Hünkar Camii -Bosna, Saraybosna- Tarihçe, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

13

Hünkâr Camii. Saraybosna’da esası XV. yüzyılda yapılan cami.

Câmi-i Atîk. Ebülfeth ve’l-Megâzî Sul­tan Mehmed Han Camii adlarıyla da ta­nınan bu ibadethanenin şehirde pek çok vakfı bulunan Bosna sancak beyi İshak Bey veya oğlu îsâ Bey tarafından yaptırıl­dığı ve mahallî rivayetlere göre şehri ge­zen Fâtih Sultan Mehmed’in camiyi be­ğenmesi üzerine onun adının verildiği ka­bul edilmektedir. Gazi İshak Bey’in bura­daki hayratının ilki olan zaviye ve mevle-vîhâne ile imaretin 866 yılı Cemâziyelev velinde (Şubat 1462) düzenlenen vakfiye­sinden caminin de bu yıllarda yapılmış ol­duğunu çıkarmak mümkündür. İlk müslüman yerleşiminin kurulduğu camiyi çev­releyen mahalle 1516 yılına kadar Hatip mahallesi Hatibovo Mahala adıyla anıl­maktayken bu tarihten sonra Eski ma­halle ve Sultan Mehmed Eski Camii ma­hallesi (Stara-Atik Mahala) daha sonra ise Hünkâr mahallesi Careva Mahala olarak anılmıştır. İlk yapısı ahşap (Ayverdi’ye gö­re belki sadece çatısı ahşap) olan Hünkâr Camii 962-968 (1555-1561) yılları arasın­daki bir eşkıya baskını sırasında yanmış ve yapı 974’te (1566-67) kagir olarak ye­niden inşa edilmiştir. Evliya Çelebi, 1070 (1659-60) yılında çıktığı seyahatte uğra­dığı Saraybosna’daki camileri anlatırken burada bir îsâ Paşa Camii’nden bahsede­rek 926 (1520) tarihli Arapça kitabesinin kopyasını verir. Bu kitabede zikredilen ya­pı acaba Hünkâr Camii adıyla tanınan eser midir? Bu ihtimal gerçek olduğu takdir­de cami hakkında bilinenlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Her ne olursa olsun bugün Hünkâr Camii olarak tanınan yapı mimari üslûbu bakımından bir XVI. yüzyıl Osmanlı eseridir.

Hekimoğlu Ali Paşa’nın divan efendisi Şehdî Osman Efendi 1173 (1759-60) yılın­da yapıya bir kütüphane eklemişse de bi­na 1912’de yıkılmış ve kitapları Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. Mehmed Fâzıl Paşa 1264’te (1848) cami­nin iki yanına kanatlar ilâve ettirmiştir. Bu tamir ve ilâvelere dair şair Zîver Bey’in sekiz beyitlik Türkçe manzumesi hattat Mehmed Rifat Efendi tarafından yazıla­rak taçkapı alınlığına konulmuştur. Kül­liyeyi teşkil eden yapılardan medrese, mektep ve hamamdan ise bir iz kalma­mıştır. Yine aynı hayır sahibinin Fâtih Sul­tan Mehmed adına yaptırdığı köprü de XX. yüzyıl içinde yenilenerek bütünüyle yok edilmiştir.(bk. Hünkâr Köprüsü)

Tek kubbeli, kare mekânlı tipte inşa edilmiş olan Hünkâr Camii dıştan 15,42 15,32 m. ölçüsündedir. Mermer sütunla­ra oturan sivri kemerli ve evvelce kubbeli olduğu tahmin edilen son cemaat yerin­den girilen taçkapı da sivri bir kemerin içinde açılmış olup derin bir niş ve kavsaradan yoksundur. Kare planlı harimi yaklaşık 13 m. kadar çapı olan pencereli, se­kizgen kasnaklı bir kubbe örter. Kareden kubbeye geçiş için köşelerde içleri dilimli tromplar kullanılmıştır. Bunların altların­da köşe pahlarının başlangıçlarında beş sıra mukarnas yapılmıştır. Aslında yan cephelerde alt sırada üçer pencere var­ken binaya 5 m. genişliğinde kanatların ilâvesi yüzünden bunlar kapatılmış, yan­larda olan üst pencereler de kullanılmaz olmuştur. Kıble duvarında ise alt ve üst­te ikişer, mihrap üstünde de bir yuvarlak pencere vardır.

Yüksek bir görünümü olan mihrap faz­la süslü olmamakla beraber ahenkli ve za­riftir. Nişin üst kısmında XIX. yüzyılın ka­lem işi nakışlan ile bezenmiş altı sıra mu­karnas bulunmaktadır. Caminin mimari­sinde hâkim olan asil sadelik minberde de görülür. Zarif bir kapısı bulunan minber, klasik üslûbun bütün güzel orantılarına sahip olduğu gibi yan cephelerde de ileri derecede sadelik hâkimdir.

Harimin içindeki kapının iki yanında alt­lı üstlü ahşap mahfiller vardır. XIX. yüzyıl eseri olduğu görülen bu yayvan kemerli mahfiller tornada çekilmiş ağaç korkuluk­lar ve ahşap direklere sahiptir. Ortada ise üstte dışa çıkan yarım yuvarlak bir cum­bası bulunur. Sağdaki minareye duvar ka­lınlığı içinde köşede açılmış bir iç kapıdan girilmektedir. Rumeli’deki camilerin ço­ğunda görüldüğü gibi pahlı minare gövdesi cami yapısına nisbetle oldukça yük­sektir. Şerefe çıkması üç sıra mukarnasa oturur. Minare yakınında Şeyh İbrahim Türbesi yer almaktadır. Caminin hazîresindeki kabirlerin çoğu korunarak günü­müze ulaşmış, kitabeleri ise M. Mujezino­vic tarafından yayımlanmıştır.

Ekrem Hakkı Ayverdi, Bosna’daki Türk mimari eserlerinden de bahsettiği 1956′-da yayımlanan makalesinin resimleri ara­sına Hünkâr Camii’nin ilaveleriyle birlikte bir plan-krokisini de koymuştur. 1981’de basılan kitabında ise yalnız cami gösterilmiştir. İlk plandan öğre­nildiğine göre caminin avlusunun iki ya­nına dörder kubbeli revaklar yapılmış olup bunlar hem avluya hem de dışa açıktır. Her bir kubbe içeride ve dışarıda sütunla­ra dayanan kemerler tarafından taşınır. Avlunun giriş kısmını ise başlı başına mi­mari hüviyete sahip bir blok işgal eder. Bu yapı, iki yanlarda kubbeli bir çift bü­yük mekânla aralarında yer alan. dış ka­pıdan avluya açılan geçit dehlizi ve bunun iki yanındaki dörder kubbeli mekânlardan oluşmuştur. En uçtaki iki büyük mekân­dan sağdaki Cemâat-i İslâmiyye merkezi ve müftülük, soldaki ise 1994 yılına kadar Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi olarak kul­lanılıyordu. 19S6’da yayımladığı makalesiyle bu camiye dair 1981’de verdiği bil­giler arasında bazı farklılıklar bulunan Ay­verdi. bu kısmın 126S”te (1849) Mehmed Fâzıl Paşa tarafından diğer eklerle birlik­te yapılmış olduğu görüşündedir.

TDV İslâm Ansiklopedisi