Hugo Braun Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

30

BRAUN, Hugo (1881-1963)

Alman hekim. Mikrobiyoloji, parazitoloji ve salgınlar bilgisi üzerine çalışmaları ile tanınır.

7 Nisan 1881’de Prag’da doğdu. Yahudi asıllı bir ailenin çocuğuydu. İlk ve ortaöğrenimini Prag’da tamamlayan Braun tıp öğrenimini de gene aynı kentteki Alman Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yaptı. Tıp öğrenimini tamamladığı 1907’den 1910’a değin Prag, Bremen ve Berlin’de çeşitli tıp enstitülerinde hijyen, farmakoloji ve patoloji konularında araştırmalar yaptı. 1910-1912 yılları arasında Frankfurt-am-Main Hijyen Enstitüsü’nde çalıştı; 1912 yılında aynı kurumda bakteriyoloji kürsüsü yöneticisi oldu. 1933 yılına kadar bu görevini sürdüren Braun 1912-1913 yılları arasında “tripanozoma” konusunda araştırma yapmak üzere hükümet tarafından Afrika’daki Alman sömürgelerine gönderildi. 1918’de profesörlüğe yükselen Braun, 1931’de yaptığı başarılı araştırmaları dolayısıyla Paul Ehrlich Ödülü’nü aldı. 1933 yılında Nazi Hükümeti’nin ırkçı tutumu yüzünden görevden alındı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’ne çağrılan Braun, “Mikrobiyoloji, Salgınlar Bilgisi ve Parazitoloji” kürsüsünde yönetici olarak göreve başladı. Savaş sona erince 1949 yılında Almanya’ya geri döndü; Münih’te Ludwig Maximilian Universitesi’nin Tıp Fakültesi’nde Hijyen ve Mikrobiyoloji Enstitüsü yöneticiliğine seçildi. 1951’den başlayarak Alman Tüberküloz Araştırma Enstitüsü’nde de çalışan Braun buradaki çalışmalarından dolayı 1960’ta Robert Koch Ödülü’nü aldı. 1963 yılında Münih’te öldü.

Braun’un ilk araştırmaları kolera vibriyonları üzerindeydi. Daha sonraki bir çalışmasında komple-man birleşmesi yöntemi ile antijenlerin ortaya çıkarılmasını inceleyerek, o dönemde egemen bir yargıyı çürüttü ve hastalıkların seyrinde vücut sıvılarının antijen olarak kullanılması ile yapılan kompleman; birleşmesi reaksiyonuyla infeksiyonlarm teşhis edilemeyeceğini gösterdi. 1912-1913 arasında Afrika’da uyku hastalığı dahil çeşitli hastalıklara yol açabilen birhücreli bir asalak olan tripanozoma üzerine yaptığı araştırmaları sırasında, hazırladığı antijenle yapılan kompleman fiksasyonuyla, amilin bulunmayan vakaların teşhisinin yapılabileceğini ortaya koydu. Ayrıca, kurutularak öldürülmüş tripanozomalarla, hayvanlarda infeksiyona karşı bağışıklık oluşturabileceğini de gösterdi. Ancak tripanozomaların antijen bakımından, seruma dirençli pek çok değişik türlerinin varolduğunu, o yüzden aşı ve serumundan yararlanılamayacağını saptadı.