Hürrem Sultan Hamamı Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

24

Ayasofya Hamamı, Ayasofya Camii’nin karşısında inşa edilen XVI. yüzyıla ait bir çifte hamamdır. Erkekler kısmının kapısı üstünde bulunan ve Hüdâyî mah-laslı şair tarafından yazılan manzum kitâbesindeki tarihin hesaplanışında bazı güçlükler olmakla beraber rakamla 960 (1553) yılı verildiğine göre bu tarihte yapıldığı anlaşılmaktadır. Hamam, kita­besinde “sultanî” şeklinde tavsif edil­miş, Mimar Sinan’ın eserlerini bildiren tezkirelerde ise “merhume Haseki Sul­tan Hamamı” olarak adlandırılmıştır. Böylece Ayasofya Hamamı diye bilinen bu yapının Kanunî Sultan Süleyman’ın zevcesi Haseki Hürrem Sultan için, onun vakıflarına gelir sağlamak üzere Mimar Sinan tarafından yapıldığı anlaşılmakta­dır. İstanbul’un merkezî bir yerinde, he­men Atmeydanı (Sultanahmet Meydanı) ke­narında ve Ayasofya ile Sultan Ahmed camileri arasında yer alan Ayasofya Ha­mamı, 1913’teki İshak Paşa yangınına kadar yoğun bir yerleşmenin ortasında bulunuyordu. 1814’te İstanbul’a gelen Polonyalı Kont E. Raczynski, seyahatna­mesinde, içinde yıkandığı bu hamamı tasvir ettiği gibi 1824’te basılan kitabı­nın levhaları arasında planını da yayım­lamıştır.

Yangından sonra etrafındaki mahalle ortadan kalkan ve bakımsız bir halde kalan Ayasofya Hamamı’nda, 1916-1917 yıllarına doğru müze olmak üzere bazı değişiklikler yapılmasına girişilmiş, er­kekler ve kadınlar kısmı arasındaki böl­me duvarında geçit açılmış, erkekler kıs­mı önündeki revak yenilenmiştir. Fakat daha sonra müze yapılma tasarısı ger­çekleşmemiş, yalnız 1930’larda hama­mın içinde bir halı sergisi düzenlenmiş­tir. Sonraki yıllarda bu çok değerli tarihî eserin lâyık olmadığı işlere tahsis edildi­ği, önce belediyenin gaz ve benzin depo­su, daha sonra Devlet Basımevi’nin kâ­ğıt ambarı haline getirildiği, hatta bir ara kömür deposu olarak kullanıldığı gö­rülmüştür. Bu arada içinde tahribat da olmuş, döşeme yer yer çökmüştür. 1957-1958’lerde mimar Cahide Tamer tara­fından tamir edilerek büyük kubbelerin tepelerindeki fenerler kapalı kubbecikler biçiminde yapılmış, son yıllardaki ikinci tamirde buniann yerlerine normal, açık fenerler inşa edilmiştir.

1986’da yeniden tamirine başlanan ha­mamda soyunma yerine yeni ahşap böl­meler yapılmıştır. Uzunluğu 75 metreyi bulan, İstanbul’un en güzel ve en büyük hamamlarının başında gelen bu mimari eserin iki kısmı birbirini takip edecek şekilde uzunlamasına inşa edilmiştir. Ayasofya’ya bakan taraftaki erkekler kısmının soyunma yeri (camekân) diğe­rinden biraz büyük, kubbesi daha yük­sektir. Bu kısmın girişindeki revak aslın­da üç bölümlü iken 1916-1917 yılların­da buraya bütün cepheyi kaplayan altı mermer sütunlu bir revak eklenmiştir. Bunun beş bölümünden ortadaki kısım kubbeli, yanlardaki dördü aynalı tonoz­larla örtülüdür. Hamamın iki büyük ca­mekân kısmı muntazam taş ve tuğla şe­ritleri halinde inşa edilmiş olmasına kar­şılık orta kısımlar kaba yontulmuş taş­lardan yapılmıştır.  Marmara’ya  bakan yan cephe boyunca ise su haznesi ve kül­hanlar uzanmaktadır.

Her iki kısım da aynı plana göre yapıl­mış olup, kubbeye geçişlerin köşe tromp­ları ile sağlandığı soyunma yerlerini üçer bölümlü soğukluklar takip eder. Soğuk­luğa geçiş veren kapıların üstleri davlumbazlıdır. Birbirine bitişik olan hara­ret (halvet) bölümleri dört eyvanlı siste­me göre yapılmıştır. Ortada göbek ta­şının bulunduğu bölüme açılan mihrap şeklindeki kapılar, eyvanların arasında­ki halvet hücrelerine geçişi sağlar.

Erkekler kısmı kapısının kemeri çift renkli taşlardan işlenmiş ve mermerden bir çerçeve içine alınmıştır. Camekân bölümlerinde, altlarında pabuçluk yuva­lan bulunan mermer sedirler uzanmak­tadır. Daha önceleri ortada bir şadırvan ve bunun ortasında mermerden dilimli bir çanağa su fışkırtan üç yunus heykeli biçiminde birer fıskiye vardı. Başka bir eşi bulunmayan, hatta belki de Batı’dan ganimet malı olarak getirilen fıskiye, ha­mamın 1986’daki tamiri sırasında yeni­den havuzun ortasına monte edilmek üzere bekletilmekte idi. Göbek taşında ve bazı yerlerde renkli mermerle diğer taşlardan, kakma tekniğinde yapılmış geometrik bir süsleme bulunmaktadır. İçerideki zarif süsleme izleri ise hama­mın ilk yapıldığında zengin şekilde tez­yin edilmiş olduğuna işaret sayılabilir.

Kültür Bakanlığı’nca Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden kiralanan ve 1988 yılı için­de bir sergi açılan Ayasofya Hamamı, Türk mimarlık tarihinde hamamlar ara­sında önemli yer tutan bir eser olduğu gibi Mimar Sinan’ın meydana getirdiği bu tür eserlerin en gösterişlisidir. Ayrı­ca İstanbul’un birçok sanat ve tarih anı­tının topluca bulunduğu bir yerde Os­manlı devri Türk mimarisinin temsilcisi durumunda bulunmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi