Hz. Danyal Peygamber Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

88

Danyal. Kitâb-ı Mukaddes’e göre Benî İsrail peygamberlerinden olan kutsal kitap yazarlarından biri.

Ahd-i Atîk’te adı Dânîel olarak geçmektedir. Ahd-i Atîk’te bir başka Dânîel daha zikredilmektedir ki onun kutsal kitap yazarıyla ilgisi yoktur. Muhteme­len bu ikincisi, Ugarit metinlerinde nak­ledilen Fenike geleneğinin meşhur salih ve bilge kişisidir. Dânyâl İbrânîce’de “Tanrı hükmetti” veya “Benim hakîmim (savunucum) Tanrı’dır” anlamına gelmektedir.

Dânyâl’in hayatı hakkındaki bilgi, Ahd-i Atîk’te kendisine nisbet edilen Daniel kitabında bulunmaktadır. Bu bilgilere gö­re Dânyâl, milâttan önce VI. yüzyılda Bâ-bil sarayında yaşamış bir yahudi pey­gamberidir; İsrâiloğulları’nın Yahuda ka­bilesinden ve kral zürriyetindendir. Yahuda Kralı Yehoyakim’in (Yoyagîm) saltanatının üçüncü yılında (m.ö. 606), Buhtunnasr’ın (Nebukadnezzar) Kudüs’ü ilk kuşatması sonunda, he­nüz ergenlik çağında olan Dânyâl (muh­temelen on dört yaşında) arkadaşları ve diğer esirlerle birlikte Babilonya’ya gö­türülür. Orada harem ağalarının reisi Aş-penaz’a, “kral zürriyetinden ve asilzade­lerden, kendilerinde hiçbir kusur olma­yan, görünüşleri güzel ve her hikmet­te anlayışlı ve bilgili ve fenden anlayan gençleri”, ileride saray hizmetinde çalış­tırmak için Keldânîler’in yazısını ve dili­ni öğretmek üzere seçmesi emredilir. Seçilenler arasında, adı Belteşatsar ola­rak değiştirilen Dânyâl ile arkadaşları da vardır. Dânyâl kralın güzel yemekle­riyle ve içtiği şarapla “kendini murdar etmemek için” harem ağaları reisine yalvarır ve ondan sadece sebze ile su ve­rilmesini ister. Sonunda isteği kabul edi­lir ve böylece yahudi şeriatında yasak olan şeyleri yemek ve içmekten kurtul­muş olurlar. Allah, Dânyâl ve üç arka­daşına her çeşit kitap ve hikmette bilgi ve akıl bağışlar; ayrıca Dânyâl’e bütün rü’yet ve rüyaları anlama kabiliyeti ve­rir. Bunlar üç yılın sonunda huzura çıka­rılırlar ve Buhtunnasr kendileriyle ko­nuşunca bütün ülkedeki sihirbaz ve fal­cılardan on kat üstün olduklarını görür. Daha sonra sarayda görevlendirilen Dân­yâl, Pers Kralı Kuruş’un (Cyrus) saltana­tının birinci yılına kadar (m.ö. 538) bu görevinde kalır.

Buhtunnasr. gördüğü kötü bir rüya­nın hiçbir yorumcu tarafından aydınlatılamaması üzerine Dânyâl’in de dahil olduğu Bâbil’in bütün hikmet sahibi adamlarının öldürülmesini emreder. Fakat Dânyâl Allah’a yalvarır, nihayet kendisi­ne kralın gördüğü rüyanın tabiri bildiri­lir. Bu başarısı üzerine Buhtunnasr Dânyâl’e secde kılarak onun Allah’ının ilâhların Allah’ı ve kralların rabbi olduğunu kabul eder; sonra da Dânyâl’i Bâbil vilâyetine hakîm ve bütün hik­metli adamlara reis yapar.

Daniel kitabında Buhtunnasr’ın Dânyâl’e gösterdiği İlginin, onun oğlu oldu­ğu ileri sürülen Kral Belşatsar tarafından da devam ettirildiği bildiril­mektedir. Buna dair rivayetlerin birine göre Kral Belşatsar’ın verdiği bir ziyafet sırasında sadece parmaklan ve ayası gö­rünen meçhul bir el sarayın duvarı üze­rine bir yazı yazar. Hiç kimsenin okuya­madığı bu yazıyı Dânyâl okur ve mâ­nasını açıklar. Bu yazıyı okuyacak olan kimse için kralın daha önceki vaadine uygun olarak Dânyâl’e. itibar sembolü olmak üzere erguvan renginde bir elbi­se giydirilir, boynuna altın gerdanlık ta­kılır ve ülkede üçüncü hükümdar olaca­ğı ilân edilir.

