Helaki Kimdir, Hayatı, Edebi Kişiliği, Hakkında Bilgi

25

Helâkî (ö. 983/1575 [?]) Divan şairi.

Asıl adı Mahmud’dur. Şuarâ tezkirele­rinde Karamanlı olduğu kaydedilmekte­dir. Helâkî müstaidlik seviyesine ulaştık­tan sonra medreseden ayrılarak imam-lıkyapmaya başladı. İstanbul’da ve daha sonra gidip yerleştiği Bursa Yarhisarı’nda ölümüne kadar imamlık görevini sür­dürdü.

Helâkî, gözleri iyi görmediğinden çevresindekilerce Selmân-ı Sâvecfye ve Timurlu Hükümdarı Şâhruh devri şairlerin­den Ârifî’ye benzetilmiştir. Gözlerinin iyi görmediğini bazı rubailerinde kendisi de dile getirir (Dî­van, s. 206). Farsça öğretmekte devrinde bir üstat sayılan ve görme zaafına rağ­men Farsça divanları elinden düşürmeyen Helâkî zamanının Farsça bilen birçok âlimine hocalık yapmıştır.

Şiirlerinde sık sık fakirlikten şikâyet eden Helâkî’nin bu ifadelerinden pek ra­hat bir hayat sürmediği anlaşılmaktadır. Güzellere aşırı derecede düşkün olup on­ların aşkı yüzünden perişan olduğu için Helâkî mahlasını aldığı rivayet edilen şai­rin bu hükmü doğrulayacak çeşitli şiirleri vardır. Ancak kendisini imamlığa ada­mış bir kimsenin böyle zevk ve eğlence âlemlerini terennüm eden şiirlerinin ger­çeği ne ölçüde yansıttığı şüphelidir. Bu­rada, divan şiirinin belli estetik gelenek­lerinin belirlediği bir çerçevenin söz konu­su olabileceği gözden kaçırılmamalıdır.

Helâkî yalın, akıcı, pürüzsüz bir dil kul­lanmış, atasözü ve deyimlerle Türkçe’nin inceliklerinden ustaca faydalanarak gü­zel şiirler yazmaya muvaffak olmuştur. Zatî, Hayalî, Yahya Bey ve Emri gibi şiiri Acem taklitçiliğinden kurtarma yolunda yazdığı manzumelerine birçok eski şiir mecmualarında rastlanmaktadır. Bu du­rum Helâkî’nin onlar kadar olmasa bile sevilerek okunduğunu göstermektedir.

Helâkî divanının tenkitli neşri, yurt dı­şında bulunan iki nüshasına şiir ve nazîre mecmualarındaki diğer manzumeleri de ilâve edilmek suretiyle Mehmed Çavuşoğlu tarafından gerçekleştirilmiştir (bk. bibi). Helâkî mahlası ile Hâfız-ı Şîrâzî’ye yapılmış tahmîslerin ona ait olduğu tah­min edilmektedir. Ancak bu konuda ke­sin bilgi olmadığı için Çavuşoğlu bunları divana almamıştır. XVI. yüzyılda yaşamış aynı adı taşıyan bir başka divan şairi de Dobrucalı Helâkî’dir.

TDV İslâm Ansiklopedisi