Hellmut Ritter – Doğu Mitolojisinin Edebiyata Etkisi

Hellmut Ritter – Doğu Mitolojisinin
Edebiyata Etkisi

Karşılaştırmalı Edebiyat Metinleri

Edebiyat Tarihinin Konusu ve
Delilleri

Edebiyat
kelimesinin Fransızca karşılığı littérature’dur. Bu kelimenin aslı lettre’dir
ki harf demektir. (s. 11)

…birtakım
duygular müşkülatla dolu insan hayatına tahammül etmek kuvvetini verir. İşte
bütün bu çeşit eserler hep dar manada kullanılan ittérature’a aittir.

Geniş
manada kullanılan ittérature: Buraya kültür eserleri de girer.

Edebiyat Tarihinde Usul

İran
Edebiyatı kendi kendine siyasi hayatla paralel olarak üç büyük devreye ayrılır.

a)      Ahamenitler
devri

b)      Sâsâniler
devri

c)      Arap
istilalarından sonraki devir. (s. 15)

(Sosyal
Bakımdan Edebiyat Tarihi)

…edebiyat
tarihi yazanlar, yazı eserlerini doğuran sosyal nedenlerden bahsederler.

…çöl
hayatı aşk için çok olumsuz şartlara tabidir.

…yalnız
ilkbaharda kısa bir müddet için halk bir yere toplanır ve aşk ancak bu mevsimde
olur. Sonra kabileler ayrılır. O vakit âşıklar da ayrılırlar.

…bu
nesip tarzıdır.

Abbasiler
zamanında hayat şartları değişti. Artık şairler şehirlere geldi ve şehir
hayatının etkisiyle yeni bir edebiyat doğdu ki bunun en meşhur temsilcisi Ebû
Nüvâs’tır.

…dini
nedenler de buraya girer. Mesela ramazanda geceleri geçirmek için edebi
eğlenceler yapılır…

(Üslup
Bakımından Edebiyat Tarihi)

Kâtip
Çelebi / Keşfüzzünûn

Bu
eser kitaplara göre tanzim edilmiştir.

Bursalı
Tahir Bey / Osmanlı
Müellifleri

Bu
eser çok mühimdir.

Hicri
4. yüzyılda yaşamış olan Ebû Temmâm ile Buhturî arasında çıkan bir münakaşada
Sûlî, Ebû Temmâm’ı tutmuş ve onu müdafaa için Ahbâr-ı Ebû Temmâm adlı meşhur
kitabını yazmıştır. Bu eserde o zamanki tenkit usulünü görebiliriz. (s. 17/18)

İran Edebiyatı ve Tezkireler

  1. Çehar Makâle / Nizâmî Arûzî-i
    Semerkandî’nindir. Şairler kısmı Hicri 550’de yazılmıştır.

  2. Lübâbulelbâb / Muhammed
    Avfî’nindir. H. 600-625 arasında Hindistan’da yazılmıştır.

  3. Tezkiratuşşuerâ-i Devletşah / 1843’te
    Hoca Fehim tarafından Türkçeye Sefînetüşşüerâ adıyla tercüme edilmiş ve
    basılmıştır.

  4. Mecâlisunnefâis / Ali Şîr
    Nevâyî’nindir. H. 896’da yazılmıştır.

  5. Tezkiretunnisâ / Fahrî b.
    Emîrî’nindir. Kadın şairler tezkiresidir.

  6. Tuhfe-i Sami (Sâm Mirzâ Tezkiresi)
    / Devletşah’ın zeylidir.

  7. Heft İklîm / Ahmed Râzî’nindir. H.
    1002’de yazılmıştır.

  8. Sahhaf İbrahim (Suhuf-i İbrahim) Tezkiresi

  9. Mecma’ulfusehâ / Rıza Kuli
    Han’ındır.

İslamiyet Öncesi İran Edebiyatı

Hintliler
ve İranlılar eskiden bir milletti. (s. 23)

İran
kelimesi Eran / Aryan’dan türemiştir.

