Hegel ve Aydınlanma Yüzyılı

Hegel ve Aydınlanma Yüzyılı

Guy Planty-Bonjour  –
Montesquieu’ye Göre Bir Ulusun Genel Ruhu ve Hegelci Volgsgeist

Montesquieu Alman düşüncesi üzerine oldukça belirleyici bir
etki bıraktı.

Lessing, Yasaların Ruhu’ndaki tezleri dinlerin tarihine
uygular.

Herder, Volksgeist (halkların ruhu) temasını tarihsel
araştırmaların merkezine koyar. (s. 9)

Montesquieu’den önce devlet özel hukukla açıklanıyordu.
Montesquieu ise özel hukukun içinde doğmuş olduğu tarihsel karaktere bağlı
olduğunu anladı.

…halkın yaşamını içeren erdemdi.

Montesquieu için erdem, törelerin dile getirilmesidir,
öyleyse bir ulusun genel Ruhu’dur. (s. 19)

Vitaly Kuznetsov – Hegel ve Voltaire’de Tarih Felsefesi

Gençken yazılıp ölümünden çok sonra yayınlanan yazılarında
Hegel bu Fransız Aydınlanmasına çok yakın görünür.

1807’den itibaren Hegel, Aydınlanmanın karşıtı olan bir
tarih felsefesi geliştirir ve ortaya koyar. (s. 37)

…evrensel tarih, özgürlük bilincinin ilerlemesidir. (s. 44)

Marie-Jeanne Königson – Hegel, Adam Smith ve Diderot

Ekonomi politiğin keşfi, Hegelci felsefenin gelişiminde
önemli bir dönemeci belirtir. (s. 52)

Hegel Frankfurt’ta Stewart ve Smith’i okurken, gerek Fransız
Devrimi’nde, gerek kendi döneminde tarihsel olan ne varsa bunları keşfeder; bu,
çalışma üzerine kurulu endüstri toplumunun doğuşudur. (s. 53)

Klasik ekonomi politikanın birinci ilkesine göre emek
değerin temelidir.

Hegel çalışmayı insanın özünün somut dışavurumu gibi sayar.

Makineyle birlikte bu biçimsel etkinliği ortadan kaldırıyor.

Makine (…) insandan öç alıyor. (s. 56-57)

Çalışma mekanikleştikçe emeğin değeri azalır.

Hegel emeğin yabancılaşmasını (…) onu bir yandan gerekli öte
yandan da aşılmaz buluyor.

Diderot, Rameau’nun Yeğeni

…yapıtın kendisinin de gösterdiği gibi, öznel bilincin özelliği
olarak diyalektik, aynı zamanda toplumsal yaşamın da bir ürünüdür. (s. 62-63)

Rameau’nun Yeğeni’nin analiz eden Hegel, parçalanmış bilinç,
sapmanın, tam olarak sapmanın bilincidir. (s. 64)

Diderot’nun diyaloğunda söz konusu olan, kapitalist endüstriyel
toplumun gelişimidir. (s. 65)

Guy Besse – J.J. Rousseau: Efendi-Uşak-Köle

Tüm kültür, olmak ile görünmek diyalektiği içine girmiştir.

Buna göre egemenlik kulluk diyalektiği içine girmiştir
(efendi-köle / köle-efendi). (s. 71)

…filozofun konuşmaları gerçeğe, insanlığa ve genel çıkara
hizmet eder… (s. 72)

İtiraflar’ın baştan sona kadar iyilik bilme için bir kavga
olduğunu anımsamak gerekir… (s. 74)

Uşak çalışmaz, hizmet eder ve uşak olarak efendisi üzerinde
erk sahibi olur. (s. 76)

Türkçeleştiren: Hüseyin Portakal

Cem Yayınları

Mayıs, 2002