahsiyeti ve hadisleri etrafında göstermiş, birbirinden güzel kitap, levha ve kitabeler meydana getirmişlerdir.

İslâm medeniyetinin estetik değerle­rinden biri Resûl-i Ekrem’in, “Allah gü­zeldir, güzeli sever” ifadesidir. Böylece Hz. Peygamber, müslümanlann her türlü çirkinlikten arın­mış bir ruh ve fikir güzelliğine sahip olmalarını, iç temizliğinin hayatın bütün safhalarına estetik davranışlar ve sanat hareketleri şeklinde yansımasını hedef­lemiştir. Sanat faaliyetlerini ve insan ru­hunda tabii bir eğilim olan sanat gücünü dinî hayatın daha içten, feyizli yaşanması bakımından teşvik etmiş, insanların uzun bir tecrübe sonucu ulaştığı bilgi ve sanat birikimine vahyin ışığında istikamet ver­miştir. Sanatla imanı birleştirerek ona ilâhî bir vasıf kazandıran Resûl-i Ekrem sanat adı altında toplumun düzenini bo­zucu, tevhidi ve ahlâkî değerleri yıkıcı ha­reketlere karşı çıkmıştır.

Hz. Peygamber’in sosyal gelişme ve yükselme için gerekliliğini önemle vur­guladığı konulardan biri yazı olmuştur. Yirmi iki harften ibaret Câhiliye devri Arap yazısı yirmi sekiz sesten oluşan di­lin kusursuz yazılması için yetersizdi. Kısa sesli harfler, benzer harfleri birbirinden ayıran noktalama işa­retlerinin bulunmayışı okuma ve yazma­da güçlüklere ve hatalara sebep oluyor­du. Öyle anlaşılıyor ki Câhiliye devrinde ve hicretten sonra bir asırlık dönem içinde yazı hafızaya yardımcı durumdaydı. Şekil, harf ve imlâ eksiklikleri­ne rağmen Resûl-i Ekrem yöre halkının bildiği bu yazıyı vahyin yazılması ve öğre­tilmesi için kullanmış, bir taraftan da harflerin belli kurallara uyularak okunaklı ve güzel yazılması, estetiği, noktalama ve harekeleme gibi konularda birtakım tav­siyelerde bulunmuştur. Nitekim, “Allah beni bir öğretmen olarak görevlendirmiş­tir”,  “Çocu­ğun anne ve babası üzerindeki üç hakkı güzel yazmayı, yüzme ve ok atmayı öğ­retmesi ve ona helâl rızık yedirmesidir” buyurması konuya ver­diği önemi göstermektedir.

Bütün işlerinde ince bir zevke ve este­tik anlayışa sahip olan Hz. Peygamber kâ­tibine, “Hokkaya lika koy, kalemi eğri kes, besmelenin bâ’sını dik yaz, sîn harfinin dişlerini, mîm’in gözünü açık, ism-i celâli güzel yazmaya gayret et, “rahmân’da ka­lemin mürekkebini yenile, nûn’un çana­ğını uzat, ‘rahîm’i de güzel yaz” diyerek besmelenin göze hoş gelecek biçimde yazılmasını tavsiye eder­ken estetik değerleri ortaya koymuş, böy­lece yazının sanat seviyesine yükselme­sini hedef olarak göstermiştir. “Bilgiyi ya­zıyla bağlayın  “Güzel yazı gerçeğe açıklık kazandırır” sözleriyle de bilginin kaybolmaması için güzel yazıyla kaydedilmesini istemiş, bunun insanın akıl ve his dünyasını zenginleştirip mut­luluk vereceğini belirtmiştir. Onun bu sözleri yanında okuduğu ahenkli Kur’an âyetleri, mûsikiye ve şiire karşı hassas olan devrin insanlarının ruhundaki sanat duygusunu uyandırmıştır. Mescid-i Nebevî’nin Suffe denilen bölümünde asha­bına bizzat ders vermiş, ayrıca burada Kur’an’ı ve okuma yazmayı öğreten kişi­ler görevlendirilmiştir. Suffe’deki öğrenci sayısının 400’e yükselmesi üzerine Medi­ne’nin diğer mahallelerindeki dokuz mes-cidde de yeni okullar açılarak okuma ve yazma yaygınlaştırılmıştır.