Babil’de
takriben M.Ö. 1760’ta hüküm süren “Kassiens”ler zamanındaki ilahlar arasında
Schuryat (Şuryat) adlı bir ilah vardı ki bir Ariyen ilahtır; güneş ilahıdır.

Eski
Hint ve Cermenlerin ilahları tabiiydi.

Mithra
ve Varuna

Bu
ilahlar Hintlilerin ve İranlıların ilk devrelerinde müşterekti. Sonradan
Hint’te ve İran’da ayrı ayrı şekillerde gelişim gösterdi. (s. 24)

Göçleri

İranlılar

İlk
münferit göçleri müstesna, kitle olarak M.Ö. 1000 yıllarında batıya
gitmişlerdir.

…bir
kısmı Hazer’in kuzeyinden, diğer bir kısmı ise güneyinden geçmişlerdir.
Kuzeyden geçenler İskitler ve Sarmatlardır.

Güney
yolcuları

I-                  
Saklar

Semerkand’ın
doğusunda oturuyorlardı.

II-               
Sogdlar

III-            
Hârezmler

IV-            
Kevir Çölü’nün batısında kalanlar

İlk
kavim Medlerdir.

Hükümdarları
Astiyeges’tir. Bunların devleti 558’de Ahamenitlerin kurucusu Kyros tarafından
mahvedildi.

Medlerin
dilinden bir iki kelimeden başka bir şey kalmamıştır.

V-               
Kyros’un kurduğu devlet Ahamenitlerdir.

Bunların
sonuncu hükümdarı Üçüncü Darius’tur. M.Ö. 330’da İskender tarafından mağlub
edilmiştir. Bunların lisanından kalma kelimeler, kitabeler vardır. Buna Eski
İranca denir.

VII-Ardaşîr
(Erdişîr) Sâsânîler Devleti’ni kurdu. Bu devlet, Yezd-i Cerd zamanında 636’da
İslamlar tarafından mahvedildi.

Partların
ve Sâsânîlerin lisanı Pehlevicedir.

Bu
Pehlevice yavaş yavaş bugünkü Farsçayı doğurmuştur. (s. 26)

Edebiyat

İran edebiyatının özelliği epik =
destansal
olmasıdır.

Arap edebiyatı liriktir.

Bu
da Sami ruhu ile Ari ruhun farkını gösterir.

Ahamenitler
zamanından bize kitap olarak yalnız Avesta gelmiştir. Bu kelime ne demektir? “Metin” demektir. Zıddı olan “Zend” tercüme, şerh manasına gelir.

Avesta

Bir
kanundur. Muhtelif zamanlarda muhtelif muharrirler tarafından yazılmıştır.

Böyle
kitaplara “kanon” derler.

Kelimenin
aslı Yunancadır ve “ölçü aleti” demektir. (s. 29)

Sâsânîler
zamanında eski Avesta lisanı unutulunca onu yeni lisana çevirmek lazım geldi.
Bu her dinde böyledir. Yahudiler dini dilleri olan İbraniceyi unuttukları
zaman, cumartesi günleri toplandıkları “midraş”larda (medrese) okunan şeylerden
bir şey anlamaz oldular. O zaman bunları halkın konuşma dili olan Aramiceye
tercüme ettiler ki bu tercümeye “targum” derlerdi. Halbuki sonradan da
Aramiceyi unuttular.

Avesta’nın
Pehleviceye tercümesi Husrev-i Nûşirvan zamanında düzeltildi ve Avesta’nın
taksimi başladı. (s. 30)

Eskiden
Avesta 21 “nesk”ten ibaretti. Bunlardan bize ancak 19. nesk olan “Frendidat”
adlı nesk geldi. Bu da bu dinde yalnız dini merasimde kullanılan pratik
formüller ve ayetlerden ibarettir.

…bu
parçaların adları “yasna”, “yaşt” olarak adlandırılmaktadır.

Araplar
bunlara “tendiyat” derler.

Fransızcası
“Hymne”dir. Bir de “hürde Avesta” vardır ki küçük dualardan ibarettir.

Gatalar
Avesta’nın en eski kısmıdır.

(Zerdüşt)
Sirius (Arapçası Şuara / Şuarâ-iyemânî, İranca ismi “Bistria”) ile de mücadele
ediyor.

Bugünkü
âlimler “Présaratustrtich” Zerdüşt’ten evvel olan “Yaşt”ları M.Ö. 7. yüzyıla
koyuyor.

Sâsânîler
zamanında yapılan Pehlevice özetler vardır ki Zerdüştîliğin eksikliğini
tamamlamaya yaramaktadır. Bunlar kaybolan “Nesk”lerin özetleridir.

…en
mühimleri üç tanedir:

  1. Bundahişn (asıl yaratılış, esas): Bu kaybolan
    yaratılış (Dandat) neskinin özetidir.

  2. Den Kard (Dîn-i ibadet)

  3. Meno Kherad (Ulv-i hikmet)

Eski
İrancada ê / î olmuştur.

Bu
“den” kelimesi de sonra “din” olmuş ve Arapçaya geçmiştir. (s. 32)

Kozmogoni

Bunun
zıddı Eschatologie’dir.

(Avesta)
Buradaki aktörler somut “hayır” ve “şer”dir.

Hayır
ve şer ezelden beri mevcuttur.

Bütün
mevcudatın tarihi bu iki prensip arasındaki mücadeleden ibarettir.

Sami
dinlerde esas fikir, merkezi mefhum iradidir.

İran
dini ise iradi değil, izahidir; âlemin manasının izahıdır.

Âlemin
sonunda hayrın galip olacağı fikri Mazdeizm’den sonra gelen dinlere de etki
etmiştir.

Yahudiler
Babil’de İranlıların etkisi altında kaldıktan sonra bunu dinlerine ithal
etmişlerdir.

Başlangıçta
hayrın temsilcisi Ahuramazda, şerrin ise Ehrimen’dir.

Hürmüz,
Ehrimen’in hırsı yüzünden kendisine taarruz edeceğini evvelden bilir ve savaşta
silah olmak için “ulvi halk”ı yaratır (Menûk).

Hürmüz
iyi bir dünya yaratmak için barış teklif eder. Fakat Ehrimen razı olmaz. O
zaman Ahuramazda, Ehrimen’e karşı etkili bir dua okur. Ehrimen bu duayı duyunca
hemen kendinden geçer ve baygın bir halde üç bin sene kalır. Bu zaman içinde
mahlukat ulvi halden (Menûk) süfli hale (Getik) getirilir.

Mevcudatın
sonunda ilk öküz ve ilk adam vücuda gelir (Öküz çiftçilik yapan milletler için
çok mühimdir).

Ehrimen

…uykudan
uyanır. Yılan şekline girerek mahlukat içine karışır. Ordusu da böyle yılan,
akrep ve haşerat şeklinde bütün dünyayı kaplar.

Gâv-ı
evvel (ilk öküz) ve insân-ı evvel ölür. Bu Ehrimen’in hüküm sürmesi de üç bin
yıl devam eder.

Nihayet
son devir gelir.

Ehrimen
mağlup olur ve yaratılış tamamen eski haline, temiz haline döner.

Zerdüştîliğin
sistemi budur. (s. 35)

Avesta’da
iki din vardır. Zerdüşt’ün vaazları, Gatalar ve sonra eski ilahlara ait kısım.

Ahuramazda,
Ehrimen’e karşı mücadeleye başlarken kendisine yardımcı olmak üzere kozmik
insanı (insan-ı evvel) veya bu Gayumerd’i yaratmıştır.

Gayumerd
bu savaşta yaralanıyor ve ölüyor.

Bu
ölen Gayumerd’in vücudundan olan, bütün kainatın temsilcisiydi. Maden yeri,
filiz zuhur eder ve onun tohumu toprağa iner ve ondan “ravent” otu hasıl olur.
Bu ottan bir nebat şeklinde ilk insan çifti vücuda gelir. Bunların isimleri;
erkek “Maşa”, kadın ise “Maşiyana”dır. Yani “merd u zen”. (s.
37)

Mani’ye
göre en büyük ilah

Ebu’l
Azame’dir.

