Hüseyînzade Ali Turan kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

22

Hüseyînzade Ali Turan kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: Ulusçuluk akımına öncülük eden düşün adamlarından Hüseyinzade Ali, Bakû’nun Salyan kasabasında doğdu (1864). Yükseköğrenimini Petersburg Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümü’nde tamamladı (1889). İstanbul’a gelerek Askeri Tıbbiye Mektebi’ne girdi (1890). Hekim olarak katıldığı Türk-Yunan Savaşı’ndan dönüşünde Tıbbiye Mektebi’nde öğretim üyeliği yaptı (1900-1903). Gizli çalışan “İttihat ve Terakki” örgütlerine katıldığı için Kafkasya’ya kaçmak zorunda kaldı. Orada “Hayat”, “Füyüzat” dergi ve gazetelerini çıkardı. II. Meşrutiyetin ila­nından bir süre sonra yeniden İstanbul’a geldi, “ittihat ve Terakki”nin mer­kez yönetim kurulunda görev aldı (1910-1918). Tıbbiye Mektebi’ndeki öğre­tim üyeliğine Cumhuriyet döneminde emekli oluncaya kadar devam etti (1910-1933). İstanbul’da öldü (1942).

Dr. Hüseyinzade Ali, Tiflis’te bulunduğu evrede “Hayat” ve “Füyüzat”ta (1906) çıkan yazılarında Türklük, Türklerin bilimler karşısındaki tutumları, yazı ve dil sorunları üzerinde yaptığı araştırmalarda Ziya Gökalp’ten çok Önce çağdaşlaşma sorununa değinmiş, gelişen batı uygarlığını değerlendirerek, İslam uygarlığına bağlı Türklerin durumunu tartışmıştır. Yazara göre Türklük varlığını yarattığı uygarlıktan almaktan, çağdaş ede­biyata kadar uzanan bir dil gerçeğiyle güçlenmektedir. Batıda “ şarkiyatçı­lar”ın çalışmalarıyla gün yüzüne çıkan bu gerçeğe bilimsel bir öz kazandır­mak görevdir. Türk uygarlığını ortaya koyacak olan esas sanat yapıtları meydana çıkarılmalıdır. Dernek açılmalı, üniversitelere dersler konulmalı, bir yandan arkeolojik çalışmalarla uygarlığın kökleri araştırılırken, bir yan­dan da dil ve edebiyat verimleri üzerine eğilmelidir.

Türk kültürünün kaynağını hümanizmden aldığı için XX. yüzyılda da çağdaşlaşma koşullarına uyacağını öne süren Hüseyinzade, Türkçenin Arapça etkisinde kalmasını Fransız ve İngiliz dillerinin Yunan-Latin dille­rinden yararlanmasıyla karşılaştırarak doğal sayar. Ancak yapısına uygun sözcükleri alarak zenginleştiği görüşünü savunur.

Önerileri ve genellikle İslam geleneklerine bağlı kurumlan yadsıma öl­çüsüne varmayan tutumu ile İslamcılarla Türkçüler arasındaki kopuşmaları ortadan kaldıracak bir düşün düzeyi yaratmaya çalıştığı kabul edilmiştir.

Kaynak: Çağdaş Türk Edebiyatı , Meşrutiyet Dönemi 2, Şükran KURDAKUL, 1994, Evrensel Basım Yayın.