Hitabet İslamda, Araplarda, İslami Hitabet, Çeşitleri, Özellikleri

31

Câhiliye döne­mi. Araplar’ın İslâm öncesi dönemde hi­tabete büyük Önem verdikleri ve meşhur hatiplerin yetiştiği bilinmektedir. Ancak sözlü rivayete dayanan bu edebî mahsul­ler zamanımıza ulaşmamış, ulaşanların sıhhati konusunda da tereddütler vardır. David Samuel Margoliouth gibi şarkiyat­çılarla başta Tâhâ Hüseyin olmak üzere bazı çağdaş müslüman yazarlar Câhiliye şiirine olduğu gibi Câhiliye hitabetine de şüpheyle bakmışlar, bunların Emevîler devrinde üretildiğini ileri sürmüşlerdir. Araplar’a komşu olan milletlerin milâttan beş asır öncesine ait edebî metinlere sa­hip olduklarını kabul eden bu yazarların, Araplar’ın milâttan beş asır sonrasına ait hitabet örneklerini otantik saymamaları mâkul görünmemektedir. Halbuki Eksem b. Sayfî gibi bazı Câ­hiliye hatipleri İslâm’a yetişip müslüman oldukları gibi birçok hatibin hutbeleri­ni bizzat rivayet eden yakınları İslâmî dö­nemde henüz hayattaydı. Hz. Peygam-ber’in huzurunda çeşitli kabilelere men­sup hatipler konuşmalar yapmışlardır. Bu konuş­malarda dönemin hitabetine ait özellik­leri tesbit etmek mümkündür. Kabile ha­yatı, kabileler arasındaki mücadeleler ge­nellikle hitabete de yansımış, hitabetin konulan buna göre oluşmuştur.

Câhiliye devri hitabetinin başlıca tema­larından biri karşılıklı övgü ve yergidir. Bir hatip kendi kabilesinin kahramanlık, cömertlik gibi erdemlerini dile getiren bir konuşma yaptığında rakip kabile hatip­leri hemen buna cevap verirlerdi. Rebîa el-Esedfnin hakemliğinde Ka’kâ” b. Ma’bed ile Hâlid b. Mâlik’in ve Herim el-Fezâ-rfnin hakemliğinde Alkame b. Ulâse ile Âmir b. Tufeyl’in yaptığı konuşmalar bu türün en meşhur örneklerindendir.

Câhiliye hitabetinin en zengin örnekle­rini kabileler arasında meydana gelen sa­vaşlarda yapılan intikam konuşmaları teş­kil eder. Bunların en meşhuru, Hânî b. Ka-bîsa eş-Şeybânî’nin Araplar’ı İranlılar’a karşı savaşmaya teşvik eden konuşmala­rıdır. Bunun yanında ara bulma ve barışa çağrı mahiyetinde konuşmalar da yapılırdı. Kays b. Hârice’nin Dâhis ve Gabrâ savaşlarının sona ermesini sağla­yan uzun konuşması bunların en meşhurlarındandır.

Nişan ve düğün törenlerinde yapılan konuşmalara “hıtbetü’l-imlâk” denirdi. Eski Arap âdetlerine göre evlenmek iste­yen erkeğin yakınlarından hitabeti güçlü bir kişi damat adayının erdemlerini sayan bir konuşma yapar, buna kız tarafından bir kişi cevap verirdi. Hz. Peygamber’in Hatice ile evlenmesi münasebetiyle Ebû Tâlib’in yaptığı konuşma bu türün en gü­zel örneğini teşkil eder. Kültürlü ve bilge kişilerin hita­beleri edebî açıdan önemlidir. Bu türün en meşhur Örneği Kus b. Sâide’nin Ukâz panayırında irat ettiği, Hz. Peygamber’in de dinleyiciler arasında bulunduğu rivayet edilen hitâbesidir.

Câhiliye dönemi hitabetinin bir türü de elçi kabullerinde, hükümdar meclislerin­de, ayrıca panayırlarda ve çeşitli toplan­tılarda yapılan konuşmalardır. Eksem b. Sayfî’nin. Amr b. Hind’in kardeşini taziye için yaptığı konuşma türünün en güzel örneklerindendir. Ölen bir kimsenin vasiyetleri de bir hita­bet çeşidi olarak görülmüş olup bunların en beğenileni. Âmir b. Zarib el-Advânî ile Eksem b. Sayfî’nin kavimlerine hitaben yaptıkları vasiyetlerdir. Kâhinlerin gaipten haber veren seçili söz­leri Câhiliye devrinde itibar gören bir hitâbet türüydü.

Nikâh ve barış konuşmalan dışında ge­nellikle kısa olan Câhiliye hitabelerinin en belirgin özellikleri mukaddime ve hatime­lerinin bulunmaması, bol seçili ve kısa cümleli olmaları, irticalen söylenmeleridir. Câhiliye hatipleri, nikâh hitabeleri dı­şındaki konuşmalarını ayakta yüksek bir yerde veya binek sırtında yaparlardı. Topluluğun karşısına düzgün bir kıyafetle çık­mak, elinde baston, kılıç veya mızrak bu­lundurmak, başa sarık sarmak, irticalen ve rahat bir şekilde konuşmak bu dönem hitabetinin kurallarındandır.

Câhiliye döneminde hatibin toplum için­deki yeri genellikle şairden hemen sonra gelir veya onunla aynı düzeyde görülürdü. Hatta Câhiz’in verdiği bilgiye göre başlan­gıçta şairler hatiplerden üstün tutulur­ken zamanla şairlerin sayısı artıp şiir bir kazanç vasıtası haline getirilince hatip şa­irden üstün kabul edilmeye başlanmıştır. Hatiplerin çoğunlukla kabile reislerinden ve­ya bilge kişilerden olmasının da bunda et­kisi vardı. Şairler genellikle kabilenin söz­cüsü olmakla beraber kabileler arası atış­ma ve övünmelerde bu görev çok defa hatiplere verilirdi.

Kaynaklarda Câhiliye devrinde yaşadı­ğı rivayet edilen birçok hatibin ismi geç­mektedir. Özellikle İyâd ve Temîm kabi­leleri hitabetteki üstünlükleriyle tanın­mıştır. İyâd kabilesinden Kus b. Sâide, Zerkâ ile Lakit b. Ma’bed; Temîm’den Eksem b. Sayfî, Hâcib b. Zürâre ile Kays b. Âsim; Kinâne’den Hz. Pey­gamber’in dedelerinden Kâ’b b. Lüey, Hâşim b. Abdümenâf ve oğlu Abdülmut-talib ile Utbe b. Rebîa, Süheyl b. Amr; Kays Aylân’dan Kays b. Hârice el-Gatafânî. Lebîd b. Rebîa el-Âmirî, Âmir b. Darib el-Advânî; Yemen’den Ubeyd b. Şeriyye el-Cürhümî, Zübeyr b. Cenâb, Kays b. Şem-mâs ile Sabah el-Himyerî ve Bâhile’den Sehbân meşhur hatiplerdendir. Konuş­malarında insanları putları terketmeye ve Allah’a ibadete çağıran, “emmâ ba’dü” şeklindeki başlangıç sözünü ilk defa kul­lanan, konuşma sırasında yüksek yere çıkmak, kılıç veya asaya dayanmak gibi âdetleri başlatan Kus b. Sâide ile (ö. 600). Araplar’ın hekim ve kadılarından olup te­fekkür ve duygu yüklü konuşmalarını ata­sözleri ve vecizelerle süsleyen Eksem b. Sayfî (ö. 612) Arap hitabetinin en ünlü isimleridir.

İslâmî Dönem