Uygurca
yazılmış olan Chuartoanift’te
Manihaizmin esasları bulunmaktadır.

Zerdüştîliğin
esası kozmoloji, Manihaizmin ise halastır.

Uygurca
kitapta

Şöyle
söylenir:

Halasın
yolu marifettir.

Marifete
Gnoses” denir.

Gnostisizm,
kozmogoniden ve âlemin nihayetinden bahsetmez. Onun alaka merkezi ferdin
ruhunun temizlenmesidir.

Gnostisizm
Hıristiyanlıkla aynı zamana rastlar.

Abbasiler
zamanında Manihaizme inananlar vardır. Bunlara “zındık” deniliyor. En eski
manası “Mani’ye tabi” demekti. Türeyişi şöyledir: Zandik, “ik” nispet ekidir.
“k” sonradan düşmüştür. Farsçada “zand” ise tefsir, Avesta tefsiri
manasındadır. (s. 41)

Mani’nin
bu felsefi şeklinin en meşhur temsilcisi İbn-i Mukaffa’dır.

Gnostisizm
sonradan “neoplatonizm” ile birleşmiş ve tasavvufa etki etmiştir.

İnsanın
ilahi kısmının dünyada, madde içinde esir olduğu ve anavatana dönmek
mecburiyetinin bulunduğu fikri gnostisizmden gelmiştir.

İnsan-ı
kamil fikri de gnostisizmden gelmiştir.

Hudayname

Hudayname
Sâsânîlerin resmi tarih kitabıdır.

Yeni Farsça’da Firdevsî Öncesi Şehnameler

Ebu’l-Mueyyed
el-Belhî’nin Şehname’si.

Bu
kitap bize kadar gelememiştir. Kâbusname mukaddimesinde bu eserden bahsedilir.

Ebû
Ali Muhammed b. Ahmed el-Belhî’nin mensur Şehname’si.

Bundan
el-Birunî bahsediyor.

Meşhur
el-Mervezî’nin manzum Şehname’si.

İlk
manzum şehnamedir.

Tus
valisi Ebu Mansur b. Abdurrezzak-i Tûsî.

Dört
mûbede bir mensur Şehname toplatmıştır.

Asıl
nüshası elde yoktur; yalnız bu kitaptan iki kitap çıkmıştır.

a)      Saalebî’nin
Gurretu’l-ahbârî
Mulûki’l-furs
’u.

b)      Bizim
bildiğimiz Şehname ki Dakîkî ve Firdevsî tarafından yazılmıştır.

Ebu
Mansur b. Abdurrezzak-i Tûsî’nin kitabı
ndan bize yalnız
mukaddimesi gelmiştir.

Bu
mukaddime yeni Acemce’nin en eski mensur metin parçasıdır.

Firdevsî’nin Şehname’si

Hudayname’nin
en yeni şeklidir.

Firdevsî’ye
göre Geyumerd otuz sene hüküm sürer. Siyamek, Geyumerd’in oğludur ve Ehrimen
tarafından öldürülür. Siyamek’in oğlu olan Huşeng ise babasının intikamını alır
ve Ehrimen’in çocuğunu öldürür.

Firdevsî’ye
göre ilk sülale Huşeng ile başlar ve Pîşdâdiyân denir. Bu sülalenin isimleri:

Huşeng

Tahmuras

Cemşid

Dehak

Efretun

Minuçihr

Nozer

Zav

Karşasb

Tahmurata

Firdevsî’ye
göre koyunları kırkmayı öğretir.

Devleri
hükmü altına alır.

Bunlardan
sonra Cemşid = Yima aşeyta (Aşeyta / parlak) gelir.

700
senelik padişahlığında silah yapmayı, kumaş dokumayı öğretir. Halkı dört
tabakaya ayırır. Kahinler, savaşçılar, çiftçiler, esnaf.

Devlere
birçok binalar yaptırır.

Nevruz
bayramı onun zamanında başlamıştır.

Fars
edebiyatında pek meşhur olan “Cam-ı Cem” hikâyesi Firdevsî’de yoktur.

Cam
insana bütün âlemi gösterebilir.

İskender’in
aynası da böyledir.

…bu
aleti Mısır kimyagerlerinden Zozimos vermiştir.

Tevrat’ın
Mısır rivayetinde de Yusuf’un elinde bir bardak olduğu söylenir.

İslamlara
göre böyle bir cam Süleyman’ın elinde vardır.

Dehak’a
gelince, aslı “eji dehak”tı. Firdevsî “dehak = çok gülen” yapmıştır.

Şeytan
onu kandırır.

Dehak
bir çukur açar, babasını içine düşürerek öldürür.

Şeytan
onu iki omzundan öper. O zaman Dehak’ın omuzlarından iki yılan çıkar.

Dehak’ın
evinde her gün iki genç kesilir, beyinleri bu yılanlara verilir.

Dehak’ın
korkusundan dağlara kaçan çocuklar Kürtleri teşkil eder.

Demirci
Kâve, on yedi oğlu kesildikten sonra birini bırakmasını rica eder. O da razı
olur. Kâve bundan sonra önlüğünü bayrak yapıp isyan eder ve Dehak’ın yerine
Feridun’u padişah yapalım der. (s. 58)

Zerdüşt’ün
halifesi hakîm Câmasb’dır.

Vamık u Azra

Aslı
Pehleviceydi.

Lâmiî
Türkçeye çevirmiştir.

Bunlar,
birbirlerinin resimlerini görerek âşık olurlar.

…ölünce
iki yıldız olup göğe çıkarlar.

Ferhad ile Şirin

Bu
hikâyeyi ilk defa Bel’amî’nin Taberî tercümesinde görüyoruz.

Kelile ve Dimne

Hintçe
adı Pança Tandra = beş hile veya zeka tatbiki icap eden beş haldir.

…büyük
olasılıkla M.Ö. 300’de Hint’te yazılmıştır. (s. 89)

Bu
kitap ahlaki hilelerden bahsetmez. Burada iyi adam değil zeki adam galip gelir.
Masallardaysa daima aksinedir, daima iyi kazanır.

Birinci
hile birbirini seven iki adamın arasını bir yalancının bozmasıdır. Hikâye
el-Esed ve el-Sevr (Aslan ve Öküz hikâyesidir).

İkinci
bölüm

İsmi
“el-Hûmetü’l-mutavvaka”dır.

İhvanüssefa

Karmatiydiler.
Karmatilik Şiîliğin bir şubesidir.

Büyük
tarihi temsilcileri Mısır’da hüküm süren Fatımîlerdir.

(Bunlara
göre) Cennet imama yakın olmak, cehennem imamdan uzak kalmaktır.

Bunlar
bu felsefeyi alarak sistematize etmişler, bu suretle Arapçada Yunan
felsefesinin yayılmasına kuvvetle âmil olmuşlardır. İsmailîlerin bu hizmeti çok
mühimdir.

Resail-i
İhvanüssefa

İsmailîler
indinde bu risale Kur’an’ın yerini tutar. (s. 93)

İbn-i
Mukaffa

Cihan
edebiyatına bu eseri (Kelile ve Dimne) tanıtan ve sevdiren Abdullah b. Mukaffa’dır.
Onun asıl adı Rûzbih (günün iyi olsun) ve babasının adı Badoe’ydi.

Eserleri:

-En
meşhuru Hudayname’nin Arapça tercümesidir.

-(Bir
diğeri) Kelime ve Dimne tercümesidir.

-Peykârname
(savaş kitabı): Bu kitapta İsfendiyar ile Rüstem arasındaki savaşlardan
bahsedilmiştir.

-Sekiseranname:
Sicistan padişahlarının sergüzeştleri.

-Ayinname:
Bugünkü salnamelere benzer.

-Taç

-Mazdekname:
Mazdek’in yaptıklarını anlatıyordu. Büyük bir kısmı Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde
mevcuttu.

-Risale-i
Tansar: Birtakım nasihatler verir.

Rûdekî

…yeni
Farsça yazan ilk büyük şairdir.

Rûdekî
Semerkand’a yakın Rûdek (küçük ırmak) köyünde doğmuştur.

İranlıların
tabiat hissi yoktur, onların müşebbihün bihleri tabiat değildir.

İran
şairlerinde müşebbihün bihler hep saray hayatına aittir.

Yunan
felsefesindeki ilimlerin sınıflandırılmasına göre ilim iki kısımdır: a) amelî,
b) nazarî.

Amelî
ilimler üçe ayrılır:

  1. Ahlak ilmi, etik

  2. İlm-i tedbir- menzil, ekonomi

  3. Siyaset ilmi, politika

Burada
Aristo ve Eflatun’dan bahsedilmez. Daima Brus adı geçer.

Onun
Yunanca bir tedbir-i menzil kitabı vardır. Bu kitaptan bize iki parça
gelmiştir. Eğer bu parçalarla bu çeşit İslami ahlak kitaplarını
karşılaştırırsak, arada pek bir fark olmadığını görürüz. Şu halde Brus bu
Bryson’dan başka bir kimse değildir. Ahlak kitapları da daima bunun kitabı
taklit edilerek yazılmıştır. (s. 107)

Nasrullah’ın
(Kelile ve Dimne) tercümesi 730’da Kul Mesut tarafından Anadolu Türkçesine
tercüme edilmiştir.

Kelile ve Dimne Nazireleri

         
Marzubanname (Merzbanname)

Rüstem’in
oğlu Merzuban

         
Sindbadname

Aslı
Hintçedir.

İskendername

İskender’in
babası (hakkındaki bir rivayet) Philippos’tur (at seven).

Diğer
rivayet Zevs olmasıdır.

Annesinin
adı Olympos’tur.

Üçüncü
rivayete göre İskender’in babası Mısır’ın son padişahı Nektanebus’tur. (s. 116)

Ab-ı
Hayvan hikâyesi

Glaukos
(yeşil) isminde bir balıkçı vardı. O bir gün ölü balıklardan birisinin bir ota
değerek canlandığını görür. Kendisi de o ottan yer ve bir şeytan olur. Ölmezlik
onun için bir lanettir.

Taberî
diyor ki: “Hızır İskender’in veziriydi. Ab-ı hayvanı bulup ölmez oldu.”

Hızır
yeşil demektir.

Doğu’da
bir de Hızır’la beraber İlyas’tan bahsolunur. İlyas ateşten bir arabaya binerek
göğe yükseldi.

Hızır

İslamlarda
deniz işleri vekilidir. Halbuki İlyas kara işleri vekilidir. (s. 122)

Binbir Gece Masalları

Kitabı
Avrupa’ya tanıtan Galland’dır. 1704’te Paris’te neşretmiştir.

Arapça
metin ilk defa Kalküta’da 1814-1816’da basıldı. 200 geceyi ihtiva ediyordu.

Birinci
yazma, en eski olan Galland yazması Hicri 934/Miladi 1536)’te yazılmıştır. Mamlûkler
zamanında Mısır’da yazılmış olmalıdır.

Masalların
esası Hint’tir.

Andarz / Enderz

Padişah
nasihatleridir.

Bunlara
enderzname veya pendname denir. Arap edebiyatında nasihatülmülük adıyla
meşhurdur.

Tansar Mektubu

En
meşhur pendname budur. Tansar tarihi bir şahsiyettir.

Bu
adam dağınık Avesta’yı toplattı, bir kanun haline getirdi.

Kâbusname

Zeyyârîler
yarı bağımsızdır.

Zeyyârîlerin
yedinci hükümdarı, Unsurü’l-meali Kabus bin Dârâ bin Veşmgîr (voşmgir) adlı
biriydi. 441-462 arasında hükümdarlık yaptı. Oğlu Geylanîlerin son padişahı
Geylan Şah için bu kitabı yazdı. Kâbusname ayrıntılı bir ahlaki ve siyasi
kitaptır.

Siyasetülmülük

Siyasetname
= Siyasetülmülük’tür.

(Nizamülmülk)
Kitapta düşünce ve tecrübelerini yazıyor, sultana nasihat veriyor.

Arap Edebiyatı

Kabile,
her ferdini bütün diğer kabile fertlerinden üstün tutar. Bu hisse “asabiyyet”
denir.

Şair
yazdıklarını kendisine dışarıdan bir şeyin fısıldadığını iddia ediyor.

Araplar
hariçten ilham veren kuvvete cin, şeytan veya tabi adlarını verirler.

…her
şairin bir râvîsi vardır. Şair kaside yapar ve onu irşâd eder.

Râvîlerin

Bilhassa
hafızaları dehşetliymiş. Bir râvînin yüz bin beyit bilmesi bir şey değilmiş. Bu
mübalağalı değildir. Bugün bu hal Habeşistan’da aynen mevcut gibidir. Orada bir
kabile var, Tigre denir. Bedevidir. Sami bir lisan konuşurlar. Bunlardan Nefber
adlı bir râvî vardı. Litmann, onun ağzından altı cilt şiir topladı.

Arapların
şiiri kısadır ve bunda öznel unsurlar çoktur.

Bunun
içindir ki Arap şiiri ekseriya liriktir. (s. 137)

Vezin

En
eski irticalen, düşünmeden söylenmiş şiirlerin vezni recezdir.

Kaside

Arap
edebiyatının en büyük şekli kasidedir.

Kaside
başka dilde yapılamaz.

Kasidede

Önce
“nesib (tasvir)” kısmı gelir. Burada muhakkak bir aşk meselesi söz konusudur.

İslamiyet
Arapları çölden çıkardı.

Artık
şair de fahr yapmaz. Bunu değiştirmesi, padişahın gözüne girmesi lazımdır.

Ve
fahr yerine medih başladı.

Yavaş
yavaş çöl hayatı unutulur.

Artık
cansız şeyler ehemmiyet kazanmıştır.

Av
yapmak şehirlilerin işidir.

Av
şiirlerine “tardiyat” denir.

Av
için köpek ve doğan lazımdır.

Onlar
da şiire girecektir.

Abbasi
şairleri köpeği tasvirde büyük bir maharet gösterir. Bu şairler şarabı da över.
Bu çeşit şiirlere “hamriyat” deniyor.

Bedevi
şair nüansları ve teferruatı sayardı. Abbasi şairse artık teşbih ve istiareler
kullanmaya başlamıştır.

Bu
hal Abbasiler zamanında olmuştur. Bu devirde retorik (bedî’) de başlıyor. Bedî’
“yeni” demektir. (s. 139)

Abbasiler
zamanında şair artık şehirde yapılan “sabuh” âlemlerini tasvir ediyor (güneş
doğmadan evvel şarap içmeye “sabuh” derler).

…ilm-i
beyan

Bu
ilim, sanatların tahlilini yapar. Onun iyisini kötüsünden ayırır, farklarını gösterir.
Bu hususta en eski kitap Abdülkadir-i Cürcanî’nin Esrarü’l-Belaga’sıdır.

Şarabın anasını kurban etmeli

Çocuğunu tutup zindana tıkmalı

(Rûdekî)

Sâmânîler
zamanında şiirde bahsedilen mavzular

Bezm
ve rezm’den ibarettir.

Bezm
şarap içmek ve sevmektir.

Gazel

9/11
beyitten ibarettir. Sonunda mahlas vardır. İçeriği ise âşıkanedir. Bertels gazel
teriminin Sâmânîler zamanında mevcut olduğunu tespit etmiştir.

Sâmânîler
zamanında bulunmayan gazele şeklini veren, Sadî’dir. (s. 153)

Rubaî

Eski
İran halk şiiri şeklidir. Hususiyeti bir şaire isnat olunmasıdır.