Keldânî Kralı Beişatsar’ın öldürülmesi üzerine onun yerine kral olan Med Darius Dânyâl’i vezir yapar. Dânyâl diğer vezir­lerin ve emri altındaki satrapların kıs­kançlığı sebebiyle aslanlar çukuruna atı­lır, fakat aslanlar ona zarar vermez, Darius’un hükümdarlığının birinci yılında Bâbil esaretinin yetmiş yıl süreceğine dair Yeremya peygambere verilen bilgiyi kitap­lardan öğrenen Dânyâl oruç tutar, dua eder, İsrâiloğullan’nın suçlu olduğunu kabul eder, tövbe eder ve Allah’tan kendilerini tekrar Kudüs’e döndürmesini diler. Bunun üzerine Cebrail gelerek bu iş için yetmiş haftalık bir sürenin hükmolunduğunu bildirir. Pers Kralı Kuruş’un üçüncü sal­tanat yılında (m.ö. 536) bu dünyanın güç­leriyle göklerin melekûtu arasında vuku bulacak son çatışmanın rü’yetini görür. Dânyâl, Buhtunnasr’ın saltanatının başından itibaren Medli Da­rius ve Persli Kuruş’un saltanatları dö­nemine kadar peygamberlik yaptığına göre oldukça uzun yaşamış olmalıdır. Ancak ne zaman ve nerede vefat ettiği bilinmemektedir.

Ahd-i Atîk’te Dânyâl ile ilgili olarak verilen bilgilerde hatalar mevcuttur. Dân-yâl’in Bâbil’e götürülüşü. Yahuda Kralı Yehoyakim’in saltanatının üçüncü yılında (m.ö. 606), Buhtunnasr tarafından Ku­düs’ün kuşatılması ve mabedin hazine­lerinin kısmen yağmalanmasıyla tarihlendirilmektedir. Halbuki söz konusu ta­rihte ne Kudüs kuşatılmış ne de mabe­din hazineleri yağmalanmıştır. Diğer taraftan Bel­şatsar Buhtunnasr’ın oğlu olarak tanıtılmaktadır. Halbuki Babilonya Krallığfnda böyle biri yoktur; Me­zopotamya geleneği Belşarusur diye birinden bahsetmektedir; ancak o da Buh-tunnasr’ın değil son Bâbil kralı Nabonid’in oğludur. Kitâb-ı Mukaddes’te Belşatsar’dan sonra krallığa Medli Darius’un geçtiği belirtilir. Ancak tarihte Medli Darius diye birisi de bilinmemektedir.

Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde Dânyâl’in ne ismi ne de kendisiyle ilgili herhangi bir bilgi yer alır. Dânyâl diğer İslâmî kay­naklarda mürsel olmayan nebî ve bir bilge kişi (hakîm) olarak takdim edilir ve hayatıyla ilgili Kitâb-ı Mukaddes’ten kay­naklanan bazı rivayetler nakledilir. Bu ri­vayetlere göre Dânyâl peygamberler zürriyetindendir ve Buhtunnasr’ın Kudüs’ü işgalinden sonra Bâbil’e götürdüğü esir­ler arasındadır. Buhtunnasr’ın gördüğü rüyayı tabir etmesi üzerine Dânyâl ve ar­kadaşlarına iyi davranılmış, Buhtunnasr işlerinde ona danışmaya başlamış, bu­nu çekemeyen Mecûsîler, Buhtunnasr’ın ilâhına tapınmıyor, onun sofrasından ye­miyor diye onu krala şikâyet etmişler, bunun üzerine Dânyâl yırtıcı hayvanların bulunduğu bir çukura atılmışsa da hiç­bir zarar görmemiştir. Melek tarafından aynı çukura atılan Buhtunnasr ise hay­vana dönüşmüş, yedi yıl bu vaziyette kal­mış, daha sonra eski şekline döndürü­lerek krallığına devam etmiş ve Dânyâl ile arkadaşlarına tekrar değer vermek zorunda kalmıştır. İslâmî kaynaklara gö­re de Buhtunnasr’dan sonra onun oğlu­nun krallığında meçhul bir el tarafından sarayın duvarına yazılan esrarengiz ya­zıyı okuyup yorumlayan Dânyâl daha son­ra Bâbil diyarındaki Süs şehrinde yaşa­mış ve orada ölmüştür.

Bazı İslâmî kaynaklarda, Dânyâl’in ce­sedinin Hz. Ömer zamanında Ebû Mûsâ el-Eş’arî tarafından fethedilen Süs şeh­rinde kralın hazine dairesindeki bir oda­da bulunduğu ve cenaze namazı kılına­rak defnedildiği şeklinde mevsuk olma­yan rivayetler nakledilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi