Heidegger – Dilin Doğası

Bir şeyin tecrübesine maruz kalmak, bu şeyin bir kadermişçesine başımıza gelmesi, bize çarpması, bizi etkileyerek dönüştürmesi demektir.

Dil ile maruz kaldığımız tecrübede dil kendini dile getirir.

Sözün bittiği yerde hiçbir şey varolamaz.

Dilin varlığı – Varlığın dili

Dil kendini konuşmada gizler.

Herfler seslerin göstergeleri, sesler zihin tecrübelerinin göstergeleri ve sesler ile harfler şeylerin göstergeleridir.

Söyleme; ifşa etmek, görünür kılmak, dünyanın aydınlatıcı, ifşa edici takdimi demek. Du durumda, yakınlık kendisini dünyanın bölgelerinin birbirleriyle yüzyüze geldiği devinim durumu olarak ifşa eder.

Dil, kelimelerin/sözlerin yok olduğu yerde ortaya çıkar.

Göstergenin bir şeyi gösteren bir şeyden dizayn eden bir şeye dönüşmesinin kökleri hakikatin doğasının değişmesindendir.

Kendi başına dil, bir ürün değil, aktivitedir. (Humboldt)

Dil, dildir -> Bu bir teknoloji değildir.

Dil konuşur.

Dil, sessizliğin melodisi olarak konuşur. Dil, yani sessizliğin melodisi farklılık gerçekleştiği ölçüde dildir. Dil şeylerin ve dünyanın farklılığı gerçekleşirken veya olagelirken konuşmasını sürdürür.

İnsana doğasını armağan eden şey konuşmadır.

İnsan Bilimlerine Prolegomena
Hüsamettin Arslan
Paradigma, 2002