Destan

Gazneliler
devrinde aşka dair mesneviler görüyoruz. Unsurî
(Mahmud’un saray şairiydi) Vâmık u Azrâ’yı tercüme etmiştir.

Veys u Râmîn
Selçuklular zamanında yapılmış eski İranca bir mesnevidir.

Sâmânîler
zamanında tabiat duygusunun merkezi bahçedir.

Şark
vahşi tabiatın güzelliğine varamamıştır. Tabiat bir bahçe içine sıkışmış,
zayıflamıştır.

İlk Sâmânî Şairler

İlk
Farsça şiir söyleyen

Muhammed ibn-i Vasıf’tır.

Devletşah’a
göreyse Behram-ı Gûr’dur. (s. 158)

Dağda yaşayan ceylan ovada nasıl koşsun?

Sevdiği yok ki sevdiğinin peşinden
nasıl gitsin?

(Ebû
Hafs Hakîm b. Ahvaz-ı Sogdî)

Rûdekî

Kör
doğmamış sonradan kör olmuştur.

Altı
mesnevi yazmıştır.

Kelile
ve Dimne’yi nazmetmiştir.

İki
mesnevisinin adı malumdur: Devrân-i Âfitâb,
Kelile ve Dimne.

Şehname

Abdurrezak’ın
Şehname’si kaybolmuştur.

Fakat
ondan alınarak vücuda getirilmiş iki şehname vardır: a) Saalebî, Gureru’l-ahbar-i
Mulûk-i Furs
, b) Dakikî ve Firdevsî’nin şehnamesi.

Firdevsî

Dakikî’nin
yarı bıraktığı işe devam etti. Asıl ismini bilmiyoruz, künyesi Ebu’l-Kâsım’dır.

329’da
Rûdekî’nin öldüğü tarihte doğmuştur.

Nizamî-i Gencevî

Fars
edebiyatının en büyük manzum roman şairi ve hamse türünün kurucusudur.

Tam
adı Cemâleddin Ebû Muhammed İlyâs b.
Yusuf b. Zekî Mu’eyyed
’dir.

Türk
bir baba ile Reise adlı Kürt bir
annenin çocuğudur.

Firdevsî
ve Senaî’den etkilenmiştir.

Doğu
edebiyatlarında birçok şaire model olmuştur.

Eserleri:

Mahzenülesrar

Hüsrev ü Şirin

Leylî u Mecnûn

Heft Peyker

İskendername

Divan

Mahzenülesrar,
Erzincan hâkimi Fahreddin Behramşah adına yazılmıştır (1174/1176).

Serî’
bahrinin müfteilün müfteilün fâilün vezniyle nazmedilen mesnevi yaklaşık 2400
beyittir.

Mesnevide
“dünya ve içindekiler nedir? İnsan nasıl arınır? İyi ile yararlı insan olmak
için ne yapılmalıdır?” sorularının cevapları verilmiştir.

Hüsrev u Şirin

Hecez
bahrinin mefâîlün mefâîlün feûlün vezniyle nazmedilmiştir.

5700/7700
beyittir. Konusunu Şehname’den alır.

Leylî u Mecnûn

Hecez
bahrinin mef’ûlün mefâilün feûlün vezniyle nazmedilmiştir. 5100 beyittir.

Heft Peyker

Diğer
adıyla Behramname, hafif bahrinin fâilâtün mefâilün fa’lün vezniyle
yazılmıştır. Eserde Sâsânî hükümdarı Behram-ı Gûr’un av ve evlilik hayatı, yedi
eşinin kendisine anlattığı hikâyeler çerçevesinde işlenir.

İskendername

Şerefname
ve İkbalname başlıklı iki bölümden
oluşur.

Mütekarip
bahrinin feûlün feûlün feûlün feûl vezniyle yazılmıştır.

10.000
beyittir. İskender’in soyu sopu, karanlıklar ülkesine gitmesi, Rum’a dönmesi,
fetihleri ele alınır.

İkbalname
kısmı 3700 beyittir. Bu bölümde İskender daha çok bir filozof olarak karşımıza
çıkar.

Ayrıntı
Yayınları

2011